İkonaların ya da dışında kalan alpinlerin
yanlış sandığımız her şeyi sandığına toplar
aslında dertleri sır olan kademlerin demindeyiz
Ne olura neler oluru güncelliyoruz
her acının başlı başına yılan olduğu inlerdeyiz
her acıya bir iğnem batar güneş sensiz batarken
Gülüşlerin yeni bir romanın ortasında yazdı yalnızlığımı. Seni aradım, sesin o kadar nahif okundu ki toparladı beni
-Öznesiz ve nesnesiz bir cümlenin mantıkçı öznesi kadar karışıktım.
-Bağıl taşlarını önüme attın.
Düştün önce,düştüm önce.
Göz rengini gökkuşağı izdüşümlerinde alan bir bekleyişin umut gözüyüm.
ben bir anlatım bozukluğuyum
yanlış demlerin öznesi olmuşum hep
gereksiz sözcüklerimden kaynaklanmadı gidişin
ya da yanlış anlamda kullanılan aşk sözcüklerimden
üç nokta ile sonsuz özlemin sonu gelmedi
imlası doğru bir kitabın sonsuz aşkıydık
Du’ Dağında Üşüdüm Dilgül
Belki diyorum, belkilerde kalmayanlarımız var. Keşkelerimizi kızartan gerçeklerin seline salına salına gül olsan. Anlasan beni.
Yüreğime yağmurlar serpildi. Sözlerin damla damla içimde.
Bir gün, bir gül şehri olursun.Kokun yayılır sol yanıma. Mazimin sevda dikenlerini batmasın sinene.
Kayıp bir sancı gibi içimde büyüyorsun.
yüktür *
yoktur arayış
-Melek olmana gerek kalmadı, cennetimi yaktılar.
*Kafidir güllerinin yanık kokusu.Huri gibi ölümcül yaşantımda kalışın yüzleştirir ruhumu özbenilikle.
inceldikçe sivrilir gerçek
hiç gitmediğim hep gittiğin kalışların sözüyüm
sensizliğin gözlerinde yalnızlığın dili kör olur
içime gömülü sevginin esir kentindeyim
dokunamayacağım kadar, kaderim yakın sana
ürkek sessizliğin pimini çekti ali cenap özlemler
“Seni o kadar hayal ettim ki artık bir hayalsin.” Victor Hugo
Öyle bir çıktın ki karşıma,öylesi bir ölümdü sevgilim.
İlk defa doğar ,i yaşar gibiydi her halim. Az kalsın,azdan kalanlarımla gidecektim.Şimdi yalnızlığın bile zenginlik, bir gün gelişin bile dünya.
*Seni bana aşk diye doğurmuş annen. Emzirmiş yollamış bahtımın bütün duygu kentlerine.
-Aşk, tutku, ruh,ayrılık, acı, bütün duygu kentlerimi bir bir doldurdun.
bu gece sensizliğin sokağındayım
dum bada dum dum
ruhumun sesini dinliyor tüm istanbul
dum bada dum dum sevdim
sevdiğim gitti dum dum dum
bastığın her adım anılarla karanlığa akışıyor
*Göğün cam buğusuna yazdım bende kalan sensizliğin isimsizliğini.
Yasak iki yıldızın gecesinde sakladım bende kalan seni.Gecelere sığmadı, hecelere kalmadı yadın.Samanyolu’nda şarkı söyledi sözlerine meftun gök cisimleri.El ele dile dile değildi.Yürek yüreğe sonsuz bir hoşluğu boşluğuna bıraktılar.
-Damla frekansında ilk damlan çalında yaramda.Sonra öncesizliğimi anlatan son damlanı istedim. Alıp benden çaldılar. Alıp beni benden çaldılar böylece.
Üşütüyor gidişin yeniden gelişini
kan revan hatıralar kanıyor sol yanımda
meğer vedanın ziliymiş son sözün
Gönülden sızan söz ağırdır, her güzel cemal taşıyamaz Ruhsu.
Oysa doğru yolu bilip de gönle akmayan cümlelerin var.Vicdanımı sızlatan cümlelerin okyanusundayım.
-Affedilmez olana kafiyelendiğim için, yarim kafiyeleri bulman zor oldu.
Belki gün’eşe ihtiyacım var bunca karanlık gecem perilerin gözleriyle aydınlanırken.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!