İbrahim Arslan Şiirleri - Şair İbrahim A ...

İbrahim Arslan

Bir saniye aşk,
Bekle beni bir saniye,
Koşturma beni peşinden.
Bir saniyelik yol bile olsa aramızda,
Bilirim kapanmaz hiç o mesafe.
...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Dolap, dolap niçin inilersin... Cevap verir dolap bir insan gibi, bir insan gibi...

Derdim vardır anın için inilerim... Bir insan gibi dertlidir dolabı Yunus'un...

***

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ey sonsuzluk
Seninde sonun gelir
Ve yalnızlık
Birgün sende bitersin
Delirmeyen tek hücrem sende delir,
Arkana bakmadan

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben İlk yazımda 'Sahip Çık' dedim. Bana da sahip çık. Yani yazarına, yani şairine, yani, öyküne, şiirine, edebiyatına... Bana sahip çıkamazsan 'Biz' sana nasıl sahip çıkalım. Sen sesimizi kısmak istersen, ben nasıl, neden bağırayım. Sen duymuyorsan beni, duymazdan gelirsen, ben nasıl sana konuşayım... Memlekete sahip çıkmak istiyorsan ilk memleketin ahvalini yüreğinden geçtiği gibi yürekten, korkmadan yazan basınına, yazarına sahip çıkmalısın. İlki bu! İşte o ilk yazım. Bana kucağını açan 'Zonguldak HABER'E' TEŞEKKÜR EDERİM. Ne kucak açtı ama :))

/ - Bu linke boş yere tıklamayın, Ne yazık ki yol bitti. Burada 3. yazım yayına alınmadı. Ve bende burada yazmıyorum artık. Yukarıdaki teşekkürü de geri alıyorum. Zira ilk yazıda 'sahip çık' dedikten sonra 3. yazıda sihipsiz bırakıldık... Şimdi o siteden kaldırılan, o sitede olmayan o yazıyı okuyun!

Sahip Çık...!

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Sevgi sevende güzel.
Onun yüreğinde güzel...
Ölmez yaşarsa güzel.
Dağ bayır aşarsa güzel.
Yeri gelir taşarsa güzel...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

(Eski eşim Gül Keskin'e ithafen!)
Yıl 2072

Boğaz manzaralı evinde istanbul'u soluyordu Eftelya... Küçük kızı geldi yanına, Elif. Yüzünde bir sevinç vardı. Birazdan Yusuf'ta gelir diye düşündü Eftelya... Yusuf 12 yaşında, Elif'ten 6 yaş büyüktü...

Elif: Abim şu an 4. katta bence...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Hiç şiirin büyüsüne kapıldınız mı sizde? Herhangi bir şiir sizide 12'nizden vurdu mu? Bir şiir sizide derin düşüncelere daldırdı mı? Herhangi bir şairi sevmez misiniz? Bir şiir ezberlediniz mi? Ömrünüz de kıyınızdan, köşenizden, yolunuz bir şiirden geçmedi mi yoksa!

Şairler öksüzdür biliyor musunuz! Şiirler yetim. Şiirler ağlar ve ağlatır. Her yürek yazamaz o okuduğunuz bir şiiri. Her şiir ise şiir de değildir. Boşa yazılan ve duvarlara yazılan şiirler vardır. Anlamazsınız siz onu zaten sizde bir duvar değilseniz!

Sinema, diziler şairlerimize, şiire kucak açmalı. Bunun örnekleri çok olmalı. İtibar ölen şairlere değil ayrıca yaşayan şairlere de olmalı. Şiir gibi diziler, filmler çıkmalı! Oynamalı! Çekilmeli. Şiire bir yere kadar sırt dönebilirsiniz.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben para verip kitap okuyanları anlamıyorum. Hele hergün sigaraya para verip ayda bir kere de olsa kitap okuma için para vermeyenleri hiç, hiç mi hiç. Abiler kütüphaneler bomboş. Binlerce kitap önünüzde. İstediğiniz, ilgilendiğiniz her kitap. Üye olun. 15 günde bir uğrayın, takılın. Giderken kitabınızı alın, para vermeyin. Elinizde var olan kitapları da hediye edin. İnsanlara hizmete sunun. Bilhassa bunu kütüphaneler haftasında size hatırlatayım dedim. Kütüphaneler bir yetimden farksız. İlgi, alaka, şefkat bekliyor sizden.
Şu an KdZ Ereğli Halk Kütüphanesindeyim. Ne güzel bu vakit kitaplarlayım. Günlük gazetelere baktım. Kitap için genelde masalara bakarım. Ve tarih merakım vardır... Gözüme H. Rider Haggar' dan - SULTAN SELAHADDİN Doğunun Hükümdarı -Kitabı takıldı ilk. Kendi kendime bu kitabı alayım dedim daha sayfalarını hiç çevirmeden. Gazete faslı bitince de kitabın sayfalarını çevirdim, elin oğlu bakalım ne yazmış kahramanım Selahaddin Eyyübi hakkında diyerek. Tabi iyi şeyler yazacak değil ya... Giriş kısmında bir masal uydurmuş... Selahaddin rüyada ve kaçırılan kız kardeşi Zübeyde'nin kızı. Onların Kutsal Dağ dedikleri yerde, Kutsallığı Hz. İsa'dan dağın... Olası bir savaşı görüyor yani... Ve kitap İngiliz Asilzadeleriyle başlıyor. Hilallileri aşağılayıcı, haçlıları üstün gösterme, ak- pak yapma daha ilk sayfalardan dikkatimi çekti... Kitabın sonlarına geçtim. Ya ben okumam bu kitabı, kanaati oluştu... Haklı olduğum kitabın iç sayfalarına baktıkça ortaya çıktı. Selahaddin adam öldürüyor resmen zülm yapıyordu, hemde sivilleri filan gözetmeksizin... Kitap şöyle bitiyordu, anlaşılan Muzafferdik. Aynen yazıyorum...
" O halde sende mi İngiltere"ye dönüyorsun kardeşim? Diye sordu Wulf.
Öfkeli bir fısıltı ve alev alev yanan gözleriyle," hayır" diye yanıtladı Godwin," Haç düştü ancak sonsuza dek değil. Denizlerin ötesinde Haç'ın İngiltere kralı Richard ve birçok başka hizmetkarı var, kilisenin çağrısına uyup geleceklerdir. Her şey bitmeden kardeşim, burada tekrar savaşta buluşabiliriz. O zamana dek elveda"
Godwin'in son sözleri bunlar oldu ve uzaklaştı...
Kudüs'te hep zulmeden kendileri oldular. Güneş Selahaddin'le doğmuştu Kudüs'e, mübarek şehre. Müslümanlar günümüzde yine zulm görüyor niye? Ben Selahaddin"i Yavuz Bahadıroğlu'ndan okumuştum, İYİ Kİ DE ONDAN OKUMUŞUM. Elin oğlu kendi tarihine, kendi kanlı ellerine, Richard'ına sahip çıkmış. Biz Selahaddin Eyyübi'ye bunu çok görmüşüz. Evet BAHADIROĞLU'nun kitaplarını aradım. Sunguroğlu'nu. Elveda Buhara'yı, Cem Sultan'ı, 4. Murad'ı ve Selahaddin'i. Her zaman ki yerinde yoktu, ne şans. Görevliden rica ettim gösterdi. Sağolasın abi. İnternette var. Şimdi bi blog yazılır SELAHADDİN'İ anlatan. Ama yok. Diğer Kitaplarından var. Ama O yok. Cem Sultan'ım, 4. MURAD'IM YOK. Elin oğlunun yüzümüzü kızartan kitabı var mahallenin çocuğu Yavuz Abinin Selahaddin Eyyübi'si yok. Belki başkası okumak için aldı ne bileyim. Ama okuyun bu kitapları ve kütüphanelerimize hediye edin. Biz okuduk yetişen nesilde okusun...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Kayıp kelimesini buldu mu dersiniz, yitirdiği kelimeyi buldu mu dersiniz, hep varolacak ama unutulan cümleyi hatırladı mı dersiniz, yeniden 'sevgi' ye yapışmış, tutunmuştu şair...

Sevgi kalplerde solamazdı, sevginin rengi hep 'yeşil' di... Hep yeşermeliydi yüreklerde. Ve karşıt tüm kelimeler bavulunu toplayıp gitmeliydi ülkemden! ! ! Sevgi ile atmalıydı kalpler. Kendim için değil kızım 'Sevgi' için yazmalıydım bu satırları...

Başlangıç yapmalıydım yine, yeniden küllerimden doğmalıydım... Yeniden yazmalıydım. Milliyet Blog'da inadına inadına yüreğimle kalmalıyıdım. Biliyordum kimse 'kal' demeyecekti... Ya da bir kez kal diyenler ikinciyi demeyecekti... Ya da ağır eleştirilerle sen zaten gidip gidip gelirsin denilecekti... Bugüne kadar evet haklı çıkardım şimdi o kimseleri... Biliyorum hepinize belki de 'kal' geldi... Ama bilmezlerdi ki şartlar zorlamıştı ayrılığı... Ayrılmak o zaman dilimi için en kestirme yoldu...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ramazan ayının 27. günü ve gecesi değil henüz 17. günüydü! Kadir gecesi bu ay da saklı biliyorsunuz. Ve ekseriya 27. gecesinde Ramazan sanki başka yörüngeye girer. Kadir gecesi Ramazan ayında saklıdır Birinde de olabilir otuzunda da! Bu böyle bilinmeli. Ne biliyorsunuz belki bu gecedir. Efendimiz son 10 gününde arayın diyor. Demek ki genel de son on günlere isabet ediyor. Neyse konuma geçeyim, öyküme. Oruç hakkında idi :))

17. günüydü Ramazan ayının. Son zamanlarda insanlar askıya asar olmuşlardı oruc'u! İki genç bir duvar dibinde sigaralarını keyifle tüttürüyorlardı. Biri 17 yaşında bir 19... Birinin adı Ramazan birinin ki Kadir'di, olsun diyelim. Yanlarına 50 yaşlarında görünen bir adam yanaştı. Saçları beyazlamış ve ince- zayıf bir adam.

- Gençler yanınızda bana da yer var mı dedi.

Devamını Oku