Bir vakti mübârekte vardım da huzuruna,
Tilâvet-i Kur’an’la selâm verdim ruhuna.
Nur yağıyordu sanki dallardan,yapraklardan,
Ve nur fışkırıyordu taşlardan, topraklardan.
GELDİM
Allah’ın ol emriyle yokluktan vara geldim,
İmtihan olmak üzre fani diyara geldim.
Kuşatıldı vatanım globallık adına,
Aldıran yok ne acı milletin feryadına.
En ucuz meta gibi haysiyet işportada,
Adalat keyfe göre işte durum ortada.
Felluce semaları kan ve barut kokuyor,
Mazlumların gözyaşı ciğerimi yakıyor.
Şehirin sokaklarından eninler yükselmede,
Viran hanelerinden imdat sesi gelmede.
Geldi geçti deli dolu çağlarım,
Gam deminde uykuları bölen var.
Hazan vurdu, harab oldu bağlarım,
Gülistanda bir hüzünlü şölen var.
Kavak yeli esmez oldu başımda,
Çağları eskitmiş efkarlı başı,
Zaman düğüm düğüm sır Bilecik’te.
Okur mâzisini toprağı, taşı,
Hayâl saatini kur Bilecik’te.
Edeb-Âli Şeyhim himmet eyledi,
Bir ân bile gitmiyor ki hâyâlin,
Kâlb gibi,ruh gibi hep içimdesin.
Karşımda gülerken o gül cemâlin,
Gönlümü titretir buğulu sesin.
Aşkınla leb â leb dolduğum zaman,
Antik çağdan gelir, üç bin yaşında,
Toprağında tarih tüter İznik’in.
Bir gerdanlık gibi gölü döşünde,
Koynunda şehitler yatar İznik’in.
Selçukludan, Osmanlıdan ses verir,
Zamanın hükmü yok hayallerime,
Bir anda geçmişi gezer, gelirim.
Bu ak saçlı adam, şu küçük çocuk,
Acaba ben miyim der, irkilirim.
Rüyalarda ne mekan, ne boyut,
SEN BURADAN GİDELİ
Sen buradan gideli kışa döndü baharım,,
Hasret girdaplarında perişânım,nâçarım.
Bu şehrin sokakları böyle boğmazdı beni,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!