gül tarihinin talihinde kırmızıların kalmış
senin için içini boşaltmış yüreğim yanmış
bütün geçmiş ve gelecek aynanda asılı kalmış
tadı senle kalan kalakalışlarım var
taranıyor sözlerinin kitabı
aşka gelgitler sunuyor ay yüzün
Her seher boğaz sularında sensizliğe yıkanır, yakınır içsel dalgalarım.
Yosunların benime dolanır, gelirsin sahilime deniz analarıyla.Andıç yemiş bir iletişimin sularında seni yazamıyorum asıllarım kirlenmiş, atık sevdalar karışmış bir sensizlik denizindeyim.Her anım kirli isteklerle akıyor ama senin denizine doğru dizginleri kopmuş aşkın yunusu olmak dışında çarem kalmıyor.
Gelişler eskisi gibi ılık değil.Seninle gelen efsunlu rüzgâr saçlarımı ve suçlarımı dalgalandırıyor. Açık kahveye boyadığın saçların vedaya açılmış gibi yüzüme vurur. Yar beni tarar mısın saçlarınla, özlemlerinle… Tarak uçlarına sevgimi ekledim ki saçlarının kökünden beynine iletilerim rahat gelsin diye.
İz ve söz bitmez aşka sen ancı, yeni bir bahara beni yeşert. Ah yeşilim, gül nazım, sevdalım, bahara sunaklı sultanım, gecemin yıldızı,sözlerimin sözlüğü baharımda har var.Kurumuş özlemlerimin toprağına sevgi buhurlarında damlalar aksın.Mahmuzları ışıl ışıl gözlerinle şıklansın hayat.
Yedi bulut çığlıklarına dörtnala koşuyor yıldızlarım.Hazlarımın hazır dokunuşlarından koşular yapıyoruz senle senli olmanın son anında.
Heybemizde kavuşmanın bütün erzakı,biraz çok özleyen benden arta kalan sevgiyle ağırlık kazanıyor buluşmalarımız.
beklenti sessizliğin vedasındaki son harf gibi yazıldın aşkıma
yokluğumuzu sorgulayan kuru özlemlerin dilinde yazdın beni
kırık dinleyişlerde seslendin aynı şarkıda soldan soldan
içimde kıpırdar bulutların
yarın yağmur günü
yarın nadaslarıma geliş günün
İç dünyasını kurşunlayan ruh erinciyim. Fiziksel ölümden daha zor ölümler yaşıyorum sen ile sensizliğin kazandırdığı yaşam arasında.
-Susan iç sesimin dış sesi atom kadar saklı sesler çıkarıyor. Bağırdım arkandan sözlerle, dizelerle, bekleyişlerle. Kendini bulup kendine gelmelerle sana geldim. Her gün yeniden yanımdaki sesini melodi yaptım hülyalarıma.
-Haykırmamak…
- Hoş görmek …
Bütün iç güzellikleri sıraladım durdum sensiz her güne.İçimi öldürüp sensiz yaşayan dışımı nakışlamak istemedim güzellere.
-Can kırıklarını bir bir bombalayıp Nagazaki’ne gelmek istemedim .Hiroşima yüreğimken seni de Nagazaki kılamazdım.
Ş..
eşitliği ütüleyen kalbinin kırışık uzaklığındayım
sensizliği ıslatan damlanın zerrecik yakınıyım
yalnızlığı vurgulayan gözlerinin kitabı kokusuyum
aşkı yüreğinde volkanik kılan sevmenin şulesisin
seni saran hislerimin yolu bağrının bakir alevinde
Gönlümün Y’ayın A’kışı
23. 23. 2011 Saat seni tam ben’den geçerken.
Çok kezlerim yanıyor, bağrım ilsel sızıların diyaframlarında. Algı kendine çalgılar sunuyor.
-Su ile susturmak arasında sistemin sülünleri. Yutulmuş çıkarları ağırlıyor derin kırkayaklar.Kırklara karışıyor, karışamadıklarım…
sen sarhoşluğum sürer mey meclisinde
sakiler raks eder senli huzurlarda
bir ömür yürekte biriktirdiğim aşk dökülür geceye
ay susar,şarap akar, gönül bendini aşar
hüznün sıratında geçer suretim
kendime gelişlerin şavkı yansır mutluluğa
Devrimci bir Mecnun gibi çölden sıkılmıştım. Leyli, Leylai bir metropol isitiyordum. Geceleri gözlerine benzeyen, gündüzleri sözlerine, sevgine benzeyen. Sensizliğin kalabalıklığı gibi beni benle kaybeden, çıkmaz özlemler sokağında kayboldum, üstbenliğimle kendimi bulduğum seviler kentisin.
Heyecan doluydu, ılıman bekleyişin sınırındaydım.Gözlerin Leyla , sözlerin Şirin, tavrın aslımı onaran Aslı, nazların kurulu sevda saatim Nazlıcan gibiydi.
-Büyük aşkların mevsiminde seni yazgımın yazına almıştım. Bir kerenin içindeydi.Bir kere bağlanmıştım.
-Ama, fethi zor İstanbul’dun. Fatih’in olmak için önyargı surlarını çevreleyen sırlarının, diyemediklerinin, anlatamadıklarının, içinde kaynayan volkanın sessiz kitabını okumalıydım. Tavırların surlar gibiydi. İçinde içinin dehlizleri vardı. İçindeki çocuğun doyumsuz salatası vardı.Ben vardı, benden başka arayış çeşitlemelerin vardı.
sadece söyleyemediklerinde kalsam,
suskun yaramın merhemi olur mu
anlamsız kelimeler olsam felsefe beni anlar mı
ki sensizlik kadar anlamsız bir izm de yok
yaşanmışlık büyüsü arasında büyücü yaptın sende büyüdükçe
Sessiz ,sazsız,sensizdi hüzün. Sağdıkça gelişleri süt kokan özlemlerim depreşir. Acı, girdabını kalamayışların salıncağında sallarken, örgeli mutluluklarla sensizliğe tutunuyorum.
Hani hatırlar mısın otobandır diye arabayı sana vermiştim. Ve bir otobüs şoförü bizim arabayı sıkıştırmış sen heyecandan sol şeride kaçmıştın.Ölümle göz göze gelmiş,gözlerindeki korkunun soyadı okunmuştu.Yan yana kalmanın kırık gündönümünde kalışımızı kutlayan ruh haline nazireler dizen yolun ta başındayım.Bolu Tüneline az kalmış hayallerimizin,ölüme yakın acılarından, gitmelerinin asıl tünelinde gidişinin usturalı adımlarında keyfim henüz yörüngesine fırlatılmadı.
Ötümüz dudaklarımızda popüler parçalarını ütülerken nakaratı tüm yürekleri parçalıyordu.
“Efsaneler yazdırdım sevday-ı aşka dair,
Gamdan dilimde Hayri hali ferağ olaydı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!