Zaman; ağzı bozuk bir rüzgâr, ekmeğin tadını dişliyor,
Hukuk, tozlu evraklar arasında can çekişen son nefes.
Biz bir mısranın diyetini ömrümüzden koparıp verdik;
Alnımızdaki her çizgi bu talan devrinin sadık şahidi.
Dışarısı; çocukların avucunda solan yarım gelecek,
Kadınlar akşamüstü kuyruklarında dilsiz birer feryat.
Eğilmeyen başımız bu karanlık pazarda satılmayan tek mülkümüz;
Kelepçe soğukmuş ne çıkar, asıl içimizdeki bu yangın.
Ne pembe düşler kaldı ne de eski masumiyetin sesi,
Bakışlarımız göz bebeklerimize sığmayacak kadar ağır.
Işık söndü, rüya bitti; geriye çıplak hakikat kaldı.
Otuzumda bir düğüm attım bu hikâyeye, şimdilik burada dursun;
Kalem başka sızılara akar ama bu defterin vadesi henüz gelmedi.
Kayıt Tarihi : 15.05.2026 16:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!