anlamsızlığında yanan bir ışığın ışımasında başladı ışkımız
tarifsiz kifayetler gibi gitmeye gittik kıyamete doğru
türkiye’nin düşünce labirentinde aşkın zikzaklarına aldırmadan
sevmeyi sevdikçe sevdik seve seve sevmeyi
öylesine değildi ölürcesine de değildi sevmelerimiz
paryasının paydalarında gözyaşlarını besleyecek kadar azizdi
Bir “ben” sınırı geçtik, ama daha kaç sınır geçmeliyiz.Üst benliği olmayanların sınırı yoksa sinirinde yaşamak zorundasın bu da başka sınırsızlığı sinirlendirir.
- Bazen hep güzel kalan ben’ler var.Yaralansa da kanasa da hiç gelmese de insan içinde güzel izlenimler bırakmış, derin aynaları olan ve gittiğinde her zaman onun güzellikleri film şeridi gibi yansıtır.
Bazen güzel bir dokunuş, bazen güzel bir bakış, bazen içsel bir sızı, bazen tüm özdeyişlere bedel bir sözü, bazen her şeyi iç benin aynasından yansır. Bu yüzden hep güzel kalan, hep güzel akan, hep güzel yakan içsel sevi lavımsın. Can kırıklarında başlar f’ayımın akışı.
Çevirecek yüreğim can kırıklarını. Hatalarımı topladım, keşkelerimi çıkardım, çarpıldım gidişine, bölündüm hayata… Gayrı dört işlemi can yüreğim de biliyor. Pi sayısında durdum. Bakış açılarının açılarını buldum, senle hep aynı bakışlarında,hep aynı ruhun üçgeninde tümlendik. Sayılar anlatamadı sevgimizi, sözcüklerle anlatılamadı hiçbir zaman. Sözlüklerde tanımsız bir aşk yaşadık tanımı yoktu o yüzden.
-Sen hep dizem oldum, hep imgeli bir kalışın ışığında ısıttın benimi.
-Beynimin ilimsiz gecelerindeki kadeh tokuşlarında eksik kalan anları çarptım bir gecelere. Hatalarımı topladım, sığmadı affetme defterine.
-Her sayfasına damlalarının değdiği yazısı dağılmış bir hata defterini silmek zor gülüm.
'o kendini biliyora ithaf'
şimdi uzak özlemlerin susamışlığındayım su üstüne su katar sevdam
yoksul uzakların zengin hasretinde seni bekler her anım
ezilmiş bir ruhun sosyal aynasında beni tara duruşunla
zevklerimizin haritasından önce bir sen şehri sonra bir ben başkenti
*Marj kendi mağlarını üretir.Farkındalık eş değerlerinde eşini eşey aykırılıklarda arar.
-Çaba,kırmızı rujlu bir kadın dudağı gibi bekleşir.
Öpülmeyi bekleyen öpüşme demi,beni süreğenlere atar.
Sende kalakalışım, poetik öpücükle başlamıştı.
-Ar-is-toyu.
“Bir kere bir sen güzelsin bir…
İki kere geldim bir kere sevdim,dünya dört duvar eder
Üç kere üç sen de dokuz aylıksın “
Kurtar beni senden,seni kurtarsın aşk benden
Kurtlar kuzuluğunun peşinde,postum aşk heybemde
Bu yüzden gelemeyişlerinin aç kurdu benim
hücrelerime kadar şifrelenmiş her demin
Bu aşk bu aşka nazire
Bu aşk bu aşka alt küre
-İsteyiş çarpımı-
ruhun isterik kolonlarında klanmış sevgin
…:tezimi özleyişinin deminde kaynatır
dudakların antizlerimi sürer öpücüklere
…:anları sağan arzular damlar geceye
Kendini yiyen hislerim ulaşıyordu tuvale
…: imge gibi oğulduyordu aşk güzelliğine
çoğalıyordu senli çiçeklere gelen arılarım
…:al ile bal arasında ak bir sevda çiçeğiydin
seni yaşamanın derbendinde büyürdü ormanlarım
…:yeşil bir ömre bürünürdü kavuşmalar
.hayata ayna.............yağmura damla bir aşk..
..ruhun yokuşunda..........ve hüzünle yoldaş...
yaşanmış sevda ışığından olmaz umutlara lal
gönül kapkaranlık.. tutku burada güneşsiz
aşklar aşılamaz türden, ufuklar ruha tuzak
.gidişler mutsuz, yarınlar yarınlara kucak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!