Taş sokaklarında büyüdü bu hüzün…
Diyarbakır akşamları çökerken surların üstüne
eski bir türkü sesi vururdu yüreğimize.
Analar kapı önünde sessizdi,
çocuklar top oynardı tozlu avlularda,
ama herkesin içinde
adı konmamış bir yara vardı.
Bir çay kaynardı ince belli bardakta,
uzaktan hüzünlü bir ezgi karışırdı geceye…
Ve insan o şehirde
sevmeyi de öğrenirdi,
susmayı da…
Ben seni biraz
o memleket gibi sevdim.
Sert rüzgârlı,
yaralı
ama sıcacık…
Gözlerin
Hevsel’de sabaha benzedi bazen,
bazen de bir ayrılık türküsü oldu kulağımda.
Ne zaman adını ansam
eski bir sokak lambası titredi içimde.
Bilirsin,
orada insanlar kolay kolay
“iyiyim” demez.
Çünkü herkesin kalbinde
yarım kalmış bir hikâye uyur.
Ve gece olunca
surlar sessizleşir belki…
Ama insanın içindeki memleket
hiç susmaz.
Ben hâlâ
bir köşe başında
çocukluğunu arayan insanlar görüyorum.
Bir de gözlerinde memleket taşıyanları…
Çünkü bazı şehirler
gidebileceğin yer değildir sadece;
kalbinin içinde ömür boyu taşıdığın yaradır.
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 14:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!