İnsan bazen
sadece susarak kalır hayatta...
çünkü her kelime biraz daha eksiltir onu.
Ben,
sakızımı düşürdüğüm yaşta bıraktım bazı sevinçleri.
Ey Efendim!
Ne zaman aklıma meyletse gözlerin
İçimden bir kuş uçar
Gecenin zifiri karanlığında
Esrarı bilinmez bir gülüşünle gökkuşakları doğar
– hiçbir bavula sığmayan bir vedanın şiiri
Rıhtımda tuz kokuyor hava.
Kuşlar ağır,
martılar geçiyor içimden.
Sana bu sitemim, aynadaki gölgene değil,
İçimde her gece büyüttüğüm o amansız boşluğadır.
Bir gidiş ki senin mülkün, dönmeyişin benim sürgünüm,
Melinda, bu veda değil; ruhun can çekişen sarhoşluğudur.
Merci La Vie
( Teşekkürler Hayat )
Bana bu kadar çok şey veren,
Kuşları diğerinden ayırt etmemi sağlayan,
Gecenin siyah battaniyesini üzerime örtmene,
Sensizliği hiç hesaba katmadım
Hangi koku saklanmaya değer bilmiyorum
Sensizliği mıh gibi kalbime saplayan şarkıyı da
Başka ellere nasıl dokunulur
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum.
Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün.
Eskimeyen bir çocuk elimden tutuyor şimdi.
İnsan yüzü, güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde…
Şapşal martıların ağızlarından dinledim:
Öyle özledim ki
uzunca gözlerime dalıp bakmanı.
Bir şeyler konuşalım...
Yaralarını anlat mesela,
sokak kavgalarını,
ağaçtan düştüğünde Ayşe’nin seni görüp
,,ÖZGÜRLÜĞÜN KANATLARI VİENTO ’’
Seni anlatmak için
Kim bilir
PARLEMENT MAVİSİ
İstanbul’um nazlı kısrağım
Çiçekli ağaçlarına yaslandığım
Maviliklerinin tuzunu burnuma çektiğim
Denizinin sularını ayaklarıma sardığım.




-
Ahmet Erdem
-
Erhan Tığlı
Tüm Yorumlarİyi bir kalem, edebiyatın birçok alanında ürün veren, romanını merak ettiğim, hem edip hem dingin bir kişilik.
Özenle takip ettiğim, şiir örgüsünü ve imgelerini sevdiğim şair iyi ki var.
Soyadınızı yadırgatmıyorsunuz. Şiirleriniz çalışkanlığınızın yalan olmadığını gösteriyor.
Yazmaya ve doğru güzel iyi olmaya devam. Dost selamlar.