İbrahim Arslan Şiirleri - Şair İbrahim A ...

İbrahim Arslan

Noel Baba İsa seni korusun.

-İsa bana darılmasın ama ben O'nun tanrı olduğuna inanmıyorum!

Noel Baba müslüman mısın?

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Belki de ben hiç gitmemiştim, sana giderim dedim ya. Sana muhalefet etmek zor. Belki sen rüzgarsın ben kırıldı kırılacak bir dal. Belki de esmeni istiyordum başımda. Kırılacağımı düşünmeden. Ve bir dalın üzerinde küçücük bir yüreği olan bir kuş nasıl şakırsa. Öyle işte. Sana muhalefet etmek mi? Neden. Düşünmedim senden başka hiçbir şey. Düşünmeyi kim düşünür yanında.

Sana baktım göremedim kocaman, uçsuz bucaksız İstanbul içinde. Sahi sende İstanbul gibi vefasız, çilelimisin. Sen de kendine bir Fatih mi arzularsın. Unuttun mu beni. Bende seni milyonlarca sevenden alalede birimiyim. Hani İstanbul'u milyonlar nasıl severse yinede.

Ağlatma beni. Bak yüreğim kalmadı. Hergün bir tutam alıp gittiğin için. Gözyaşımda mı ikiyüzlü. Ve ikiyüzlü olmayan bir sen misin? İstanbul'la kıyaslarken seni. Hadi de ikiyüzlü değilim de! İstanbul gibi. İstanbul ne aşıkları alıp yere çarpmış, kanını akıtmış nice aşığın biliyor musun. Ve sen ey güzel. Seviyorum seni diye başım önüne mi gelsin.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

DÜNYANIN ve onların o kadar çok kahramanları var ki: İsteseler 2 dakikada biter bu zulüm... Rabia (4) MISIR (mazlum) , kardeşi Fantastic Four(4) USA. SAHTE KAHRAMAN, kahramanlık maskeleri takmışlar. Bizi kandırıyorlar. Yani isteseler 2 dakikada biterdi bu zülum... Hiçbir kahramanlık göstermeyen kahramanlar utansın. Ey kör dünya, sessiz dünya ses ver... Dünya Hollywood'un bu sahte kahramanlarını bağrına basmamalı artık.

Eli Amerika'nın sadece Amerika'ya uzuyor... İş müslüman'a gelince süper kahramanları da dahil tekme vuracak nerdeyse kahraman olduğunu unutup... Bir de ESED var ki isteseler iki dakika da onu da R-Esetlerler... Nerdeyse 2 yıldır kanlı adamın elleri... Şarıl şarıl akıtıyor. Herkes mışıl mışıl uyuyor. Uyuyor dünya. Uyuyor ABD'NİN süper kahramanları. Bakalım bizim oğlan Polat ne yapacak?

Rabia... İnsan olan dünyaya iki kelime yeter. Ben 4 kelime ettim.... Adının hatrı için.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

O konuşuyordu şimdi. Ne soğuk adamdı...
Şu ise şunun şurasında fazla konuşmadan sözü Eylül aldı.
O'ya sataşıyordu.
- Sen kadın olsan kesin.... dedi.
- Evet bu kadar sıcak olmam, dedi O.
Sıcak, sıcacık olurdum...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Resimdeki ünlüyü tanıdınız, pekâlâ ünsüzü tanıyabildiniz mi?
RESİMDEKİ ÜNSÜZÜ TANIMAK…!
Yazısını, yani bu yazıyı yazmaya başladım şimdi… Hayatta öyle önemli kimseler vardır ki, yaşar ki, onlar yaşarken çok önemsizdirler. Kimse önem vermezler onlara. Onlar hayata ne yazılar yazmışlardır da okumamışlardır onları. Ya da kendilerini okutmayı başaramamışlardır…
Gelin görün ki resimdeki ünlüyü herkes tanır, o ünlü olmuştur. Ünlü oluncaya kadar ne emek sarfetmiş, ne yollardan yürümüştür. Ya da ünlülük onun yakasına o hiçbir şey yapmadan yapışmıştır. Belki doğru yerdedir, doğru zamanda. Belki pes etmek üzereyken tutmuşlardır elinden. Hayal kurduğu hayatı yaşayamaz çoğu kimse!
Bunları yazmak için yazmıyorum. Şu an yazma açlığı var üzerimde. Yazarsam doyacağım belki… Belki yazdıkça daha da acıkacağım. Bu öğle vaktinde midem be adam ne yazıp durursun, git kendine ziyafet çek dese de, onu dinlemiyordum. Dinlemeyi zaten pek sevmez herkes, herkes konuşmayı sever. Herkes tanınmak ister. Herkes o resimdeki ünlü olmak ister… Bilirler çünkü resimdeki ünsüzü kimse tanımaz, kimse kim bu diye sormaz…
Gerçekten de değersizin tekidir! Yoksa değerli taşın yanında ne işi var! Değerli taşın yanında olsa, yaşasa sıradan bir taş, yanındakinin hürmetine değerli safına konulur mu? Biri kolaylıkla elden çıkarken, diğer değerli olan taşa bakmaya, atmaya, satmaya kimseler kıyamaz… Ama değersiz gördüğümüz taşlar bile bu hayatın bir parçasıdır, yapı malzemesidir! Onlarda yaşarlar şu hayatta… Siz ne yerine koyarsanız koyun, onlar da bir varlıklarıdır yaşamın! Ve yeri gelir başınızı yarar!

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Solan bir tek güller, çiçekler değil… Her ciğerime çektiğim havayla birlikte ömrümün hesabından bir hava daha düşüyor…

Kaç yıl kaldı, kaç ay, kaç saat, kaç dakika… Haydi, bugünü en güzel şekilde yaşamaya bak. Hüznü kederi, derdi bir kenara bırak…

Bir gülücük ver. Hesaba katmadan, o da senden olsun…

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Taş, taş olduğunu bilmiyordu. Ağaçların, kuşların ve bir çocuğun söylemesi gerekiyordu ona. Taş, taş olduğu için hiç küsmedi hayata. Taş olduktan sonra değerli olmuşsun olmamışsın ne farkeder... Artık taş olmanın zamanı gelmişti ve taşı gediğine koymanın. Taş gibi yaşayıp taş gibi ölecekti! Ve birgün bile taş olduğundan utanmayacaktı. Biliyor du ki taş bile şu dünya da dünyanın bir parçası. Olmazsa olmazıydı.
Taş'tı adam... Belki aklınıza sellerin bendinden taşması gibi gelir size şimdi bu taş'tı cümlesi... Belki bildiğimiz taş yerine koymazsınız Taş'tı deyince.
Taş yazar mı, okur mu!
Taş seyirci kalır mı!
Taş. Suçlu mu? Suçsuz mu... Kanatmışsa istemeden bile olsa!
Kimin elinde ki taştık biz! Kendi başımıza hiç hükmümümüz yok muydu! Mimar tutarsa elinden taşın o taş bir abide oluveriyordu. Ya kimse tutmasa kolundan nerede biterdi yolu taşın! Taşı kim ne niyetle tutarsa taş o oluyor. Taş ellerde şekilleniyor ki o eller ya sevgi ile ya kin ile tutuyor değil mi taşı!

Devamını Oku
İbrahim Arslan

İlgi: Bu yazı 03.10.2012 ve 29.01.2014 Tarihlerini kapsamaktadır...

(Türk Futbolunun bir yılına benim bakış açımla bakmaya var mısınız...? Türk Futbolu yine başlayacak, bende yine yazacağım bıkıp usanmadan. Futbolumuza 'sevgi' gerek. Daha çok emek gerek... Ve temizlik ve illaki Temiz Lig gerek...!)

__ Futbolda yaşananlar şike dalgasını unutturmak için mi? Şike ne oldu şike yalelel yalelellim. Aklandı mı Türk futbolu yalelel yalelellim. Trabzon mu oldu Şampiyon yoksa Fener mi? Yalelellim.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Gökyüzüne baktı yeryüzünden...
O Gece bir yıldız daha eksildi işte,
Onun yüzünden... Bir melek öldü.
O yıldızı tuttuğu farz edilen...
Ağlama işte sil gözünün yaşını.
ZATEN gidecek sabahı görünce,

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yedi cüce varmış memleketin birinde,
Demir gibi insanlar içinde bir pamuk prenses varmış.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.
(uğraşıyordu benimle evdeki bu sıra!)
Bende uğraşıyordum yedi cüce.
Ve bir pamuk prenses ile.

Devamını Oku