Beynimin içinde binlerce akrep,
Zehirliyor sanki öz düşüncemi...
Zamanı parçalar yelkovan-akrep,
Saniye didikler durur gecemi...
Menfide müsbeti aradı aklım,
Bu sabah dertleri attım bir yana,
Yüzümü okşayan yele merhaba.
Her çiçek bin sefa veriyor cana,
Sümbüle merhaba, güle merhaba.
Bulutlar toz pembe, güneş sıcacık,
Sisli zamanlara uzanır yaşın,
Gâhi duman, gâhi külsün Edirne.
Taşkın akar Tunca, Meriç, Ergene,
Gâhi ırmak, gâhi gölsün Edirne.
Lala Paşam Bizanslı’dan feth etmiş,
GELDİM YA MEVLANA
Günahkâr hâlimle, âr ede ede,
Türbende mum diye yanmaya geldim.
Destûr ver ya Hünkâr, Şems-i Tebriz’in,
Selâmın edeple sunmaya geldim.
GÖZYAŞI
Zulm ile düşer ise damlası,
Sel olur bentleri yıkar gözyaşı.
Mutlu gülüşlerde rahmet olur da,
Keder kirlerini yıkar gözyaşı.
Dünya dolup boşalmış belki binlerce defa,
Yinede insanoğlu hâlâ onun peşinde.
Gören var mı dünyanın gösterdiğini vefa,
Vefa bekleyen yanar pişmanlık ateşinde.
Şüpheler vicdanımı kemirdi gece gündüz,
Ömür iki nefes arası kadar,
Yoklukla varlığın arasındayım.
Şimdiki yoklar var olacaklar,
Ben ise yokluğun sırasındayım.
Ezelden ebede akar bu ırmak,
Sessizlik şehrine bir dost götürdük,
Ne hatır sordular, ne hâl sordular.
Hânesine husulünce yatırdık,
Ne adres sordular, ne yol sordular.
Bura sakinleri hepsi lâl olmuş,
Bu güzel vatan Anadolu’nun,
Vadisi, ırmağı, ovası ne hoş.
Konuşur hanları ipek yolunun,
Tarihi estiren havası ne hoş.
Selçukludan haber verir Kayseri,
SEVDİĞİM
Gülmedin bir defa, gelip insafa,
Çektirdin hep cefa, yetti sevdiğim.
Göstermdin vefa, vermedin sefa,
Dumanım etrafa tüttü sevdiğim.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!