Bâd-ı saba gibi bu topraklarda,
Mânâ ikliminde gezerdi Yunus.
Âşk-ı Hakk’tan alırdı da ilhamı,
En girift sırları çözerdi Yunus.
Bektaş dergahında kısmet yokudu,
Yüzde doksan dokuz Müslümanmışız
Bu sözlere karnımız tok geçin be! Öyle olsa hal böyle mi olurdu,
Bu riyanız, bu tafranız niçin be!
Dünya nerde sizler nerde bir bakın,
Bir kazayla nice şerler saçıldı
Çeteler meydana çıkıyor Ali.
Devlet sırlarının üstü açıldı,
Komisyon kirleri yıkıyor Ali.
Koalisyon curcunası bir şenlik,
GÖRÜNTÜ
Üstünde canlılar cansızlar ile,
Yıldızlar arası dolaşır dünya.
Boyutlar soyuttan çekerken çile,
Umutlar muştular insana rüya.
Gelişinle huzur bulduk,
Gitme gitme kal ramazan.
Geceleri sürur bulduk,
Gitme gitme kal ramazan.
Bedenleri dinlendirdin,
.Çektiğimiz yeter gayrı elinden,
Sık sık kapımızı çalan irtica
Bulamadık bir anlayan dilinden,
Destursuz meydana dalan irtica.
Bizim mırnav resti çekti bobiye,
“Tarihe sor söylesin”, ben nasıl bir milletim?
Hiçbir çağda olmamış esaretim, zilletim.
Şanım yücedir elbet hür olmaktır izzetim.
Nasıl düştüm bilmem ki, böyle bir garip hale?
Haç’ın tavrına bir bak hor bakıyor Hilal’e...
Dün gece onu gördüm, İstanbul’u alanı
Gemileri karadan denizlere salanı,
Yanında Akşemseddin Molla Gürani vardı,
Etrafımı bir garip nurani ışık sardı,
Ormansız bir vatan düşünmek acı,
Koruyun yanmasın ormanlarımız.
Onlardır yurdumun zümrütten tacı,
Çöllere dönmesin ormanlarımız.
Geyik, ceylan soğuk suyun içerler,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!