geldiler, yazgılıydı yazılıdan yeni çıkmış gibi bakıyordu güzel
çocuksu tavları yüreklere yengeç oluyor
büyük uzaklar kaçıyor kaçkınlarımıza bölece
ürperen mırıltıların martıları uçuyor aşkımıza
soluk amaçlar uğruna umurum değillerinde
sevgisi kırık bir aşkın ortasında
Kırık bir yüreğin mimarıyım. Kırık bir maziyle,kırık bir yürek bıraktım peşinde. Bu aşka layık olmayan şeylerin çok şeyiyim anla biraz. Sakın ağlama menekşeler tebessüm ederken yalancı baharımda.Kendi kendine kat atan bir yaranın gök’deleniyim.Uzadım gittim buhurlarınla özlemlerin arasına.
-Kendimi geçtiğim uçsuz bucaksız geçmelerin geçimsiziyim.
Bir tek kendimle geçinemem .Bir de sensizlikle.
*Ölümsüz kalan bağrı yanık demlerin özünden tözlerimi çektim.
-Metafizikten zahir şerbetler içtim okyanustan da büyülü aşk sularında. Sen sularında geçerken zaman durdu duruşumda.
-Durup saydım dalgaları, ben gerçekten hazların köpükçüsüyüm.
Seni isteme nöbetlerindeyim.Vakit keşkelerime kadar işleniyor.Sıralanıyor senli düşler, sensiz aynalarda taranmak için.Mutlu bir bülbül geliyor, aşk hüznün kalesidir.Senin kaleleri yıkacak sabrın var mı?
-Gitmeseydin de bütün bu cevapsız soruların ağırlığında ünlemlerim artmasaydı.
Yokluğunun sınıfındayım.Çok kalabalık duygular var. Her yoklamada, her soruda, her özlemde, her arayışta, seni arıyor sensizlik. İnadına içimdesin diyorum, ikna olup aşka arkaik düşler sıralıyorum.
-Çaresiz gülüşlere geleceğimi sunuyorum.Biraz gülüyorum, güllerin solmasın diye.
Hiç ve yoktan düşler peri oldu. Cemaline benli demler okuyorlar. Eski sana gelmek için özel ders alıyorum.
İlk ders:
Suyla günlerin seviştiği bilinmezlik dalgalarında algılarım seni arıyor.
Damlaların namlu, sevmiyorcasına tavırların kurşun mevzide bekleyişim.
- Kahpe bir derinlik, sistemin sisleri, derin sülünler yar ile yargı arasında hezeyan.
-Sevgilim, bu yargılanışım etiğin yırtmaçlı eteğini giymiş. Kimin eli kimin cebinde bilinmiyor. Bu aşk yargılanışımız doğrularını kaybetti.
-Vicdan ile cüzdan arasında kanun yoksa söyle seni nasıl unuturum.
Fikri kurşunlardan vurulmuş yaralı bir beynin yasasında postalların gölgesinde sana içten bir aşk diledim.
bahara çiçek olarak geleceksin anladım
yok yok
yağmur olsam iyi olur
Hazır yağmur
paketlenmiş
kredi kartıyla on iki mevsime dağıtılan yağmur olsam
Gecenin siyahlarındaki sökükleri ten renginle onarıyorum
Vazgeçilmezliğinin valsında kırık gönlüne ayak oluyor bam telim
Martılarla denizi huzuruna kavuştak kılıyorum
Yaşamak ile yaşanmak arasında nefes nefeseyim
Özlemek ile unutulmak arasından heves heveseyim
Kimsesiz armonilerle seni dilsiz gönlüme çaldım. Varolandan, yok olana özetsiz bakışların kaldı. Nur ile su arasında aşkına benzer ışıltılarla uyandım bahtımın minel dünyasına.
Huzurun süvarileri vurdu hüzünlerimi. Seviyordum seni .
-Mutlu olmaya beş muti ezber vardı.
Gönlümüzün kayıp yüklerini arasak kul olduğumuz, gül kaldığımız, küle ramak kaldığımız umulmaz; ama yaşanır sahillerde.
-Damlaların bulsa iç çocuğumun kayıp kentini. İnsan kendine kayıpken başka arayışların içinde bulunması başka kayıptır.
Sonrasızlığın pozunda nemli gözlerini sakla, bana gelirken kentim sevinçten ağlamıştı. Kayıp değildim. Kendimi bulmuştum. Hayat, bazen kendinde aşkı bulup onunla paylaşmaktır. İçimde inşa ettiğin kentlerin gökdeleninde inmedim. Sen sevdikçe modern bir kent olup sevgiler ağardı yüreğimizde.
Keşkeleri yamaladığın yürek haritamdan siliyorum. Eyvah’larım ürüyorsa da yaşamaya devam ediyorum.
-Vicdanımı emen pişmanlıklar sülün oldu, gitmelere gelin oldu. Hangi pişmanlığın son hecesinde aklansam ,bana aldığın pişmaniyenin tadı çıkıyor.Tatlar ile acılar pişmaniye gibi dağılıyor dünyamda. Tadınla, acılarınla gün yüzüm kirlenmiş. Çantandan çıkarsan ıslak bir mendil silsen, ruhuma kadar ellerinle, gelmelerinle.
-Keşkeleri çıkardım hayatımdan. Hayatım bir keşkenin keşkeki oldu. Beni pişir sende.
ben seni unuturum sevdiğim
Kahve gözlerini, bir fincana gömerim, kırk yıl seni unutmamayı mumyalar dururum; ama köpük köpük sevdanı bir ömür içmek varken nasıl yaparım?
-Anıları nereye dökeceğim.Onca yaşadıklarımızı,iliklerine kadar yaşadığımız onca ilki nereye gömeceğim. Özene bezene çektiğimiz onca resim karesini hangi bakışla sileceğim söyler misin can kırığım.
-Uyan Kendi Kedisi - Yarin ve yarın mutfağında aşk fareleri peynir bırakmadı.
Ona hissettiklerimi anlatamayacak kadar kibirliydim belki. Oysa aşk kibrin kibritini yakılmasını sevmez. Aşk gururun ortasında yakılmayı istemezdi. Yakılmış yanılgıları neden sonra anlarız ki?
Seninle hiç üçü bir arada’lardan olamak için içsel bir haza hazın hazırlık sınıfındayım… Sen varsan ben olamadım, ben varsam sen yoktun. İkimiz varsak da mutluluk hiç bizimle sevişmedi. Yok yok biz seninle hiç üçümüz bir arada olamadık.
Boşver, her şey aksın akışına. Bırak! ! acı biz-imle yaşanınca güzel...biz acıyla yaşlanınca güzel.
Su akar yatağını bulur.Aşk saklanır aşkını sobeler.Bilirim her tomurcuk, dalında sallar tutkuyu; ama bilmezdim şimdiye kadar...
ummazdım omurcuklarının ışıl-ışıl,cıvıl-cıvıl bin-bir renk cümbüşü içinde bir bene akacağını.
Uç verebileceği dallarını sallayıp ruhumu elleyip sonra da gelmeyeceğini bilmezdim.
BİZ; gönül kucağında ırmak akıttık sevdalara.Balık tuttu gözbebeklerimiz bakışmalarımızla.Tek başımıza savaştı aşkın zorluklarına karşı.Bu yüzden mutluluk küstü,kavuşmalar,terk etti kalplerimizi. Oysa bırakmamalıydık yaşlı ve yaslı düşlerimizi. Sarıp sarmalamalıydık en acıyan yerlerimiziden, akmalıydık nil çılgınlığıyla. Kanatmamalıydık fay düşenen yüreklerimizi. Gecelerin bittiği bazı zamanlarda, gündüzler başlamışsa keşkelerimizde işimiz zordur. Uyansam da bir rüyamın içinde uyansam, Rüyamı yaşasam; rüyam beni aşsa aşkın aflarına ve Kaflarına.Ruhumuzun penceresinde Kafka okusak.Bazı geceler hiç bitmese de ben bitsem sana.Seni beklemek için yaşadığım geçmek bilmeyen günleri yaşamak hangi geçmenin etkeni.Bense edilgen bir tümcenin sözde öznesiyim.Gizil ve gerçek özne olmak varken.Etkilenişin ve gidişin sözde öznesiyim.Özdeler kırılma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!