İlkay Coşkun Şiirleri - Şair İlkay Coşkun

İlkay Coşkun

Kalemimde Doğan Güneş

Mazinin kıskacında varlığım, çağırır vuslata. Bulmalarımın sonu yine ayrılık yine ayrılık. Gök mavisi umutlarım grileşti zamanla. Güneşe hasret bin yıl öncesi doğmuşum sanki. Yarına yağacak karın, esecek boranın ve dolacak zemherinin soğuğu üzerimdeyken sıcaklık otuz altı derece. Güneşin en sıcak hali, zıddı suyla kavuşma sevdası sarıyor çevreyi. Fazla ışığın, fazla aydınlığın, fazla güneşin kör etiği gözler gibi suyunu çekiyor her şeyin. Akşam olup kızıllık çöreklenip en serin haliyle geri veriyor aldıklarını. Yavuklusuna kavuşan âşık gibi mutluluktan kızarıyor yanakları belki de. Bir de kızdı mı, birlik olup gök kubbe ile döküyor sularını gerisin geri.

Rüyalarımı, sırlarımı taşıyan güneş, bir başka diyarda, başka sokaklarda yolculukta olmalı. Biz gecenin sırlarıyla hemhal olurken güneş, dinlenmeden, uyumadan yolculuğuna devridaim bir seremoniyle revan oluyor. Çiçeğin, toprağın, suyun aşkı hep sana mıdır? Gök kubbenin altında ki koşuşturmalara gülümsemen, gidip gelmelerin bundan mıdır? Gülmelerinle, ağlamalarında, sevinmelerinle avuç ayalarını ısıtmaların bundan mıdır? Bundan mıdır ki her odanın, her sokağın, her pencerenin güneşinin aynı olması? Zemherinin eksi bilmem kaçlarında dahi yüzünü hiç esirgememen, ekşitmemen bundan mıdır?

Devamını Oku
İlkay Coşkun

İSLAM KEMAL AMCA

ellide Arhavi’de gözün açtı
sanatında mahir, rızkını seçti
emri vaki oldu ahrete göçtü
geldi geçti Kemal Poyraz dünyadan

Devamını Oku
İlkay Coşkun

İzmir Yalnızlığında Gül

1 - 35
mekân yaptığın eller Kara/bağlar
kar yağmaz artık yollarına
soğuklar işlemez yüreğine

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Kaçış

öleceğimizi bilip yolculuklara çıkardık erkenden
eskiyen yüzlerin can çekişlerini izlerdik kuytularda
derin derin aksımıza sarılırdık aynalardaki haliyle
kendinden sfenksli bedenlerde saklardık maskeleri

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Kadim Zamanlı Asya

kehribar kokulu asya, kısa gölgeli geniş bir kıta
dağ, bayır, ova güneşe ram, düş mahfesi sanki
bir gün poşu başka bir gün kukuleta bağçelen
giyinik binyılların yalımlı gizemleriyle İstanbul

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Misafir

çepeçevre pervanedir güzele
halden düştüğünde dilde zikri gör
tohum ve goncanın sonu gazele
alemi döndüren hak diyarı gör

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Mor Sevdadır Istranca

çok mekanı dokuduk gözlerimizle, dar sokakları adımladık bir bir
umuda sarıldığımız hazan mevsimlerinde keşfettik hayallerimizi
gönüllerde yeşeren aydın yüzümüz, Hızır makamında demlenirdi
Yıldız dağından gelen koku, kaç mevsimi taşıdı aramıza bilinmez

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Nahçıvan'a Nasıl Gidilir

mesela, Kapadokya'da uçan bir balona
binen Çinlileri seyretmişliğim vardır
kuyulara fısıldadığım sır klişelerim
kırılmaz kavkılar da bu olsa daha iyi

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Nazilli de Düş Erken

yangını sönmüş dağlarının ardında kalan düz ovalarımda hürsün
yüksek harda fırınlanan miğferim, cengaverlerle taçlanır bir bir
meydanlara çıkan efenin cesaretinde açılır tüm kilitleri şehrimin
mehter marşı kulağımda, düşman üzerine yürüdüğümüzden beri

Devamını Oku
İlkay Coşkun

Neme Lazım

ne yaptığını bilmeyen
görüntü, salaş hoyratlandığımız
kızanlardan, kızmalardan sonra
sözü burada havalandırmalıyız

Devamını Oku