bir mecnuna leyla gibi
zemheride yolda kalanları
yurduna kavuşturan meltem sonrası
ecelini ve ekmeğini paylaşan civanmertlerin töresi
sevinçten bir adım önceki
bir han-ı yağmada bir gümüş kaşıktır sevgi
Ne hisseder ki insan
dilinde onca şiir,
onca hitap,
gönlünde hasret, mültecilik,
yıldız olur umutlar
her gece tutkularımın içini aydınlatır
ıssız ve perişan en kuytu köşelerini
ismi konmamış korkular büyütürüm
nice heyecanlara sürüklenir dileklerim
Sevgili kızım
Gözyaşlarının sıcaklığıyla gönlünü Rabbine aç
Kalp bir cehennem kadar hararetli
Pişmanlık duygusuyla için için yanar
Ardından af dile
yorgun düşünceleri sildim hafızamdan
her günü bir tespih tanesi gibi zikrederek
yıldız topladım gecelerden
iki tel saçım birbirine değsin ve yağsın üzerime yağmurlar
gökkuşağı renkleri düşsün üstüme ,bir bedende iki yürek gibi
Sevilmek istemez mi hiç insan?
Sevilmekten tatlısı mı var?
Başka türlü var olabilir mi insan?
Kalbine değer başkaca lezzet mi var?
Sevilmekten daha güzeli mi var?
küllenirken bile güzellikten taviz vermek istemeyen yanımız var
geçmişten günümüze taşımayı arzu ettiğimiz
nesneler mi ,yoksa duygular mı
geçmişin sıcaklığı mı
gizemli ve esrarengizliği mi
bir kuşak ki
özenle ,ilmek ilmek işlendi
ruhsuz
duyarsız
aldırmaz
bencil ve cahil
bir döngüdür bu yüzden su ve ateş
hüzün potasında insanı yandırıp yundurmak için
belki başına baht,
ayağına taht kondurmak için
rüyalara siyah hüzünler düşürmek için
munis bir adamın zihinsel azabı bu
en eski sevdaların üstü küllenir hani
kaç yüz pişmanlık gönül rotasına doğru
her zaman sağanak geçer ya hani
buluttan zerreye bir yolun yolcusu ya
hani şekerin suda erimesi gibi bir şey




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!