-Kırık Kalpler Durağının Mimarlığı
Can kentinden canan kentine giden yalnızlık yollardaki levhalardan ismimi ezberler .
-Pişmanlık mesnevilerimi okur aşk yolculuğunda. Uğruna bağrımın ipekböceklerinin yaptığı ipek yolunda yol bitmezlere şiir olur.
-Beni okur can kırıklarının mahzenlerinde büyüyen bülbül.
-Yürek Okuluna Yazıldım,Beni Öğret Bana Örtmenim
Y
üz/geçindeyim, süzülüyor yar diyemediklerim. Su bile geçmiyorsa süz/gecinden bu hayata neye mayalanacak.
Y/ağışla beni, nemli gözlerinden. Buhurların yücelsin yar/yüzüme…
Gelmelerin öğütüldüğü aşksızlık değirmeninde vurgun sevdalara tane taneydim.. Buluşmanın eskiz gizli oncalarında tüm sancılar bir gala güncesinde bir gülden
alınma alınganlıklarla içimi temizliyordu.. Sense uzaklarını emziren bensizliğin bebeğine benden ninniler söylüyordun.. Oysa ruhunun salıncağı dışında uykusu gelemeyen ve sensiz ağlayan bir avurun su ve can haliyim.
Gözlerini çevir ve çıkar arkaik heveslerin son nefesinde.Sıkılmış bir umudun dumanında tütsün tasvir edilememiş kavuşma anlarımız.Önce gözlerinden sevinç gözyaşları aksın koca bir bebek haline acısın gamsız halim.
Neden bende değilsinin direnç kapsüllerini içir kendi uzaklarına,bensiz her ana.Gitmeler labirentinde aşkı aşkı buldu, beklemeler eklemelere ek.
Pusulasız, arzular kendi yanlışlarında yazıkların redifi. kafiyeler üzüldü seninle aynı, şiirin sonunda cinaslı bir aşk yaşamadan yıllar geçiyor.
nazlarına geldim, gönül sazına geldim
buldum seni benden bir tel koptu bendimden
yüreğim sana akıp gidiyor
artık sen çalınıyorsan yeni ezgiyle
mümkünsüzlüğün ümmisiyim sana karşı
İmkânsızlığın kıyametinde vurgun anların çerçisiydim
Hüznünü satıyordum yare giden ateşbazlara
frengi hasretlerin gölgesinde seviyor beni aşk
durulanmış yaranın kuzeyinde üşüyor tutku
Gizli yaranın belgelerinde sana aklanıyor vurgunluğum
Ve ben aşkın arşivi
Çok romantik bir kaçışın gölgesindeyim.Boyumu aşan huylarım var.Hangi ben’i istemiyorsun söyle. Hangi ben’e sensizliğini aşıladın söyle.
*Yineliyorsun yenilerimi.Eskimez olan sendeyim. Sensizlikte kullanacağım mazeretim yok. Ortak bir dilin söylemlerindeyim.
Politize edilmiş mezalimlerin uçurumunda vaveylalarım var.
Cesaret ölçümünde kullanılmayan duyguların bağıyım. Bağıllarımı anlayacak azınlık bülbüller var.
-Tekerrür ediyor masrafsız acılarım.Muğlak düşlere düşeş oluyor bilinmezliğin sesi.Beni senden soruyor sorular.
Dolaş manalarımda yeşil gözlerinle katıl aşkın katılımcı cümlelerine…
Yankısı olan sözlerimin tufan güncesine yazıl. Okşanıl meltemlerin gönül bahçesinde esmelisin.
Yamalı bohçası olan gelinmişliğin gelini olmalısın. Gam gemimi batırmalıyım yüreğinde.Ufkun, utkun, umudun, usun, uğurun en güzel yoldaşı olup kabarcıklar kadar temiz bir aşka su olmalı dünyamız.
-Gözyaşlarını içinde derle, durularsın yüreğini bensiz kaldığın bir günde.
Epeydir buralardan gitmeye karar verdiği halde gidemediğim
Gitmiyorsan da, çekilmeli ay ve gecen sensizlik hayıflarımdan
ama üzülüyorum sana hep güzel şeyler yazıyorum
Vicdani lekem kurusun diye(özlem yağışları sunuyorum)
Ve benim gene gidesim var aşkın marsına valsıma hazır olun kümülüs
Yıldızların saçlarını tarayacağım seni yerine..
Hoş geldin hoşlarıma yaralar sunan kendini bende unutan.
Tut sözünü senden gittim de. İnandır bana resmi unutmalarına atılan mührümün dilini. Mürekkep ol, aşk ol, sen ol .
Mühürsüz bıraktığın dudağımın öpücük kederini kim anlayacak.
-Lâl kaldığım aşk özgürlüğünde göz çeperlerini benden ayırma.
Nahoş olmuş olmazların sazına kaderimi sunma.Beni
avazların çalgısı yapma sana yapışık limitlerim varken.
*-23.23. 2010
Sahih sayfalarında yazılmamış yazgının arşivini yazıyordum. Sonları ütüleyen teslimlerin vardı beni ayakta sunan, tutan .
Göz yaşını yanağında görmeye alışıkken şimdi kendi yanağımda görünce alışamadım.
-Bu damla hangi imlanın bozulmuş cümlesine meftun. Bu damla hangi ünlemin alt noktasını çürütecek içimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!