sürüklenişim ruhunun şifrelerindeki naraydı
şuleler yüceldi bağrımda, teslimiyetim uzandı bağrına
gönlümün örüntülerine sarılmış benliğin sardı kimliğimi
örtülmüş özlemlerin üstünü açtı içindeki sevi denizi
ıslanmaya gelen bir çocuk gibi sahilinde bekledim
gecikmiş hasretlerin atlasında renklerim senle sobelendi
Saklı kentin su şebekesinde susuzluk....
bir çiçek panayırında uslanmışlığın şenliğinde
seni gül olarak aldı dünyam
gülümsemesine ömür adadığım adılsızlığımın aynası
-Yüreğimin ciltlenmiş hüzünlerinde senin her şeyin yazılmamış olarak kalmış. Yırtılmış sayfalar arasında yıllarca saklayacağım anıların an be anlarındayım.
-Suskunluğum akıyor vicdanımın can sızılarında. Susturucu kullanıyorum, gidişlerinin kurşun arası , acılar arası , ben arası çığlıklarda.
-Çığlığın değiyor henüz değinemediklerime. Küskünlüğü hayata yamalayan hataların hattındayım. Bir elimde elem, bir elim can kırıkların. Yüküm dünyadan ağır.
Sana kapanış yapan umutlarımın erzakıyla biraz kendime bileniyorum.
-Sus ki aşk kendine yeni mecra bulsun. Sus ki giden sevgili değil, sevgilinin kaderi.
-Kader susar, kader uzar, kader akar kederine. Sus ki yar kulağı duymasın.
06/ Ankara’nın Sen Sonrası Hatıralara Sığdırdığı İstanbul Aşureliğinde
Tuhaf tufanlar derledim çölünde . Esmek istedim, estirmek istedim seni.
-bildik bir ben yok. Gitmek için Maçin’e La dedim.
Aradığımız mutluluğa okyanussal tat katıp
Katkılı bir aşk oluşturuyoruz
Ünlemlerin kuyruğuyla oluşan haykırışlar
Yerini en mutlu sevinç çığlıklarına bırakıyor
Ve biz küskünlüğün satılmış odasında
Nefretlerimizi işleme verip
Ara verilen özlem yağmuru yağmalı biraz gözlerime
Biraz da ağlamalısın
ki sensizliğin karı beni soğuk arzularda dondurdu
nimet bilip üşüdüm gözyaşlarınla
nefesimi buğularına pay eden erinç halim
Düş’ün toprağını avuçladım.. Çok bekleyen belkiler vardı. Belkilerden geçtim.
Eflatun bir yüreğe Eflatun olup:
“İnsanın kendini yenmesi en şanlı zaferdir.”Bu zaferin senli otağında kendime yeniden geldim.
Peygamber çiçeğinin özünde yıkandı arılığım.Hep arındım, hem bal yaptım .
Bir gölgenin çınarı gibi büyülenmiş dünyamı sana sundum.Büyük çınarların saki meclisine gittim.
Şiirle şarabı karıştırıp özünden sapan Hayyam'ın sarhoşluk meyhanesinde kendimi buldum.
Ünlü Aşk Yamacısı Mir Aşıkettin ‘in Yeri-5
İyi ki”lerim iyi ki varsının varsıl hayaline gizil özlemler olup “Keşke”lerime haddini bildiriyor.Ah keşkem giyotin olup dilimde düşmeyen seni kesiyor ve kanıyorum her dem. Zorlu sevdanın k/anayan hoşçakallarında kalıyor dünyam.
Hüzünlerime yamalı yalanların yılanı uyandı kış ve aşk uykumdan. Sensiz meğer baharmış. Meğer çiçekler senin için açılıyormuş. Aşkımı inkar ediyorum. Ey yar aşkını inkar etmek dinden –imandan insanı çıkarır mı ki.
- “Zaman ve duâ” duçar olmuş yüreğimde. Kalbinin aynası gözlerin aşkı inkar etmiyor.
Ben nemli gözlerine binlerce kez eridim.Nemli bakışların kavurup durdu mecalimi.
kirlenmiş gitmeler şehrinde seni aradım
göz pınarların denizim olsun
temizlenmek istiyoruz seninle aşkla
yorumsuz sahillerinde çıplak olmak istiyor hayallerim
sorgusuz ve sorusuz sevmek istiyorum öylece
iç çocuğumu doyuran melek olmanı diledim
sen susma
sen sevmek kentinin gökdelenisin
ben örümcek adam
yasak aşklar duvarından sana tırmanıyorum
ıslak hayallerin son demindeyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!