hey dünyaya gözlerimi açtığım şehir
şehirleri hasedinden çatlatan gül yüzlü dilber
kanayan yaralarıma merhem
umudun ufuklarında açan sevda çiçeğim
taşınla toprağınla masmavi denizinle
yüreğimdeki sahralara can veren şehir
zindan soğuk ,zindan kirli ,zindan karanlık
karış karış santim santim dolaş dolaş bitmez
basılan her yer tuzaklanmış
işgale uğramış yasaklanmış
erik ağacının yaprakları dökülmüş çiçekleri solmuş
çok uzaklarda akan nehrin gürültüsü
ve de geceden gelen uğultulu sesler…
başı önünde, gözleri yerde,
güçsüzdü
ne kadar zor görüşmemiz
kaç yıl arkadan
kaç şehir uzaktan
ve hep dışarıdan
dünyanın bir okul olduğunu varsayarsak
biz sınavdan sınava koşan öğrencileriz
bu karmaşayla başa çıkmamızı sağlayan
teneffüslerimiz olmalı aslında
soluk almamıza fırsat tanıyan zamanlar
nefes alma anları
insan bu…
günün en vasat saatinde
keyifsizliğin son demlerinde
yaşadığı yorgunluk ve yılgınlık patlamaları arasında bocalayarak
kendine reva gördüğü bu eziyete katlanan tek varlık
yorgunluktan habersiz
acılar değiyor körpelere,
dokunuyor soğuğun nefesi
coğrafyalar dolaşıyor
doğu batı kuzey güney
bak neler geçiyor aklımdan
gir koluma
kulaklarımızı kapatıp etrafa
öylece yürüyelim
şimdi üstümüzden uçmalı
(Şehit düşen bir askerin hikayesi )
televizyonlarda terörle anılan
adı korkuyla yankılanan o şehirdeyim
dağlarda şafak sayarım sanırken
geri hizmette buldum kendimi
şimdi hecelerimizin arasında
aşkın şiirini yazmak isterdim sana
sana aşkı şiir ile yazmak isterdim
aşkı seninle tanımlamak ister
aşkı sende tanımak isterdim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!