Parmak Ucunda, Aşkın Tezgâhı
Önlüğünü takmıştı kadın, serinceli bir yağmur sabahında.
Kokuyu içeri davet etmek ister gibi, penceresini açtı mutfağında.
Portakal kabuklu ıhlamurdan yükselen buhar,
POSTALANMAYAN MEKTUPLAR -1-
Sevgili Darcy;
Gün bitmiş, gece doğumunu çoktan yapmıştı
Henüz zifiri karanlığa geçmemişti İstanbul'un tünelleri
Bir masa başında kalabalıktan seçtim koyu çay gözlerini
Sigara yakmıştın hatırlarsın.!
POSTALANMAYAN MEKTUPLAR -2-
Sevgili Darcy;
Uzun süredir sesini duyamadığım için üzgünüm. Bu Kent’in kalabalığında kaybolduğumu düşünüyorum. Düşüncelerimin ve duygularımın içinde pusulasız ve yönsüzüm. Kendimi hiç yönsüz görmemiş, kaybolmamıştım. Her zaman geleceğin saatleri beklerken uykusuz kalırdım ve bu benim için problem olmazdı. Uykusuz kalamayan biri için buna dahi aşk diyebiliriz.
Ruhumu ıstıraba sokan yokluğun olsa da hayalinle bana yardım ediyorsun. Geçen gecelerden bir gündü, beni her defasında kendine aşık eden beyefendi duruşunla rüyama girdin. Uyandığımda sahil kasabasında güneşin tenimi emişi kadar huzurluydum.
Tüm gün birlikte sohbetlerimizi düşüneceğim. Gofreti sevdiğini hala kimseye söylemedim.
Bu hatıralar karanlık günlerime sızan güneş gibiler, ruhum derinlere indikçe ellerimden tutup yukarı çekiyorlar.
Sevgili Darcy;
Yeni bilgiler öğrendim, bu bilgiler hayatıma sihirli değnek gibi dokundular ve evet buna sihir diyebilirdim. Meğer insan ne kadar çok şeyi yanlış söylüyormuş veya biliyormuş. Bulduğum bu yolları, sana kavuşabilmek için denedim, her bildiğimi yaptım, tüm inancımla ve vazgeçmeden dua ettim.!
İçimi yakan hasretinle avazım çıktığı kadar Yaradan'a yalvardım, bir tek günüm bile geçmedi desem yıl kadar uzun mesafe olur, sanırım bir saatten fazla olmuyordu aklımdan çıktığın.
Ruhuma yakın, bedenimden uzaklaştığın zamanlarda anlık dahi olsa cemalini zihnimden silemedim. Yollarda yürürken, iş güçle meşgul olurken, kitap mısralarını izlerken, telaşla bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken, bazen sakarlığımla, lanet olası kaldırımın beni düşürdüğü yerde ki anımı, yaralarıma nasılda üzülmüştü kalbin. Her gün aynı sahneyi oynayan oyuncu gibiyim, çünkü uyumadan az önce uyanırken anında yer alıyordu adın. Zihnimi meşgul eden insanın, sol tarafımı hasta ettiğini görebiliyorum. Sanırım artık anlamalıyım altıncı gözümün beni her konuda uyarırken sende neden işe yaramadığını ve bu konuda Yaradan'ın bir bildiği olduğunu.
POSTALANMAYAN MEKTUPLAR -4-
Sevgili Darcy;
Söylemek isteyip de söylemediğim küçük harflerle yazdığım cümleleri kırılmış kalbimde tekrar ettiğim gün sayısı tam olarak 1000 günden fazla. Derin duygularımın içinde güçlü bir sevgim var. 21. Yüzyılda ilişkilerini yalın yaşayan insanların içinde dürüst olmak gerekirse duygularımı kalbimde yaşıyor aklımda büyütüyorum. Kimsenin bilmediği delice özlem içindeyim.
Bilmeni isterim ki hafızamdan silmeye kıyamadığım ve özlemine dayanamadığım aşkın adısın. Gülümsemeni gördüğümde ancak yüreğim parelenir. Sanır mısın ki bahar tomurcukları kendi mevsiminde çiçeklenir.
Anımsıyor musun? Gökyüzümüzden uzak olduğun bir geceydi, sen balkona ben pencereye tünemiştim her zaman ki Çocukluğumla. Dolunay’ı görebilmem için biraz dışarıya doğru sarkmam gerekiyordu, nihayetinde görmüştüm ve ayrı şehirlerde gözlerimiz buluşmuştu. Gökyüzüne bakmayı bilmeyen yüzlerce insanlar yakamozda yan yanayken sensiz izlemek zorunda kalmayı anlayamıyorum.
POSTALANMAYAN MEKTUPLAR -5-
Gözlerim günü selamlarken, kalbim seni hatırlıyor, minnet duyuyorum Yaradan'a yine ruhumda noksansız seni hissettirmesine. Günün içinde ki yaşanılan seneryolarda zaman zaman sarsıcı, bazen ise ağız dolusu gülüşler eklenmiş olsada, yaşamın ruhunda ki bu karmaşa sana ait olan yankıları aynı demde koruyor. Zihnim seninle olan günlerimizle meşgul olduğunda uzak ülkelere yol alıyor, sıcak ve yumuşak duygularla.
Yaşamın ne olduğunu bilen iki insan olarak meğer ruhumuz birbirine karışmış. Toprağı, kuşları, ağaçları, nehirleri, suyu ve seni sevmek düşüncesi birbirine harmanlanmış. Yaşamın manası olacak kadar her şeyin içinde bir tutam ruhun var. Aşkla beslenen göbek bağımızın nefesimizi kesecek kadar soluksuz, zaman,mekan farketmeksizin kalplerimizin birbirini tanımasından duyduğum mutlulukla kapadım gözlerimi geceye.
Yüzeysel manzaralar bizi alanına çekebilir ama manzaranın özüne ulaştığımızda ve derinlerini görmek istediğimizde manasallaşıyor her bir şey. Bu yüzden gün geçtikçe birbirine düğümleniyor kalbimiz, hem özgür, hem yuvasının nerede olduğunu bilecek kadar da sevgiyle dolu. Bu sevginin karışımı tüm hücrelerimi ısıtıyor.
Öyle acıkıyorum ki...
Sensizliğin sofrasına oturuyorum her gece.
Kırık dökük mısraları diziyorum tabağıma,
bir şiirin ortasında çatalla yokluyorum seni.
Gelmiyorsun.
Bedenimin ruhuma az dur be kızım dediği
Elim ayağımın dans ettiği
Bazen yavaş, bazen dörtnala süvari
Tarçın kokusuna fena meyilli
Ama illa ki incire müptela ettiği
Aklıma gelenin başıma geldiği
RUHUN BEDENE YANSIMASI
- İnsanlar ıstıraplarından kurtulmak isterler Elizabeth, bunu asla unutma.!
- Öyle mi dersin.?
- Öyle tabi ya, ruhun hissettiği acıyı beden yaşar.
Kalbinin üzülen odalarını anlatıyordu
Herkese yeten kendisine geç kalan biri
Cinsiyetin ne önemi var ki
İnsan olması kâfi gelmiyor muydu.?
Artık bizlere.




-
Ahmet Erdem
-
Erhan Tığlı
Tüm Yorumlarİyi bir kalem, edebiyatın birçok alanında ürün veren, romanını merak ettiğim, hem edip hem dingin bir kişilik.
Özenle takip ettiğim, şiir örgüsünü ve imgelerini sevdiğim şair iyi ki var.
Soyadınızı yadırgatmıyorsunuz. Şiirleriniz çalışkanlığınızın yalan olmadığını gösteriyor.
Yazmaya ve doğru güzel iyi olmaya devam. Dost selamlar.