Her 'şey'in çoğu bizde,
Her 'Şey' den azar yeriz...
Asgari ücretlisi,
Memuruda böyledir.
Bu ülkede biz var ya,
Beleş suda içemeyiz.
Seni yazardım da ben,
Sabah duyar.
Akşam görür.
Gece uyutmaz.
Uyandırır kan uykundan.
Diye korktum…
Söz veripte dönmek yok,
Ben sana hiç söz verdim mi?
Ben seni, sen beni bırakıp gitmezsen.
Birimiz diğerini beklemezse.
Ne kutsallığı kaldı bu aşkın...
...
Sevgimiz dağları yenemedi güzel kız
Mezarımız oldu dağların etekleri,
Sevmekti delicesine suçumuz yalnız,
Galip geldi bu aşka zalim tüfekleri..
Kahrolası törenin bu son köpekleri,
Susmadı alıncaya kadar canımızı...
(Bu öykü yaklaşık bir yıl önce yazıldı. Ve neden 5000 üzerinde okundu- Aslında takvimin 12.12.12' yi göstermesine 2 gün varken bu öykünün yayına verilmesi belkide tek etkendi- Bunun böyle veya böyle olmadığını işte sınama zamanı geldi- Bu öykü tamamen kurgudur)
- Adını Davud koy!
Tarih 11.12.2012 olmuştu. Hala geceydi, huzursuzca uyanmıştı. Eşi yanında yatıyordu işte. Elini eşinin karnında dolaştırdı... Bebeğin cinsiyetini bilmiyorlardı henüz. Ve eşi ne kadar güzel uyuyordu. Dokunuşlarını hiç duymamıştı. Doğuma normal olarak 10 gün vardı. Son kontrolde öyle demişti doktorları. Bebeğin cinsiyetini çok merak ediyor ama yine de son ana bırakıyordu. Ama bu rüya neydi.
Ankara…
Saatine baktı Uğur. Tam o sırada telefonu çaldı…
- Gökyüzünde yıldız yok bu gece dedi telefonda en son, telefondaki adam… Kafana göre takıl…
İçindeki sıkıntı hafiflememişti. Kızılay’ da gittiği yeri bilmeden yürüyordu şimdi. Bu saatten sonra eve gidip dinlenmekte istiyor, bir kafede oturup çay- simit yemekte… Yürümekte istiyordu, bir bankta oturmakta… Bir de denizi olsaydı şu şehrin…
Peşindeki adam ise tedirgindi. Bu akşam bu iş bitmeliydi… Ama pek tekin biri değildi peşindeki adam. Ve başarısız olması durumunda belki de canından olacaktı… Biraz yürüdükten sonra boş bir banka oturdu. Adam sinsice sokuldu… Sustalı bıçağını çıkardı, sustalı bıçak tutan elini sırtına doğru kıvırdı…
- Uğur bey!
Yıl 2018
Devlet kokuşmuşluklara karşı 7 kişiden oluşan çok özel bir ekip kuracaktı... Her taraf kokuşmuşluktan geçilmiyordu artık... Adım başı pislik vardı... Her türlü ahlaki pislik ile iç içeydi herkes... Halk garibanlaşmış, devletin yukarısındakiler rahatlarına düşkün, zevk-i sefasında yaşayıp gider olmuştu... Halk adeta eziliyordu. Aslında devlet artık 'Kangren' olmuş yarasını biliyordu ama kesip atamıyordu... Öyle bir ekip kurulmalıydı ki pisliğin bütün vanaları kesilsin. Halk refaha kavuşsun...
***
Yıl 2019
Devletin inanan, temiz, vatanını/ milletini seven 7 kişiyi bulması tam bir sene sürdü... Artık Operasyon U için düğmeye basılmış ve ilk adım atılmıştı... İlk iş bu 7 kişiye ekip içinde kod verilecekti...
1. Kişi: Kemal... 1 harfli kodu- K Yalan söyleyemiyordu...
Yıl 1983
Yuvası olmayanların yeri idi burası. Annesi, babası olmayanların, halası, amcası, bacısı, dedesi, ninesi olmayanların. Ya da varda yok. Bırakmışlar sizi kaderinize…
Bir oda içerisinde 16 çocuktular şimdi… Ve hepsinin bir hikayesi vardı. Ve hepsi de kimsesizdiler işte… Gece aralarına iki kişi daha katıldı. O gece bütün çocuklar uyuyordu üç çocuk dışında… Metin ile Halil birbiri ile konuşuyorlar ve biri de onları dinliyordu: Dicle.
İçeri şimdi girenler ise iki kardeşti. İkiside aynı gecede annesiz babasız kalmıştı… Babası, annelerini öldürmüştü bir yıl önce. Ve şimdi kimsesizler yurduna düşmüşlerdi. Ne ablaları ne de abisi bu ayrılığa engel olamamışlardı. Devletin görevlileri akşamüzeri evlerine gelmiş ve köylerinden İstanbul da bulunan kimsesizler yurduna yolculuk başlamıştı. Ve işin garibi çocuklar bu ayrılığı nereye götürüldüklerini bile tam anlayamamışlardı. Şimdi köylerinden ninesinden 2 ablasından ve abisinden çok uzaktılar işte. Neler yaşamamışlardı ki şu son 2 yılda iki kardeş…
Sadece bir yatak vardı boş… Görevliden birisi bağırdı…
Uyanık olan var mı. Uyuyamayan var mı
Bu memlekette yazarlar susuzluk ve açlık çekmiyorlar...! Gündem öyle bir değişiyor ki... 3G, 4G, 5G hızına yetişemez. Bundan yedi ay öncesinin gündemine bir gönderme yaptığım öykücük, şu sıraların sıcak gündemine de oturmuş olacaktır. Eşarp altında kimse 'Buzağı' aramamalı aslolan. Ve 'Cumhuriyet'in gereği olarak kişi Hak ve Özgürlüklerine saygılı olunmalı. Açık olana da kapalı olana da saygıyı elden bırakmamalıyız.
Kırmızı Başlıklı Öküz Oğlan... Ve Kırmızı Eşarplı Penguen kız...!
Kızlarım için... Ve bütün Türk çocukları için:
(Not. Bu öyküde sanal reklam uygulanmıştır)
Benim sevdiğim kız meğer Edward' a aşıkmış anne...
Geçen sokak başında yürüyordum. Ve sevdiğim de belirdi sokakta, beni görmedi... Takıldım peşine. Edward denen hergeleyi yakalamak için. Hem benlesin hem onla! Hesabını sormam lazımdı. Bi osmanlı patlatacaktım ikisine, herşeyi bitirecektim... Olmadı. Direk işine gitti sevdiğim. Kimdi bu ajantasında yazan Edward hıyarı. Sevdiğimi çalmıştı benden.




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?