Varuben varlığımla gariban. Bu dünya gariplerin yeridir.
Çoktanlığın çakrasında buldum seni...Auraların açıktı.Renkli düşlerin emziğindeydi aşkın bebeksi ağzı. Tadıma kadar adın yetişmişti.Yetişkindi yetiştiklerimiz artık.
-Bitkin değildi, bitkisi gönlünde yetişen aşka alev filizin.
-Hezaren anların mezarı var sensizlik yerine.
Celladım gülümsedi gün yüzüne. Artık sen varsın. Artık yaram yok Zindenaz.
-Son isteğin demlerinde içiliyorum aşkına. Artık yeniden sevmenin baharıyım.Çiçeklerin açıldı açıklanmamış sevda toprağımda. Gövdemdeki yarayı görmüyor senle yaşayış haritam. Seni şehir yaptım.Yaşanası kentler Newyork, Bern, Toronto, Auckland, Yeni Zelanda, Stocholm, Sdney, Ottawa, Münih, Lüksemburg, Kopenhag, Brüksel, Cenevre gibi. An be an farklı özler sunuyorsun.Neo ışıkların gözlerinle kardeş olup beni huzura taşıyor.
-SEN dedim kentlerime. Son dedim bakışınla başlayan sevda okyanusumuza. Sen dedim yaşayan, yaşanamayan,yaşanacakların adına.
Sen uçma ki can kelebeğim olmayasın.Hiçbir zaman yüzme ki ruhumun yaralı balığı uyanmasın.
Sevmek nedim olsun sen nedime.
ödüllendirilmiş özlemlerin dilinde yazıldın bana
…:Sensizliğin sessizliğine gün olup bekledim aşkı
Sevmek ile hayatı paftalamak arasın uzanır ruh haritam
…:her zerremde senin tonların kendi atlasını boyarken
soylu kalışların kavında yanıyor sevilişim
…:bir günlere dökülüşün orta yüreğinde artıyor sevgim
Pervazına takılı hoşluklarım var. Ruhunun kırmızı libasını giymişsin,aşkı örtmek içine. Aşk örtük; ama “ben” soyunuk.
Yakası bir araya gelmeyen derviş gömleği gibi henüz dikilmemiş sözlerim var.Henüz söylenmemiş cümlelerimin terzisi var.
-Hz.İdris benim aslında. Güzelliğine elbiseler dikmeye temiz niyetliyim.Güzel hayallerini süsleyecek cümleden kıyafetlerim var.
Sen soyunuk konuş, ben örterim şiirlerimle seni.
Seni senden giyen aşk kreaksiyonlarım var.Sen sevgi şıklığının gülüsün.
-Açılmamış ilgi güllerin var.Verilmemiş tutku vericilerin var. Özel kanalımsın.
İçimin kapılarını boyadım, üstüne seni nakışladım. Biriktirdiğim en güzel özlemleri kapının zili yapıyorum. Yeniden efsunlar şehrini ezdiriyorsun gizli kalmış,senle ben arasında paketlenmiş mecburlarımda.
Kamasıyla özlerimi seninle vuran aşkın ölümsüzlüğünde ölmeyen aşık oluyorum.Ruhun kıyısında unutulmuş eski bir bakışın gözlerinden sana bakıyorum.Gözbebeklerin bir bebek sevimliliğiyle benimden ışıldıyor.Gönül defterime yazıyorsun sana gelmek çok istiyorum; ama denklemin son harfi ellerde.El kaldırıyorsun güzeller sınıfından,ben şairimi sevdim, ben şairimi seçtim.İşte bu adam…Bilmece sorulur, cevap sen,bulmacalar çözülür cevap sen,alacalar allanır cevap sen.
Huysuzluğuma güzelliklerle doluyorsun,gitmelerin karartılarında susturuyorsun.
Hani,hatırlar mısın sabah evden çıktığımızda güzel bir hava vardı.Gezdiriyorduk gergin gezmeleri.Bir kırk ikindi yağmuru yakalandın,incecik bir penyen vardı.Islanmış ve bir ağacın altında bana sarılmıştın.Ben gömleğimi çıkarıp sana vermiştim.Her şey Türk filmi gibiydi.Şimşekler çakıyordu,içimdekileri sen görmüyordun.Korkuyordun,ağlıyordun
Neden ağlıyorsun dediğimde şimşekler demiştim. Biricik babamı şimşek çakmasından kaybetmiştim. Seninle ilk kez çıktığım, hayatımın en güzel gününde yine şimşekler şarkılarını söylüyor.Ağacından arkasından çıkmamız imkansızdı.Mesirede kimseler yok,arabamız uzaktaydı.Sen ağlıyordun,üşüyor,titriyordun.Şimşekler çakınca yarı ölü oluyor kalakalıyordun.Gözyaşların,şiddetli yağmur etrafımı sel alıyordu.Ben de üşümeye başlamıştım,atletle oracıkta kalmıştım.Hadi her şey rağmen arabaya kadar gidelim diyeceğim sırada ben ağacın altında yarım çıkmıştı sen hala ordaydın.Bir şimşek altında kaldığımız ağacı vurmuştu,seni çekmiştim; ama sol kolun, kalbini vurmuştu.Yara bereler içinde seni kucağımdan arabaya taşımıştım.Deredeki su biraz süreklemişti.Aşkın selinden, senin gözyaşı selinden, yaralarından,dertlerinden ayıklanmış öylece seni hastaneye taşımıştım.Sol yanın hala yanık, hala yaralı,hatırlıyor musun güncenazım.”
--mavi sularında saat seni ben geçerken
Yağmurun muşunda ıslandı muştularım
…:yüreği yorgun sevda nadasında mavileri uzattı geleceği
Sen ki güzelliği yeni tanımladın aşk sözlüklerine.Şimdi hangi güzelin tanımlı,aşina manalarında sensizliği anlamlandıracağım.
Nasıl izah etmeli bunu yanılgılar, sanrılar, sonralar, önceler ve de bir gün gelmelere bu zahiri durumu.
*Gözlerinde sakladığın binlerce mananın bakışında nasıl arınacağım. Hüzünlü bakışından beslenen damlalarıma hangi sözün kurumuş olarak yüreğimde susacak, susturacak ağlayan sensizliği.
Yeryüzü ve gökyüzü gözbebeklerine göre büyüyüp küçülürken dünyamda şimdi bu ayrışımı yapılmış ayrılıkların dilinde ne zaman
bırakılmayacak yüklemini ekleyeceğim.
Pinokyo’ nun burnu ne zaman uzamasını bırakacak hayallerim yalan üstüne yılan söylerken.Burnu Kaf ‘ta, gözleri Kafka’nın Milenas’ında, sözleri Şems’in şemsi sözlerinde olan bu bin çeşit benimin burnu ne zaman güzel kokunu koklayacak.
Maşuğa Yakışmaz Ağlamak
Arzuların yanardağıyım ben. Lavlarımı özleyen güzellerin gönül bağrına akıyorum.
-Beni de Yusuf’lardan sayma.Ben Yusuf değilim. Ben Yusufluğu çoktan geçtim.
-Ben, ben’i geçemedim.Benden olan senden geçemedim.Hallac-Mansurun mensur haliyim. Enellerim var ruhuna akan. Ben Hallac-Mansurun seni yeniden yaşamaya
Mezkur anlatılmazım.
Fırtınanda yuvarlandım Leyla’nın Mecnun için gözyaşı döktüğü ahu soflardan. Bir ardıç ağacı büyümüş gözyaşlarının sularıyla.Avuç topladım,avuç içlerim kanadı,anılmışlığın kırmızlığından yedim.
Sorgularının serap hali eğilir, sen sulara su dersi verirken, ben sensizliğe susamışken, aşk küresinde buzullar erir.
Bakışınla deniz olur, akışım ve tutuşum. Gelgitlerinde “gelin olma ”
benzersiz bir duruşla beyazlarını saklıyor ruhun sarayından.
Gelmelerini,sevmelerini, saklarsın zamanımın zulasına. Söz olursun, sözcükler ağlar, göz olursun gönül gözüm görmez olur, aşk olursun süzersin, işlersin resmimi bensizliğine danteline bam telinden çala çala, çalakalem gitmelere kanun olur söylenirsin derdimin en ince cevabına.
Işıltın bedenimi armalar, yediveren bir yürek ülkesi olur,üst bir rütbenin süvarisi gibi gülüşlerinin yollarına cephemi açar önce kendimle sonra sensizlikle savaşır, dururum.
Varılışa , varoluşa örülü sen ağı var arı oldu aşk dizelerinde.
-Aşk kendi tizlerini sundu tözlerime. Özüme doğru kendimi bulmaya yönelik şerhalar çizdim.
-Albenisi üst benlerde olan ola gelişmişin geçmişinde kaldım.
Sen ordaydın, seni oradan taşıdı gelecek.
-Mutluluk can yüzünü gösterdi can kırıklarına.Gayrı benden taranabilirsin.
-Umudunu yüreklere sızdırabilirsin. Renkten renge sahipli seviler ekleyip beni gül kırmızına sunabilirsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!