Varlığın mutlaktır, yokluğun muhâl,
İdrâke sığmayan haldesin Rabbim,
Kısır akıl ile bilinmez bu hâl
Tecelli tecelli kuldasın Rabbim.
Nurun da, nârın da kulların için,
Ne sihir etti ise etti gül yüzlü peri,
Ruhumu esir aldı ne ölüyüm ne diri.
İçimde acabalar, niçinler furyası var,
Düşündükçe aklımı kahrın azabı basar.
RAZIYIZ
Dost bağında dolanır gönlümüz, efkârımız,
Dost elinden gül alıp, gül satmaktır kârımız.
Kapadık kapımızı kinlere çoktan beri,
Sahra pınarının suyu acıdır,
İçenin içini yakar güzelim.
Vefasız güzelin huyu acıdır,
Gözleri duygusuz bakar güzelim.
Sevip sevip sevilmemek felâket,
Şairim, kaf dağı sırtımda yüküm,
Sırların tahtına kurulan benim.
Böylesi verilmiş ezelden hüküm,
Kurşunsuz, silahsız vurulan benim.
İçimde tufana döner gözyaşı,
Gurbet elde kimsesizim,
Dağ başında yol gibiyim,
Aşk gölünde yüzemedim,
Suya hasret çöl gibiyim.
Yollarında böyle yaya,
Rüzgârların önünde savrulan yaprak gibi,
Dağıldı hayallerim, yıkıldı umutlarım.
Çıktı zıvanasından duygularımın dili
İhanetin kılıcı döndü durdu başımda
Avare düşlerimden aldım binlerce darbe
Sığındığım limanlar masum değilmiş meğer
Hayalim çok ötelerde,
Aralanmış gibi perde,
Bilmediğim bir yerlerde,
Eğlenirim mola verip.
Yüküm ağır, günah kirim,
Bir çağ düşlüyorum gelecek,
Bombalardan, füzelerden arınmış.
Özgürlük üstüne türküler,
Başlar özgürce yüselecek.
Hoşgörü rüzgarı okşayacak yüzleri,
Sevgi yağmurları yağacak,
Eşi eşten ayırırsın,
Kör olası gözün para.
Hep zengini kayırırsın,
Hiç kızarmaz yüzün para.
Her nesneye bulaşırsın,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!