Bilinmezlik üssü bilindik hislerden uç-arı bir ben
yanılgılarımız sürüklerdi bizi hiçliğin yokuşuna
gördüğümüz tanımadığımız izin yolundayız
görünüşlerin birer pususu susuz döllerimizde..
sahte gülüşler öze sancılanırdı
bayat sevişler yaşardık ömrümüzde
Sılanın sılası okunuyordu. Canımdan öte sevdiğim annem, canım kadar sevdiğim sen de yoktu. Gözlerim sebepsizce nemlendi.Önce iki damla indi. İki sevdiğim adına.Dedim dur gözyaşları.
Gözyaşları:-Biz durmayı bilmiyoruz, biz aşkız, biz acıyız, biz çığlığız, biz haykırışız, biz vicdani ırmağız, biz psikojolik nemiz. Biz akmanın aynasıyız. Biz akmaya, yakılan gönülleri ıslatmaya, uslatmaya akıyoruz. Bu göz yaşları senin değil. Akan göz yaşı senin olmaktan çıkmıştır, kimin için döktüysen sahibi odur. O göz yaşları ona akar, onun yüreği o dem hisseder.
-Neden diye soramadım…Yaşanmak istenip yaşanamayanlara, görmek isteyip de göremediğine
Susmak isteyip susayamadıklarına, bilmek isteyip de bilemediklerine.. her içsel sızıya akar dedi sol gözün yaşları. Sol gözün yaşları hep sol yanın bulutuna sevdalı. Bu yüzden sol yanım hep ıslak, hep ağlamaya meyilli.
Seni yaşama öyküsünün ruhunda gözler mavi geleceğine sarar beni. Yüreğinin iğnesi batar yarama. Kanamalı bir aşığın can kanı olup mazimi tümden resetliyorsun. Online olan günlerin dilinde çevrimiçi sevdalar sunuyorsun.
-Düşlerin serpilir yalnızlığımın nadasına. Demet demet sen filizi aşka büyür, benimde yeşillenir dünyan.
Hangi mevsimin aşk ruhusun bilmiyorum; ama baharların ve harların beni taşıyor aşk iklimine. Ilıman ve ilmi akışların pınarıyım.Aşkın köpüklerinde yıkanıyor adın. Seni özlemekle,sensizliği kabullenmek arasına boyanıyor dünyam.
Mutluluk karesinde seni arıyorum. Sen varsın, senden olan her şey dizelerimin dizinde uyuyor, gülüşün yok, bir ömür bende kalışın yok diye hicazkar anlar besteliyorum.
Kavuşmalarımıza ışınlanışını seziyor, hislerime öylece derman oluyorsun. İçindeki içsel dağların dağlanışını duyuyor, sen ile senin çevrende oluşan volkanik sorunların fay kırığında kaçarak aslım kadar duruşumun güneşi seni özetler, seni bekler, seni ister …
Umuluşun yankı caddelerindeyim, aşksız ve karanlık
Nurun ve ruhun aydınlatmıyor benli sokakları
Tüm anlatımlarımın anlaşılmazlarında felsefik mitsin içimde
ödünç aldığım özlemlerin dünyasında ekvatorum gözlerin
seni ayırdılar gittiğin günden geleceğin günün güneyinden
emsalsiz gönül kuşağımızda çöllerime penguenlerin geldi
Hayrettin Taylan
Aşkın sensiz durağı beni sensizlik çölünde bırakıyor
feryatların anı Leyla nın zılgtıları ve yokluğun
hataların tüm yılanları süregen bana
Kendi-aşkından ta ötede azad değil-sen...
Bir mülteci-sindir yaşamın orta yerinde...
Bana da yasak, şehre de yasak...
Bir yalnız-salıncağındadır...
Aşk Leyla ise insan...
Hep Mecnundur....
Tut
Ne olur
Tut ki tutulmasın aşk uydum
Doğrularımdan
Tut be
-Tebessümlerimde yanıklar var.Son gülüşün de yandı. Yakılmış bir aşk olarak mazime külden, gülden kuldan kalıntılar bıraktım.
- Aldırmadan gidenin ameliyatla alınmış huylu urları var. Aldırmadan kalmanın kalaycısıyım. Sevda tasımız bakırdan olduğu için paslandı. Büyük sevdakarların hepsi bu sevda tasıyla içti sevdalarını.
-Ben kalaycıyım, şimdi bu sevda tasımızı ve tasamızı kalaylıyorum kalakalışlarla.
-Henüz icat edilmedi öylesine gidenin ardında ne yapılacağına dair. Öylece kalarak yüreğimdeki gülüşleri yaktım. Bir sevenin en büyük silahı onun için attığı ve onu hatırladıkça attığı gülücükler.
Masal gibi değildi, masalları yazdıran sen gibiydi aşk. Gözlerinin yazdırdığı destanların mitik kentindeydim. Aşk kahramanın olduğum bu bitimsiz, betimsiz Manas’da m’anasını ağlatan cümlelerim var.
Çok şişman cümlelere yüklem olmuşsun, seni taşıyacak özne elbet yürek terazimdir. Elbet, seninle sırların ifşa yerinde surları aşacağız.
“İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar.”
La dedi lal özlemlerin bulutu
Ey bozulacak dünya
Bir ünlem-bir ünleme kadar kaderler
Aşk-su-öz-ruh kadar mı
Ve sadece mi! ! !
Bir ünlem söz-sadece...bir öze




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!