anlamlara varyant olan sevdanın algı şehrindeki sözcük atasıyım
sevilere kopuşun filmini oynuyorum imgesel duruşumla
anlara böldüğümüz, şanlara yazdığımız güzel anların dibek taşındayım
kendimi sende kaybetmiş demleri topluyorum severek
mutluluğu aşılayan güzel yarın atlasında yeşiline göz oluyor sevdam
Şairzal:
Sensizliğin acil kapısından ruhunun hastanesine yatırdılar. Ser’umudu taktılar.Biraz iyi kadar iyiyim şimdi.
-Issız manalara azizlik yapıyorum. Dilime kilitlenen sözcüklerin yeni anlamındayım.Anlatılmaya mecbur kentler sahilindeyim.Islak düşlerimden, kurumuş düşüncelerime kadar senli toparlanış aziziyim.
Susturulmuşluğun susturucusu gibi, vurulduğun sende k’anıyor yüreğim.
şarkılar içinde şarkını yazıp okuyor sözsüz bestelerim
dünyanın en güzel yerinde dünyamın en güzeli sen nakaratı gibi
çalınıyor sevda/
keskinleştirdim notaların diyebildiklerini
hangi şarkıyı dinlesem sanki ben yazmışım
hangi şarkıyı dinlemesem sanki ben susmuşum
Dinle Ceylan Yürekli…
-Seni unutabileceğimi düşündüğün düşler cihanındayım. Ruhunu saran ceninler aşk bebek olurken unutmak türküsünü çalanların h’alay b’aşını çekemem
İçin gözümde yeşil gözlerinin matem ormanı oluşamaz. Aşk, bir savaştır, büyük aşklar dünya savaşı gibidir.Her cepheden, her duygudan, her tanıdık, hayrandan, seyranden, itten , saldırı gelir.
-Büyük aşka hazır bir yüreğin yoksa, başkalarının yalan dizisinde ağlamaya devam edersin ceylan yüreklim.
-Bir zavallının kaybediş eğlencesine meze olamazsın. Bir duruşun vardı, aşka teslimiyeti öğreten.
Unutulmadığın anların dilinde söylediklerin çalınır
…:köhnemiş uzakların sesi kısılır
Yakınlar yakarır seni
…:özlem örüyor seni bir günlere
Meçhul ve meşhur kalışların alıştırmasındayım
…:Sayfa sen ile sayfa hep sen arasında ödevim
Gönlümün Y’ayın A’kışı
23. 23. 2011 Saat seni tam ben’den geçerken.
Çok kezlerim yanıyor, bağrım ilsel sızıların diyaframlarında. Algı kendine çalgılar sunuyor.
-Su ile susturmak arasında sistemin sülünleri. Yutulmuş çıkarları ağırlıyor derin kırkayaklar.Kırklara karışıyor, karışamadıklarım…
Devrimci bir Mecnun gibi çölden sıkılmıştım. Leyli, Leylai bir metropol isitiyordum. Geceleri gözlerine benzeyen, gündüzleri sözlerine, sevgine benzeyen. Sensizliğin kalabalıklığı gibi beni benle kaybeden, çıkmaz özlemler sokağında kayboldum, üstbenliğimle kendimi bulduğum seviler kentisin.
Heyecan doluydu, ılıman bekleyişin sınırındaydım.Gözlerin Leyla , sözlerin Şirin, tavrın aslımı onaran Aslı, nazların kurulu sevda saatim Nazlıcan gibiydi.
-Büyük aşkların mevsiminde seni yazgımın yazına almıştım. Bir kerenin içindeydi.Bir kere bağlanmıştım.
-Ama, fethi zor İstanbul’dun. Fatih’in olmak için önyargı surlarını çevreleyen sırlarının, diyemediklerinin, anlatamadıklarının, içinde kaynayan volkanın sessiz kitabını okumalıydım. Tavırların surlar gibiydi. İçinde içinin dehlizleri vardı. İçindeki çocuğun doyumsuz salatası vardı.Ben vardı, benden başka arayış çeşitlemelerin vardı.
Her seher boğaz sularında sensizliğe yıkanır, yakınır içsel dalgalarım.
Yosunların benime dolanır, gelirsin sahilime deniz analarıyla.Andıç yemiş bir iletişimin sularında seni yazamıyorum asıllarım kirlenmiş, atık sevdalar karışmış bir sensizlik denizindeyim.Her anım kirli isteklerle akıyor ama senin denizine doğru dizginleri kopmuş aşkın yunusu olmak dışında çarem kalmıyor.
Gelişler eskisi gibi ılık değil.Seninle gelen efsunlu rüzgâr saçlarımı ve suçlarımı dalgalandırıyor. Açık kahveye boyadığın saçların vedaya açılmış gibi yüzüme vurur. Yar beni tarar mısın saçlarınla, özlemlerinle… Tarak uçlarına sevgimi ekledim ki saçlarının kökünden beynine iletilerim rahat gelsin diye.
İz ve söz bitmez aşka sen ancı, yeni bir bahara beni yeşert. Ah yeşilim, gül nazım, sevdalım, bahara sunaklı sultanım, gecemin yıldızı,sözlerimin sözlüğü baharımda har var.Kurumuş özlemlerimin toprağına sevgi buhurlarında damlalar aksın.Mahmuzları ışıl ışıl gözlerinle şıklansın hayat.
Yedi bulut çığlıklarına dörtnala koşuyor yıldızlarım.Hazlarımın hazır dokunuşlarından koşular yapıyoruz senle senli olmanın son anında.
Heybemizde kavuşmanın bütün erzakı,biraz çok özleyen benden arta kalan sevgiyle ağırlık kazanıyor buluşmalarımız.
Sessiz ,sazsız,sensizdi hüzün. Sağdıkça gelişleri süt kokan özlemlerim depreşir. Acı, girdabını kalamayışların salıncağında sallarken, örgeli mutluluklarla sensizliğe tutunuyorum.
Hani hatırlar mısın otobandır diye arabayı sana vermiştim. Ve bir otobüs şoförü bizim arabayı sıkıştırmış sen heyecandan sol şeride kaçmıştın.Ölümle göz göze gelmiş,gözlerindeki korkunun soyadı okunmuştu.Yan yana kalmanın kırık gündönümünde kalışımızı kutlayan ruh haline nazireler dizen yolun ta başındayım.Bolu Tüneline az kalmış hayallerimizin,ölüme yakın acılarından, gitmelerinin asıl tünelinde gidişinin usturalı adımlarında keyfim henüz yörüngesine fırlatılmadı.
Ötümüz dudaklarımızda popüler parçalarını ütülerken nakaratı tüm yürekleri parçalıyordu.
“Efsaneler yazdırdım sevday-ı aşka dair,
Gamdan dilimde Hayri hali ferağ olaydı
*Beynin boşluğunda kalan hoşluğum farklı algıların dalgalarını yaydı.
Frekansların kaldı bam telimde, aba yelimde, unutulma selinde.
Anında tepkilerin eski bir beyini besledi. Ani tepkilerin değer, eskiyen beynin kendini yenilememesidir. Beyin hücreleri sürekli yenilenir.
-Beyinsel değişim eski kabullerin izinde kalabilir.Gelenek bu bağlamda kendi mantığını aşılamıştır sevdiğine.
Ya da içgüdüsel hayvanilik yönümüz kendine akar. Bu yüzden eskiz paspaslarını yüreğimin kapısından çekmelisin Ayşenaz.
-Güven, sadakat, samimiyet, sorumluluk, sevginin gerçek bileşenleri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!