-Felsefi tinler-13
Mutluluk kavram olarak Tin’e ait bir özselliğin içindedir. Töresel, ya da doğal bir eylem
Değildir..Duyusal çarpılmanın kendi toplamanı vermesidir. Duygu ile duygunun bir olmasıdır mutluluk.
-yanardağımda yanar damlaların
-yarimçağında kanar ıslak iç yüzün
Gelmelisin diye gelmeler gelgit
-başlığı yok bu sen şiirin
içindeki köyün muhtar olsam
seni yönetsem sevgi le mühürlü gözler arasında
sonra herkesin istediği imza olsam
ama yalnız senin mürekkebinde yazılsam aşka
mührüm dudağına sürdüğün ruj olsa
sen de her sabah ruj sürüp beklesen kapı eşiğinde
Nefsimin talebesiyim. Nefs mektebindeyim. Nefs ile dünyalık tatlara alıştırma yapıyorum.
-Dün doğmuş nefsi, ruhu, özü, iki gözü, sevdası özetle her şeyi temiz bir bebek olmak isterdim.Değilim işte Ruhsu. Nefsimin talebesiyim.
-Nefsim çalıştığı kadar başarılıyım.Günah sınıfında da kaldım. Geçemedim ki bu sınıfı.Şeytan öyle güzel ders anlatıyor ki hep kalasım geliyor.
Nefs ile savaşmak gerek.Bu savaşların sıvıştığı aşk mecralarında nefs neden aşka galip.
öylesi kırılmaların can yansımalarında ayna sensin
…:taranmak istedim aradıklarımın kıvırcık saçlarında
suçlanmış bir aşk bülbülüyüm
…:kafese koydun
Mavi gözlerine sızdın
Bu kadar güneşime yakın öpme
geldim senin kalbinde kalp onarmaya
mavi gülüşler devşir yürek sızında
acıların dikenleri güle koklansın
gam gemimdeki saksıda kızıllaş aşka
Yüreğime değdi yazgın sızısı.S’öze kadar ağladı aşk.Ciğerime kadar ançer yarası oldum.Kaybettiğim mazinin Ortadoğu’su oldum. Sen, git gide İsrail’leş’tin. Ben Filistinli bir Mecnun. Elimde sapanım, tank, tüfünkine, sözsüz içsel bombalarına, gururlu terk edişlerine karşı hüzünlü taşlar atıyorum.
-Koynumda büyüyen güllerin soldu. Şimdi hangi sıcağa dokunsam dikenleri depreşir, dile gelir Kudüs yanım. Kutsal kasen düşlerime düşmüşken kimliğimde yürüyen ceylanlığın çare mi ki?
-Kalemin yazamadığı kaderimden uzak kederler çürütüyorsun.
Nedenleri susturan her harfinin gizeminde kitabe bakışın canhıraşımı azdırırken sen öyle bir kez bakıp gidemezsin.
-Bunu saymaz aşkın melekleri. Yeryüzünde benim için gezen son melek senken, şeytan tüylü perilerin erince yatağına atma.
-Asıl sebebe Aslı’sın.Kerem et beni. Kazanılmış bir sınavın kaydına götür. Beni yazdır öyle git.
Tek sırdaşın sırrını saklayan yakut gibi ben olmalıyım.Değerli taşların adresini soran güzelliğin ve güzel dünyanken oğlum bak git diyemezsin ki.Kaldı ki oğul yapmış bu sevdaya nasıl git diyebilirsin ki…
Kırmızı güller kızıl düşlerimizde yeşerir. Kırmızı bir dünyanın ortasındayız. Nüansların en ince cizgisinde çiziliyor dünyamız.
Sevi güvercinlerin gagasında unutulmayacak güncelerimizin cümleleri var.
-Sakın taş atma, sakın git deme.
Suskun hislerim sislerinde durgun, yüreğim aşka derbeder. Gül kokularına esrik yaşam sunan utulmazlığın söz aynasındayım. ERMİŞ bir gölgenin zaman yamacısıyım. Ben ile ben olamayan ben arasında kendimi arama suflelerindeyim.Künhümü hüthüt okur.
-Yecüc ile Mecücler mecalimin zarını atar. Satrancını oynar aşk.
Şah ile piyon arasındayım. Gönül ahım şanla, şöhretle,şah oluyor bütün sevgi hamlelerim sen üstüne oluyor. Piyon hep piyon. Başka güzellerin hoşluğuna kale oluyorum, yutuyorum birkaç demi. Aşk sanıyorum yaşadıklarımı, meğer anlık masallarmış.Aşk senmişsin.
- İçimde kanayan yüreğinin haritasında ismi yazılı gül ve zül güzellerin şuhunda kuruyan sevi dünyamı anladım ki sen okyanus yaparsın.
Hiç bilinmez çıngılar kapsar umutlarımı. Gözlerine sözler ekledim.
- Sana sarılmak için demlerin dem kokusunda huzmelerim büyür. Benindeki saklanışa aklanır akiller. Ruh kendi ateşini sunar aşk yangınlarına.Küllere ihtiyacım var, kul olduğum aşkın için.
Oğulhan Ay-Şem mi Dedi
Yaranın d’olgusunda felsefi sözlerim nara atar.
-Kimse değil, kimse olmayan.Olmayana olmuş hayaller ekleyerek yaşamı uzatmanın adıdır özlemek.
Şeminde üflenen esrik gecenin rüyasında bir bebek yürür. Bütün ilklerini bana teslim ettiğin odana gelir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!