Yandım. Yandım. Yandım da yandım...
Yan! Demeden, Yak! Demeden yandım...
Yandım. Yandım. Yandım...
Ah ben! Hiç yanmadan yanmışım...
...
Yanmanın ne olduğunu bilmiyorsun ey nefis daha!
Ne oldu bize, Pardon neler olmadı bize...
Bataklıktan pis kokular gelmeye başladı burnumuza.
...
Ölen canların hesabını ver- medi yazık öcü,
Menderes'i as, Öcalan'ı asma bu ne!
...
Anacığım...
Gökyüzünde bir kaç bulut ayırdın mı bana, gecesinde üç- beş yıldız sakladın mı benim için. Ağacında benim için kaç meyva var, kaçı tatlı, kaçı acı... Bir sende var ne varsa anacığım yeryüzünün tüm mutluluğu. Bir sen yoksan her şey olsa ne! Neye yarar...
Anacığımın kokusu yokmuş hiçbir gülde. Sanki 'Cennetmiş O' ölmeden gidilen. Ya da cennete götüren yolmuş o. Annem...
(Şimdi bir çözüm süreci vardı önümüzde fırsat, bir çözülme süreci vardı. Bu fırsatı değerlendiremezsek çözümsüzlük süreci devam edecektir. Haydi Türkiye, haydi anneler- babalar evladınız olan ülkemize sahip çıkalım. Bu yükün altına tüm Türkiye girmeyince mesafeler tam alınmaz! Size 2011 Yılında yazdığım yazıyla bir kere daha sesleniyorum.)
Anneler- Babalar!
Hangi derdimizi bitirmek istiyorsak, her derdin Lokman’ı anneler, babalardır… Toprağa yeni yeni şehitler düştüğü şu zamanda terörü bitirecek en büyük silah yine anneler, babalardır…
İşte şiir bu,
Şiir işte bu.
Bu işte şiir,
Bu şiir işte.
İşte bu şiir,
Şiir bu işte.
Sana yenilmek istiyorum bu hayatın aşk adlı oyununda. Sen kazan. Ben sana yenilmek istiyorum... Ummadığın yerden çıkacak değilim karşına Aşk gibi. En zayıf yerinden vuracak değilim, hedefim kalbin de değil, sen gibi... Yüreğimin sesini değil senin yüreğinin sesini dinlemek istiyorum. Ah benim gökyüzüm, gülyüzlüm. Ayın dibinde uyuduğumu unutma. Gelmek istersen yanıma adresimi arama ben gelirim sana. Ben gelirim elimin içine bir iki yıldız koyarak. Saçlarına takmak için.
Yok benim sözüme inanan. Aşkın adama neler yaptırabileceğini kimse bilmiyor ya da unutmuş. Yok benim sözüme inanan. Senin neler yaptırabileceğini bana kimse bilmiyor. İstanbul Fatih'e neler yaptırdıysa o ruhu bile olmayan şehir. Canı, eti, gözü, derisi bile olmayan şehir. Küçümsemeyin bir kalbin bir kalbe olan aşkını. Benim aşkım kalbine evet. Bedenine olsa kaç bin kere solmuştu kim bilir!
Yanımda yedek dursun bir kaç cümle. Sona saklayayım kurşundan tesirli aşk sözcüklerimi. Seni bilmeleri için yazıyorum. Ne kadar yazsamda az olacağını bile bile. Bu zamana kadar anlatamadımsa bu zamandan sonra da anlatacağımı sanmıyorum. Kimsin sen?
şiirler yetmez olur anlatmaya,
seni anlatmaya sözler ağlar...
cesaretin olmaz arkaya bakmaya,
baksan nice dostlar ağlar...
vurmaz olur şiirler hedefini,
Şiirlerin masumluğumu kaldı tatlı cadı...
Yazdın yazdın durdun, durdun durdun yazdın
Belki hedefin kalbimdi, belki on ikiden vurdun...
Ne bilirdin suyun gökten değil, gözümden akacağını...
...
Ah cadı... Sana cadı sözümü bile özleyeceksin,
yarım kalan sevdalar için...sev beni
ayrılığı hiç düşünmeden kaderi,
sonumuz ne olursa olsun
bir kör kurşunla vuruluncaya kadar
ya da sular duruluncaya kadar...
sev beni sev!
Bir ömür boyu esir ettin beni,oldum kölen
Bir cinayet var işlenen,sen katili,ben ölen
Ömrümü içmişim, seninle be sigara...
2004




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?