*Tutuklu kalmak ilmi okuyan dudak uçlarında.Öpmek seni kitabın ortasından.En kutsal hazine gibi korumak seni bilincin kulesinde.
-Her şeyden ve her öteden önce, öncelerini ütülemek, kırılmışlığın kırışıklarını düzeltmek istedim.
*Leyla’nın eteğini giyip çölmüş gibi metropolümde gezme.
-Sevmişim bunu ilim açıklayamaz. Giyinik özlemler yaşamışım,soyunuk yaralarımı hor görme zelalim.
*Helalinde kök salan düşlerimden düşkünlük sayfamı yırtma.
zaman yamulur derdimin yolunda
soyunur zamansızlık
öykünür aşk,susar sevmek
eğriler değinilerime değer
vurulur t/an vakti yüreğimde
2/……………………….
Yaralarımın çatısında etken fiil olarak özne olmamı sen istedin.
-Edilgen bir yüklem gibi kendi hazanlarına çekildin. Ve beni sözde özne yaptın yeni sevdalara.
Aynı cümlede hem etken hem edilgen halimi içenler,
anlatım bozukluğunu anlamakta zorlanıyor.
-Gereksiz gitmeler yaşlı bir yaraya merhem olmaz ki.
-Aşkın bakışlarına gözlük takan bahtımın körüyüm.
Karşılıklı seni içmeye davetkar bir hayalin peşindeyim.Pişmanlığımı öldüren senli kavuşmalar kahrını kağıdını sarıp dağ ceylanına verdi.
Şimdi meçhul ve kendine meşhur alıp kaçmaların dirheminde çoğullanıyorum.
-Gürüldüyor yaryüzü. Damla damla sen iniyor sevi nadaslarıma.
-Kalk diyor huzur: Buhura, oradan yağmura, yağmurdan sonra kesin yarin gözyaşları vardır.
-Elbet sevginin de alnına isabet bir damlası.Ki bir damlaya ömür verilir.Her şey bir damlayla başlamıyor mu? Sen dağın yüreğinden akan pınar mı bekliyorsun.Pınarların ağzı çok soğuktur.Sen soğuya dayanamazsın ki.
nazlıcan 'a (ithaf)
Çığlığın çığından kurtuldu gidişin
üstüme üstüme dünyalar düştü
senden damlalı yağmurun selinde
kil utandı
Uzaklarda,bir yıldız kümesinin altında saçları yaşlı dedesi tarafından taranıyordu.Gece ve yokluk kolaydı.İmransu,yaşanması gerekenlerin mecburlarını tamamlayan küçük bir kızdı.İnternet yok, televizyon var ama yalnız TRT çekiyordu.Bağlarını çözüp ruhunu dinliyor,yokluğun içinde ama huzur ve sağlıklı biriydi.
Kucağında dedesinin hediye ettiği minik bir kuzusu vardı,okşuyor,oynuyor, yıkıyor sevdayla büyütüyordu. Yılmadan, yıkılmadan büyüdüğü hayat uçurumlarında düşlerindeki gerçeklere doğru sek sek oynayarak büyüyordu.Köyde çocukluk arkadaşlığı oyun arkadaşlığıyla bitmezdi.İş arkadaşlığına, yardımlaşmaya her şeye uzanırdı.
İmransu’nun yüreğinde tükenmez sevgiler büyürdü.
Dedesi Hamit vardı çok severdi.
Hamit Dede:- Gel şirin perim gel bakalım bugün okuldan neler öğrenmişsin. Gel dedeciğin biraz sosyalleşsin. Gel kucağımda otur dedene oku …
İmransu:- Dede bugün Türkçe dersinde genç bir şairin şiirini okuduk.Çok acıklıydı.Şair çok sevdiği eşine yazmış.Şair askerdeyken,eşi doğum sırasında ölmüş.Cenaze için eve gelmiş,eşi ölmüş,o büyük aşkın tek umudu oğlunu kucağına almış,ağlamış,o sırada bu şiir yazmış.Bir yandan şiir yazmış,bir yandan biricik oğlu kucağındaymış.Şiir bitmek üzerindeyken son mısrayı yazarken acıdan titremiş biricik oğlu kucağında düşmüş ve oracıkta ölmüştü. İki büyük ölüm,iki büyük sevgi,tanımsız acı üstüne bir şiir yazmış.Hocamız da şairin en samimi arkadaşıymış.Ağlayarak şiiri bize okudu. Bütün sınıf ağladı,hoca ağladı. “Tut ellerimden ve aç yüreğinin peçelerini,kapat gözlerini. Bu şiirin içinde, 'Seni seviyorum' sözcükleri yerine iki kez sevdim iki kez öldüm diye şair not düşmüş.
Ömrümden düşürdüğüm aşk anahtarların sol yanımda bulundu.Kalp atışlarım buldu.Bakışlarımın temiz görüşleri buldu.Mavi helecanlarım buldu.
Tutku yüklü tırlar geçiyor üst benimde,bir rekor denemesidir,şair ölür mü diye.Ki rekorlar kitabına girmeye hazırlanıyorum,sevgilisine en fazla şiir,öykü,yazı yazan olarak.
Sana gelirken giydiğim gömleğimi buldum,biraz eskimiş,ütüsüz,sensiz ama onu ilk kez sana gelirken giymiştim.Başka giyimlere kördüm çünkü…Güneşine ilerliyorum,belki bir kelebek olursun kanatların çarpıp gelir.
Aşk kimliği paslanan eski bir sevda gazisiyim,yüreğim üstüne gazilik madalyan var.Sensizliğin kör gözünden utanıyorum…Yontulmamış söylentiler kanıyor solgun mevsimlerimden.Hüznümün matarasındaki kinler, kanıma kadar dokunuyor.Belki kinim kendime… Üstü kalan ,kalışların ödenmemiş hesaplarında,hesabım var seninle.Yeni bir metrobüs hattı geçiyor umutlarımdan.Seni bu kalabalı kırılganlıklar trafiğinden kurtarmaya hazırım.
ulaşılmaza uzanmış usumun utkuları
bulunulmamış bir çizginin rintliğine zindeyim
gözlerine koşuyorken güneş
sana gelmenin en son ihtilalinde gözlerim
buluşmamızın kültürel ekvatorunda içsel yakarışlara yüceliyor
varılmak için var olan ben yolculuğunda
Zevkin yeni aynasında zemheride özlemin çiçeği olarak açıldın bahara
En güzel hayallerin lali olurken mevsimlerin içinde bir aşka
Yarası ezelden bir bülbülün salında bir salın olmuşken
Nasıl böyle olurmuşu değil, neden geç tanımanın ayak uçlarında kal
Esrik bir gelişin gelişmiş uğurunda bana uğur olarak kal
Periler sana su ve can sunsunlar, sen ruhumu ilaçlarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!