Kimsesiz armonilerle seni dilsiz gönlüme çaldım. Varolandan, yok olana özetsiz bakışların kaldı. Nur ile su arasında aşkına benzer ışıltılarla uyandım bahtımın minel dünyasına.
Huzurun süvarileri vurdu hüzünlerimi. Seviyordum seni .
-Mutlu olmaya beş muti ezber vardı.
Gönlümüzün kayıp yüklerini arasak kul olduğumuz, gül kaldığımız, küle ramak kaldığımız umulmaz; ama yaşanır sahillerde.
-Damlaların bulsa iç çocuğumun kayıp kentini. İnsan kendine kayıpken başka arayışların içinde bulunması başka kayıptır.
Sonrasızlığın pozunda nemli gözlerini sakla, bana gelirken kentim sevinçten ağlamıştı. Kayıp değildim. Kendimi bulmuştum. Hayat, bazen kendinde aşkı bulup onunla paylaşmaktır. İçimde inşa ettiğin kentlerin gökdeleninde inmedim. Sen sevdikçe modern bir kent olup sevgiler ağardı yüreğimizde.
Gecenin siyahlarındaki sökükleri ten renginle onarıyorum
Vazgeçilmezliğinin valsında kırık gönlüne ayak oluyor bam telim
Martılarla denizi huzuruna kavuştak kılıyorum
Yaşamak ile yaşanmak arasında nefes nefeseyim
Özlemek ile unutulmak arasından heves heveseyim
Suyla günlerin seviştiği bilinmezlik dalgalarında algılarım seni arıyor.
Damlaların namlu, sevmiyorcasına tavırların kurşun mevzide bekleyişim.
- Kahpe bir derinlik, sistemin sisleri, derin sülünler yar ile yargı arasında hezeyan.
-Sevgilim, bu yargılanışım etiğin yırtmaçlı eteğini giymiş. Kimin eli kimin cebinde bilinmiyor. Bu aşk yargılanışımız doğrularını kaybetti.
-Vicdan ile cüzdan arasında kanun yoksa söyle seni nasıl unuturum.
Fikri kurşunlardan vurulmuş yaralı bir beynin yasasında postalların gölgesinde sana içten bir aşk diledim.
Keşkeleri yamaladığın yürek haritamdan siliyorum. Eyvah’larım ürüyorsa da yaşamaya devam ediyorum.
-Vicdanımı emen pişmanlıklar sülün oldu, gitmelere gelin oldu. Hangi pişmanlığın son hecesinde aklansam ,bana aldığın pişmaniyenin tadı çıkıyor.Tatlar ile acılar pişmaniye gibi dağılıyor dünyamda. Tadınla, acılarınla gün yüzüm kirlenmiş. Çantandan çıkarsan ıslak bir mendil silsen, ruhuma kadar ellerinle, gelmelerinle.
-Keşkeleri çıkardım hayatımdan. Hayatım bir keşkenin keşkeki oldu. Beni pişir sende.
ben seni unuturum sevdiğim
Kahve gözlerini, bir fincana gömerim, kırk yıl seni unutmamayı mumyalar dururum; ama köpük köpük sevdanı bir ömür içmek varken nasıl yaparım?
-Anıları nereye dökeceğim.Onca yaşadıklarımızı,iliklerine kadar yaşadığımız onca ilki nereye gömeceğim. Özene bezene çektiğimiz onca resim karesini hangi bakışla sileceğim söyler misin can kırığım.
Hüzün salıncağım bulutlara asılı, nemli bakışlarından eklenir akışlar.. Delirmiş özlemler ve seni unutamayan fışkınlarımın sesinde kalırdım nicelerinde.
Yüreğimdeki pervane sızım sızım sızlıyor, sensizliğin süzgecinden geçerken. Beklentiler,ekleniyor,ruhun vahalarına, gözyaşı nehrinin taşkınlığında yaralarımın Salı batıyor sineme.Yabansı bir hazın zimmetini ele geçirdi susmalar.
Gençliğinin tüm ayrıntılarını araştırıyor aşk.Gerçekten bir insan bu kadar sever mi?
Bu soruya milyonlarca his cevapsız kalıyor. Bu gönül imzası benim mi?
Ruhuma dolar, köstekli saat gibi gözyaşlarının damlası. İçimdeki hüzündenizi sana bağlar İstanbul Boğazımı.Kirlenmişliğin bütün suları akar sana doğru.Aşk beklemiyormuş oysa beyaz sularımızı,hüzünlerini kalbinde iyi sakla bari onlar kirlenmesin.
Bam tellerinden dökülen nağmeler, anonim sulara güftelenmiş gibi yüreğimi senin dalgalarına doğru hızla atıyorlar.
yapayalnızlığın hıçkırık demindeyim
gülmenin yakıştığı aşk definesiyim
gülemiyorum
oysa gül yüzünden dünyalar derledim
oysa güleç halin son aynasıydım
yüreğin t’aranıyordu ta benden
seni kısmetsizlikler ülkesinde
kendisizlik sessizliğinde
kendime sormadan unutmak istedim
unuttum ama kendimi
seni unutmak için henüz yaşlanmadı sevda
ağlayan bir yaranın kabuğuna yazıldın
hep ruh dışımdan kanayacak için
la denilen aitlerinin lahitler mezarlığında
eskiz bilincin cinleri uyandırır sensizliği
heba olmak için aşka
'Her sözcenin 'kutsanmış ' aşk içeriklerinde...
Atıl-dı alıngan gitmeler
Aşktan _yana. Yan yana yanmak
duyumsayış/tutkuya olanağım varsa varım
Sözcelerin üşümüş/ dövülen cümlelerde sen yoksun
Can_damarlarımdan 'ab-ı hayatım'... pınar
Dinlediğim kavuşma şarkılarında erimelerimi hızlandıran bir halin kalışındayım.
-Narlar dökülür güzellerin bağrında, güzelleri üzecek şarkılar besteler uslanmazlığım.
Tane tane açılımlarımın açısında doğrularım çözümsüzlükleri çözmez oldu.
- İki kadın arasında “dın” olmak üzereyim. Bir yaramın kabuğuna kadar yazılan, biri yaralanışımın kabuğunda yazılan şifreli uzak aşk kanallarında açık olan..
-Biri sosyolojik permalarımın en anlatılmaz sızılarında unutulmaz olarak kalıyor. Diğeri, aşk imparatorluğumun gerileme döneminde kraliçe olarak bahtımın tahtına oturdu.
- Ben sevmenin ermişiyim. Dergahıma ruh eteği perelermiş güzeller mey sunarken, ben yalnız aşka sarhoş oluyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!