dün doğmuş ve cami avlusuna bırakılmış bir bebek gibiyim sen yoksan…
ağlıyorum aşk diye diye,
sen diye diye
yeniden gel diye…
yoksun… emziğim şiirimdir yapışmışım bırakamıyorum…
sen de ağla süte gözyaşların da karışsın
Tıpkı tipini tarif edemediğim leyli gece gibiydin ve aşk düşürdüğün damlalarını saklıyordu katran.
Eğilmiş başaklar gibi sensizliği saklıyordun tanelerin bana bir tanem derken.
Suyu susatan suydun, yüreğimde akarak başka mecralara ıslasıl yaşamlar sunuyordun.
*İçip kanmak, kanıp susamak,susayıp susmak.Dudak uçlarında içmek aşkı.
En kısa anın içinde içinlerini tümlemek içyüzümdeki her kareye.
-Yaşamak seni, istimlakı alınmış ruh arazisi gibi rujuna yakın bir hayat yaşamak.
Bab-ı harıma Düşsel Yanılsıma
ruhu serinleten gölgeyim çiçekler açarken sevdamda
vuslatın rotasında kendimi kaybedişler dizilir dizelerime
yanıtsız güçler yakar arayışlarımı
ben ile ben’i aradığım arasıl bulunçlarda
kudurmuş bir öcün dalgasına atıp gittin
dalgalarından beyaz aşkı görmek imkansız
mavi kendine merhametli damlalar akıtırken
duruşunun gölgesinde sular yuttu geleceğimi
gel ile ecenim arasında hecelerin miniye
seninle gezdiğimiz gezegenin genindeyim
keşfedilmemiş özlerinin söz aynasındayım
sorulmaya soramadığın tetik uçlarında aşk taradı beni sana
şimdi yok yokların sonunda taranmış bir hevesin sesindeyim
itiraf edemediklerimin raflarında çürüyor sevmeler
seni okudum ruh denizinde hece hece
dalgalarına tutundum karanlık gecelerde
Bulutlarımı ekledim,nemlerine.Aşkına yağmur olmak için bugün çok ıslak yüreğim.
-Bırak yağsın yaramın üstüne damlaların.
-Bırak kanasın yüreğim…
Gözlerim solgun mevsimlerin buhuruna dem olmak için gözbebeklerinden işveli işaretler bekliyor.
Kasvetli bir ruhta filizlenen cemi cümlelik sevi fidem vardı. Adı sendi.
- Bulutlar ısmarlayan yağmur aşıktım. Her damlası zemzeme dönüşen aslına dönüşün pir ü pakıydım.
(Felsefi Tinler-15)
-G/öz y’aşısı içimize yeni bir arayış fidesi. Mayiler meylimizi büyütür böylece.
-Büsbüyük yüreklerimizin büstünü diker içinde çıkılmazlar. Kendini aramaya çıkar ,iç çıkarımlar.Küsküçümenlere m’ama olur belkiler.
-Pesperdenin perdesi açılır.Oynar içsel çocuk. İç ana ile iç baba arasında dinler arası diyolog gibi depderin konular belirir.
Nakaratını sana söylemediklerimden kurulu bir aşk türkümüz var
Çalıyorum sensizliğin her unutuluşunda
Gözyaşlarının yıkadığı vicdanıma değiyor namelerin
imgelerin gökkuşağında oluşuyor anlatılmaz anın rengi
hikâyemizin kahramanı oluyor bilinmezlik ve yalnızlık
yalnızlığın içsel sızılarından süzülüyorum yabansı sevdalara
Benimlesin..
** Aynı ruhun kafiyesiyiz, aynı keyfin dimağıyız, aynı sevdanın sonsuzluk aynasıyız, aynı anların güneşiyiz, aynı kalp atışlarının vurulma anıyız, aynı isteyişin istek filmiyiz, aynı sonların sevgi sularıyız, aynı umudun ummanıyız, aynılaşan hayatın yaşanırlık demiyiz, aynı demin demlenen sevgi sıcağıyız….
Benimlesin…
Bensin, bendensin, benden akışın aşk ağzısın, bende kalışın kav resmisin, senli oluşun tanımsız, sayıyısız, kitaplara sığmayışın adı gibiyiz.
Benimlesin….
Yeni sökülmüş bir dişin ağrısı kadar ağırdır sızılarım.
Acıyan yanlarım yarin gidişine sınır Başka ülkelere gitmeye yakın uzaklarındayım.
Hoşça kal demek için damla ısmarlanır mı sevene? Böyle gidiş olur mu ki sevgilim.
Şirazesi ve imamesi dağılmış aşklar gibiyim.Sensizliği çekmekle meşgulüm.Dağılmış medeniyetlerin arşivinde arıyorum sensizliğin tarihsel sürecini. Bende kaldığın günlerin sayfaları hemen bitiyor.
*Fotokopisi bile olmayan bensiz yaşadığın günlerin izlerini arıyorum.
Acep ,Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını! ” diye seslenir misin en ulaşılmaz olduğun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!