Seni isteme nöbetlerindeyim.Vakit keşkelerime kadar işleniyor.Sıralanıyor senli düşler, sensiz aynalarda taranmak için.Mutlu bir bülbül geliyor, aşk hüznün kalesidir.Senin kaleleri yıkacak sabrın var mı?
-Gitmeseydin de bütün bu cevapsız soruların ağırlığında ünlemlerim artmasaydı.
Yokluğunun sınıfındayım.Çok kalabalık duygular var. Her yoklamada, her soruda, her özlemde, her arayışta, seni arıyor sensizlik. İnadına içimdesin diyorum, ikna olup aşka arkaik düşler sıralıyorum.
-Çaresiz gülüşlere geleceğimi sunuyorum.Biraz gülüyorum, güllerin solmasın diye.
Hiç ve yoktan düşler peri oldu. Cemaline benli demler okuyorlar. Eski sana gelmek için özel ders alıyorum.
İlk ders:
emsalsiz haykırışların hayırseverim
aşkın can yakan havlinden gözlerini kurutacak havlum var
kurut bensizliği ah ettiğin şimşeklerden
balonlar aldım, ben ile giden arasında uçuyorlar
biliyorum hala unutamadığım küçük ceylansın
büyüsün göz bebeklerin öyle bebek emzir hayalimden
sürükleyiş duruşunda yarıldı ömrüm
bir yanım sen
bir yanım senden kalan ben
nefesim son hevesine y’el olup kaldı
mutlak ile muğlak arasında kaldım öylece
bir nevi yeni ölüm çeşidi
Uzaklarda,bir yıldız kümesinin altında saçları yaşlı dedesi tarafından taranıyordu.Gece ve yokluk kolaydı.İmransu,yaşanması gerekenlerin mecburlarını tamamlayan küçük bir kızdı.İnternet yok, televizyon var ama yalnız TRT çekiyordu.Bağlarını çözüp ruhunu dinliyor,yokluğun içinde ama huzur ve sağlıklı biriydi.
Kucağında dedesinin hediye ettiği minik bir kuzusu vardı,okşuyor,oynuyor, yıkıyor sevdayla büyütüyordu. Yılmadan, yıkılmadan büyüdüğü hayat uçurumlarında düşlerindeki gerçeklere doğru sek sek oynayarak büyüyordu.Köyde çocukluk arkadaşlığı oyun arkadaşlığıyla bitmezdi.İş arkadaşlığına, yardımlaşmaya her şeye uzanırdı.
İmransu’nun yüreğinde tükenmez sevgiler büyürdü.
Dedesi Hamit vardı çok severdi.
Hamit Dede:- Gel şirin perim gel bakalım bugün okuldan neler öğrenmişsin. Gel dedeciğin biraz sosyalleşsin. Gel kucağımda otur dedene oku …
İmransu:- Dede bugün Türkçe dersinde genç bir şairin şiirini okuduk.Çok acıklıydı.Şair çok sevdiği eşine yazmış.Şair askerdeyken,eşi doğum sırasında ölmüş.Cenaze için eve gelmiş,eşi ölmüş,o büyük aşkın tek umudu oğlunu kucağına almış,ağlamış,o sırada bu şiir yazmış.Bir yandan şiir yazmış,bir yandan biricik oğlu kucağındaymış.Şiir bitmek üzerindeyken son mısrayı yazarken acıdan titremiş biricik oğlu kucağında düşmüş ve oracıkta ölmüştü. İki büyük ölüm,iki büyük sevgi,tanımsız acı üstüne bir şiir yazmış.Hocamız da şairin en samimi arkadaşıymış.Ağlayarak şiiri bize okudu. Bütün sınıf ağladı,hoca ağladı. “Tut ellerimden ve aç yüreğinin peçelerini,kapat gözlerini. Bu şiirin içinde, 'Seni seviyorum' sözcükleri yerine iki kez sevdim iki kez öldüm diye şair not düşmüş.
Ömrümden düşürdüğüm aşk anahtarların sol yanımda bulundu.Kalp atışlarım buldu.Bakışlarımın temiz görüşleri buldu.Mavi helecanlarım buldu.
Tutku yüklü tırlar geçiyor üst benimde,bir rekor denemesidir,şair ölür mü diye.Ki rekorlar kitabına girmeye hazırlanıyorum,sevgilisine en fazla şiir,öykü,yazı yazan olarak.
Sana gelirken giydiğim gömleğimi buldum,biraz eskimiş,ütüsüz,sensiz ama onu ilk kez sana gelirken giymiştim.Başka giyimlere kördüm çünkü…Güneşine ilerliyorum,belki bir kelebek olursun kanatların çarpıp gelir.
Aşk kimliği paslanan eski bir sevda gazisiyim,yüreğim üstüne gazilik madalyan var.Sensizliğin kör gözünden utanıyorum…Yontulmamış söylentiler kanıyor solgun mevsimlerimden.Hüznümün matarasındaki kinler, kanıma kadar dokunuyor.Belki kinim kendime… Üstü kalan ,kalışların ödenmemiş hesaplarında,hesabım var seninle.Yeni bir metrobüs hattı geçiyor umutlarımdan.Seni bu kalabalı kırılganlıklar trafiğinden kurtarmaya hazırım.
yıldızlar ağlıyordu
yıldızlar özlemlerime
ay suskun
gece hain
bu an anlatılmaz yaşanır zelalim
Gaip duyguların isimsiz fesleğeni sardın bahtımın aşk yazılarını.
-Karmaşa ve çaresizlik gibi öylece içimde yemyeşil kaldın.
Kaygı veya korkular zincirlerini yüreğime bağladılar. Patinajı yoktu bu gidişin.Düz algılarla, amaçsız yamaçlarına geldim.Yeşermişti içinde terk edilişlerin gülleri.Gülünden değil, dikenlerinde batırıldım aşk yüzüne.
Aşk ve ayrılık kendi içinde bir anlam oluştururlar.İlk harflerle son harflerin şifresinden bir sayfa çıkar.
-Ak….
zil çaldı, ben çaldım, başladı ilk bakışta aşk
hiç bilmediğim hep yazıldığın hoşluğun defteriydin
dinmez, bitmez, anlatılmaz sağanak gibi sırılsıklamdım
esrik acının silgisiyle sildim bahtımın aşk yazılarını
gülüşüne metelik atan sensizliğin tembel öğrencisiydim
ulaşılmaza uzanmış usumun utkuları
bulunulmamış bir çizginin rintliğine zindeyim
gözlerine koşuyorken güneş
sana gelmenin en son ihtilalinde gözlerim
buluşmamızın kültürel ekvatorunda içsel yakarışlara yüceliyor
varılmak için var olan ben yolculuğunda
Zevkin yeni aynasında zemheride özlemin çiçeği olarak açıldın bahara
En güzel hayallerin lali olurken mevsimlerin içinde bir aşka
Yarası ezelden bir bülbülün salında bir salın olmuşken
Nasıl böyle olurmuşu değil, neden geç tanımanın ayak uçlarında kal
Esrik bir gelişin gelişmiş uğurunda bana uğur olarak kal
Periler sana su ve can sunsunlar, sen ruhumu ilaçlarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!