- Adının kader kadar yer tuttuğu dudaklarımda kuruyan bir özlem var.
Bu sevdayı yaşatmak için künhüme zelal akışlar bağladım. Bağıllarımla bağlandım
aynı cümlenin içindeki sana.
- Sana dair minimize özler gördüm,ütülendim aşka.Bu kırışık gönül gömleğini giyecek huzur da yok zaten..
Bir kelebeğin güneşle öpüşmesi kadardır yeniden gelişinin hayali.
Kozalaktan çıkıp, kızlığa kaçış gibi hayat, ince, sınırlı…
Düş’eriz.
En diplerimizden en istediklerimize.
-Seni bulan sendendir ötesi mutluluğa öğreti.
Ritim var oluşa etüt. Ayıklanmış kaybedişler.
-Ve dünyanın en büyük cezası tek edişini çizemediğim anlar.
Ve düş’ten, kalibrasyonu bozulmuş akıllı tahtanın bahtına yazılmış düşünüşlerine ömrümü tuval eyledim Dilyara.
bu yerkürenin gönül cebinde sen
aşk çekiliyor bahtının sularına
susamış özlemlerim vuruyor sahiline
varlı- aşklı-can oluyorsun imkansızlığa
sızım sızım yaşıyorsun esrik ruhumu
yaramın kabuğuna yazılıyorsun
Yağmurlar kelepçeli nadaslarımda. Damlalar tel örgüsü olmuş sensizliğime. Göz pınarlarının ummanında yıkanır ummadıklarım.
…:Sular mahpus talihimde.Islanmışlığın kaderiyim. Gözyaşlarınla ıslanan vicdanımın vanası açık. Gayrı sellerinde el güzelleri.
Senin yerini tutmak için yarışma var.Juride yalnız ben yokum.
…:Senli ben ,seni unutamayan ben, seni isteyen ben var. Hep ben var,sen arası ben arasatında.
-…:Seçilmişler var,seçemediklerim yok.Sen yoksan ,birisinin varlığı doğru mu ki? İçimde derlenmiş gidişlerin işleri birikiyor.
Su ile susamak arasında sensizlik kuruyor.Kurların kurduğum aşk saatim tam seni sevme deminde çalmadı.
23.23.2010
Alnı secdeye değmemiş aşk küffarıyım.
Gelgitlerle karışık bir vuslat sundum sana.
Bir bebek gibiydim sana geldiğimde sar beni.
Sıcaklığınla büyümek isterim, bir dokunuşun okunuşunda sende kalmak, sende yaşamak isterdim.
06/ Ankara’nın Sen Sonrası Hatıralara Sığdırdığı İstanbul Aşureliğinde
Tuhaf tufanlar derledim çölünde . Esmek istedim, estirmek istedim seni.
-bildik bir ben yok. Gitmek için Maçin’e La dedim.
Aradığımız mutluluğa okyanussal tat katıp
Katkılı bir aşk oluşturuyoruz
Ünlemlerin kuyruğuyla oluşan haykırışlar
Yerini en mutlu sevinç çığlıklarına bırakıyor
Ve biz küskünlüğün satılmış odasında
Nefretlerimizi işleme verip
Ara verilen özlem yağmuru yağmalı biraz gözlerime
Biraz da ağlamalısın
ki sensizliğin karı beni soğuk arzularda dondurdu
nimet bilip üşüdüm gözyaşlarınla
nefesimi buğularına pay eden erinç halim
Düş’ün toprağını avuçladım.. Çok bekleyen belkiler vardı. Belkilerden geçtim.
Eflatun bir yüreğe Eflatun olup:
“İnsanın kendini yenmesi en şanlı zaferdir.”Bu zaferin senli otağında kendime yeniden geldim.
Peygamber çiçeğinin özünde yıkandı arılığım.Hep arındım, hem bal yaptım .
Bir gölgenin çınarı gibi büyülenmiş dünyamı sana sundum.Büyük çınarların saki meclisine gittim.
Şiirle şarabı karıştırıp özünden sapan Hayyam'ın sarhoşluk meyhanesinde kendimi buldum.
Ünlü Aşk Yamacısı Mir Aşıkettin ‘in Yeri-5
İyi ki”lerim iyi ki varsının varsıl hayaline gizil özlemler olup “Keşke”lerime haddini bildiriyor.Ah keşkem giyotin olup dilimde düşmeyen seni kesiyor ve kanıyorum her dem. Zorlu sevdanın k/anayan hoşçakallarında kalıyor dünyam.
Hüzünlerime yamalı yalanların yılanı uyandı kış ve aşk uykumdan. Sensiz meğer baharmış. Meğer çiçekler senin için açılıyormuş. Aşkımı inkar ediyorum. Ey yar aşkını inkar etmek dinden –imandan insanı çıkarır mı ki.
- “Zaman ve duâ” duçar olmuş yüreğimde. Kalbinin aynası gözlerin aşkı inkar etmiyor.
Ben nemli gözlerine binlerce kez eridim.Nemli bakışların kavurup durdu mecalimi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!