Düşlerin üreyen yanı aşk
yoksul hüzünlerin çakıl taşlarında hazırlanış
uçurumda uçan çiçekleri sulayan hazların nazırı
beklemekten çalınmış özlemekten alınmış kaçışların paftasıyım
alınganlığın gerdeğinde bıraktın renklerini
kanamamış günlere yastıklar nakışladı hecelerim
En büyük yalanım en büyük yılanlarımın beni ısırdığı bir gitme gününde anlaşıldı.
Tutkularımızın gücünden zehirledi aşk.Panzehir bir zamanda girdin hayatıma.
İçimdeki hayvanların teptiği eskiz yaralarımın üstüne aklanmayı görünmez, saklanmayı olmaz sandık. Sandığında sakladığın ilk gecenin belgesinin kanıtlayan kızılların genç kız mühründe aklanmak sızısında vicdanım kitlendi.
Senden kaçtı mutluluk, hem güzel, hem kariyerli,hem İstanbul,hem yakışıklı şairin…Bu kadarı çok geldi huzura.Sen benden, kaçak hayattım.Kaderinde bir mevsim.Muson yağışları bitince giden,Alizeler esince gelen.
-Uçamazdık, kanat çırpıp uzaklaşamadık,kendi yazgımızın haritasında.Sen bana dünyanın ne güzel şehri olarak atlasıma işlendin.Ben sana aşkın,acının,uzatmadan bütün duyguların bülbülü olarak geldim.
Birbirimize katlana,katlana sardık hayat kutunumuzu.Hediyelik bir aşk değildi,ama hediyelik yaralar paketleyip gittik.Sıkışıp kaldık, kalmakla ile gitmek arasında.Sen gitmenin huzurunda beyaz bir geleceğin görünmeyen ışığına gittin.
Uzak duran gelgitlerinden, sığınırım gelişine
bir ay görünür sensiz gecemde
ruhumun çile yumakları dize olur susmaz seni yazar
paylarsın sen yaralı yüreğimi, azarlarsın büyük sevdayı
beklemenin kapsül uçlarında
beni kendi halime bırak demenin demosundasın
Bir kitabın yazılmamış sözleri gibiyim. Cümleler sözsüz, ben sensiz, uyuyan mürekkebin diliyim. En çok senin yazıldığın sayfanda uyuyakalmış hasretim. Hasretinin hecelerinde uyanmış kavuşmalarım, ayraç ile ayraç arasında sana söylediklerim peşimde.
-Sen kitapsız mısın ki aşkı bana böyle yırtık defterlerin sayfa aralarında veriyorsun.
-Ben hayaline gidecek değişken hayaller sunuyorum az dinle.
…: Bir fasulye tanesi olsan öncesizliğime ekilsen aşk olup yeşersen ve aşk adımıza Ayşe olup büyüsen ben de büyünce sarılacak sırık olsam, öylece sımsıkı nedensiz sarılsak. Bitkisel bir hale gelse tutkumuz.Sonra dimağlara ad olmak üzere tencerenin içinde teslim olsam sıcağına.Yansam buhurlu sevgiler içinde.İçimde kalanların,içinde geçenlerin kaynama noktasında güzel bir sevda yemeği olarak sunulsak, sussak, tatlara karışsak.
…:Sonra heyecandan dökülsek yeni aldığımız koltuğa.Koltuğun en güzel nakışında kalsa lekeler.Ne yapsak hiç silinmese,her baktığımda seni hatırlasam. Aşk da yürekte leke bırakır, tadın, adın koltukta leke bırakması normal.
Nabzım nazlarının nazımında asrın nesiri
…:üryan bir dizede üşüdüm kitap gözlerine
Düşlerin döllerinde kaçıyor yalnızlık
…:sensizlik kendi cenini öldürüyor böylece
Damlaların yamaçlarıma düşüyor
…: yaram heyelanının altında kalıyor
Yeni mevsiminde aşk sellerin durmak bilmiyor. Ruh kayamın gönül ırmağıyla sürükledi beni sensiz her eder, her keder,her anmaya değer.
Nemli bulut gözlerine aşkın imgeler sızdırdım, benli olasın,benli kalasın,beni alasın ali cenap buluşmaların bizli bulgularında saklayasın.
Uzandım ojeli narin ellerine el kızı elimi dokumadan başka güzellerin gözleri sensizliğimi dokumadan , okundum yüreğine, tost gibi sevdim dosttan öte ekmek halini.
Bıraktığın esintilerle açar dağ çiçeklerim,bu yüzden susuz ve sensizliğe zor alışıyoruz.İçli,yüreği roman kokan bir türküyle yaprak dökerler dağ çiçeklerim geceleri. Yoksun,diye yastığımda çiçek desenleri çiçek olur,sen olur, yalnızlık kokular yayar,gecemi alır uykusuz bırakır.Bırakılmış bir bırakılmışın birikmiş, kirlenmiş, kokmuş bir bıraktığın oluyorum.
Gonca gülleri kıskandırır sen onca buncalarımın soncularına sancılar eklerken,sevgin çok sesli,çok denklemli bir özlemin çözümünde kayıtsız kalıyor. Benzerlerimiz sıralanır, öncelerimiz.Hani her gün,nazlı bir kız çocuğu gibi sana aldığım çubuklu dondurmaları hatırlar mısın?
anlatılmaz ancak yaşanır iklimine göçtüm
aşkı ,göz yaşlarınla ıslattığım nadaslarındayım
beni benden çalan sendin
Şimdi ne adın, ben kaldı
Şimdi, seni hep isteme hazanındayım
şimdi seni hep bekleme şafağındayım
yağmurla gönderdim sana yağmayana yağmurlarımı
her damla sana haber vereceklerdi
geldi mi
aldın mı
yagmurla beraber aldım ıslandım
ılık ılık ve her gönüle bir balık gibi
Yağmurun son damlasında gördüm seni
>Aynalara söyledim sensizliğin ölümcül olduğunu
>Günler bunu duydu ve ben her gün sana güneş,
>Mutluluğun tam kalbinde aşk ile aşk arasında
>Umutsuzca kalakaldım aşk ile aşk arasında
>Ruhun bana deniz olmak için akarken sen beklerken
kırılıp savrulduğun yer meçhuldur-adresi belli değil kaybolursun
künyesi olmayan bir neferin kalbi olur
isimsiz mezarlarda ve ilgisiz gitmelerde
kayıpsız bir gidişin künyesinde şevkimin penceresi açıldı
baş ucunda yedi yabancı sesler nefesler
isimsiz ve işsiz yürek erleri beni sana ucuruyorlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!