susamış kelebeğin gözbebeklerinde aradım sensizliğin bebeğini
gün’eşime gelmeyi bekledim aşk salıncağında
varılmazlığın levhaları vardı, uzakların imkansızlarında
kurban olmaya hazır isamil’ken
zülehya’nın kızı olarak esir kaldığım yara kentindiydin
aldın beni ben’den gayrı
' o kendini biliyora ithaf'
uzak kalışlara, unutamayışlara
Üşüdüm ansız ve sensiz sorularda
konu anlaşılmıştır, gidişin sınavda çıkacak
sürüklenişim ruhunun şifrelerindeki naraydı
şuleler yüceldi bağrımda, teslimiyetim uzandı bağrına
gönlümün örüntülerine sarılmış benliğin sardı kimliğimi
örtülmüş özlemlerin üstünü açtı içindeki sevi denizi
ıslanmaya gelen bir çocuk gibi sahilinde bekledim
gecikmiş hasretlerin atlasında renklerim senle sobelendi
SENİN...........Sesini duydum…Duyulmuşluğumun duyurusu gibi bütün seslere yazıldım.Artık seslice seni sevdiğimin şarkısı okunuyor.
Bir bebek şarkı söylüyor büyümüş sevdamızın sesiyle.Bir anne bestesinde okunuyor sevgin.
-Cennet kokusu üstüne siniyor. Artık bir şeylere hazır ruhun var.
Beni dizinin dibinde imgesel baba yapıyorsun. Gözbebeklerinin büyülü bebeği ağlıyor uzaklarımda.
-Bir sen istiyorum, bir senden.Doğum sancısı bitmiyor bu sevilmelerin.
Yitirilen zamanın zimmetiyim
yangına dönüşen gidişlerin zararında zar attım geleceğe
yüreğin düşeş oldu düşlerime
su dürecek özlemin algısındayım
dalgalarına yazıldım aşk pay izinde
pişmanlıklarına asfalt yollar serdim
-Yüreğimin ciltlenmiş hüzünlerinde senin her şeyin yazılmamış olarak kalmış. Yırtılmış sayfalar arasında yıllarca saklayacağım anıların an be anlarındayım.
-Suskunluğum akıyor vicdanımın can sızılarında. Susturucu kullanıyorum, gidişlerinin kurşun arası , acılar arası , ben arası çığlıklarda.
-Çığlığın değiyor henüz değinemediklerime. Küskünlüğü hayata yamalayan hataların hattındayım. Bir elimde elem, bir elim can kırıkların. Yüküm dünyadan ağır.
Sana kapanış yapan umutlarımın erzakıyla biraz kendime bileniyorum.
-Sus ki aşk kendine yeni mecra bulsun. Sus ki giden sevgili değil, sevgilinin kaderi.
-Kader susar, kader uzar, kader akar kederine. Sus ki yar kulağı duymasın.
Şairzal:
-Sırat'ın sureti göründü yüzünde. Yüzünde döküldü lirik hasretim.
Özüm Fırat…Orada ilkin gömülmüşüm, orada ilkin sevilmişim.Özümü orada kalaylanmış.Orada çimmişim aşka.Sırat ile Fırat arasında asil fıtratım var.
-Fırat’ı geçtim Sırat’ına geldim. Suratından okudum Sırat’ı.
Efkâr denizim ağlıyor damlalarının yanı başında
Sensizliğin ejderhası beliriyor aşkın sonsuzluğunda
Yaramın derinliklerinden hayıflarını getiriyor uğruna
uğruna ölebileceklerim dizeleniyor şiirin başında
gönlümü eşeliyor magmalarım düşlerim ortasında
gözlerini silmek dışında şans vermiyor hayat
23.23.2010
Adsız bir sen mutfağındayım.Dimağımı geliştirecek öpücükler aradım.
Sen kokulu bir gül reçelinin ecelindeyim.Solmuş sensizliğin tadı var.Sinmiş duvarlara.Hala senin kokun var ömrümün tuvalinde.
Yüreğimde iklimsiz sebzeler yetişmiş.Ayşe kadın fasulye yere yığılmış.Oysa ben ayşe’nin sırığıydım çiçek çiçek bana sarılsın diye.
-Sonra kopuşların sofrasına dimağ olmaya aşktık seninle.
Beklemekten yorulan sızılarım gün yüzü görmüş cümlelerimle aşk denizine dökülmekte.
-Sense kızlığının Kızıldeniz’i gibi Musa’nın kızlığına soyunmuşsun. Her, erkek bir sihirbazdır. Sihirli yılanları,belki sihirden öte yalanları vardır.
-Ya da haz kulvarının en iyi koşuşucu olduğundan sözsüz masallarıyla ruhunu etkiler.
-Bir ip üstünde onlarca cambazlık numaraları.Hangisi gerçek,hangisi gerçek bilinmezlik kadar sıkıcı.
-Bu yüzden her kız gibi Musa’nın kızı olmayı denedin.Bunca sihirbaz arasında gerçek aşkı anlamak için aşkı, gerçek sevdayı, düzgün duruşu, temiz algıları, güzel yarınları, içten cümleleri denetleyici asan vardı.
-Önce beni cümle sihirbazı sandın.Önce dünyanın en büyük aşk yalancısı sandın.İp üstünde aşkı yürüten cambaz sandın.Sanrılar gibiydi sandıkların.Sonra, baktın ki gerçekten mistik bir ermişin kitabından sözcükleri yediğimi görünce teslim oldun güzelliğinle…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!