İç dünyasını kurşunlayan ruh erinciyim. Fiziksel ölümden daha zor ölümler yaşıyorum sen ile sensizliğin kazandırdığı yaşam arasında.
-Susan iç sesimin dış sesi atom kadar saklı sesler çıkarıyor. Bağırdım arkandan sözlerle, dizelerle, bekleyişlerle. Kendini bulup kendine gelmelerle sana geldim. Her gün yeniden yanımdaki sesini melodi yaptım hülyalarıma.
-Haykırmamak…
- Hoş görmek …
Bütün iç güzellikleri sıraladım durdum sensiz her güne.İçimi öldürüp sensiz yaşayan dışımı nakışlamak istemedim güzellere.
-Can kırıklarını bir bir bombalayıp Nagazaki’ne gelmek istemedim .Hiroşima yüreğimken seni de Nagazaki kılamazdım.
Ş..
eşitliği ütüleyen kalbinin kırışık uzaklığındayım
sensizliği ıslatan damlanın zerrecik yakınıyım
yalnızlığı vurgulayan gözlerinin kitabı kokusuyum
aşkı yüreğinde volkanik kılan sevmenin şulesisin
seni saran hislerimin yolu bağrının bakir alevinde
Gönlümün Y’ayın A’kışı
23. 23. 2011 Saat seni tam ben’den geçerken.
Çok kezlerim yanıyor, bağrım ilsel sızıların diyaframlarında. Algı kendine çalgılar sunuyor.
-Su ile susturmak arasında sistemin sülünleri. Yutulmuş çıkarları ağırlıyor derin kırkayaklar.Kırklara karışıyor, karışamadıklarım…
sen sarhoşluğum sürer mey meclisinde
sakiler raks eder senli huzurlarda
bir ömür yürekte biriktirdiğim aşk dökülür geceye
ay susar,şarap akar, gönül bendini aşar
hüznün sıratında geçer suretim
kendime gelişlerin şavkı yansır mutluluğa
Devrimci bir Mecnun gibi çölden sıkılmıştım. Leyli, Leylai bir metropol isitiyordum. Geceleri gözlerine benzeyen, gündüzleri sözlerine, sevgine benzeyen. Sensizliğin kalabalıklığı gibi beni benle kaybeden, çıkmaz özlemler sokağında kayboldum, üstbenliğimle kendimi bulduğum seviler kentisin.
Heyecan doluydu, ılıman bekleyişin sınırındaydım.Gözlerin Leyla , sözlerin Şirin, tavrın aslımı onaran Aslı, nazların kurulu sevda saatim Nazlıcan gibiydi.
-Büyük aşkların mevsiminde seni yazgımın yazına almıştım. Bir kerenin içindeydi.Bir kere bağlanmıştım.
-Ama, fethi zor İstanbul’dun. Fatih’in olmak için önyargı surlarını çevreleyen sırlarının, diyemediklerinin, anlatamadıklarının, içinde kaynayan volkanın sessiz kitabını okumalıydım. Tavırların surlar gibiydi. İçinde içinin dehlizleri vardı. İçindeki çocuğun doyumsuz salatası vardı.Ben vardı, benden başka arayış çeşitlemelerin vardı.
sadece söyleyemediklerinde kalsam,
suskun yaramın merhemi olur mu
anlamsız kelimeler olsam felsefe beni anlar mı
ki sensizlik kadar anlamsız bir izm de yok
yaşanmışlık büyüsü arasında büyücü yaptın sende büyüdükçe
Sessiz ,sazsız,sensizdi hüzün. Sağdıkça gelişleri süt kokan özlemlerim depreşir. Acı, girdabını kalamayışların salıncağında sallarken, örgeli mutluluklarla sensizliğe tutunuyorum.
Hani hatırlar mısın otobandır diye arabayı sana vermiştim. Ve bir otobüs şoförü bizim arabayı sıkıştırmış sen heyecandan sol şeride kaçmıştın.Ölümle göz göze gelmiş,gözlerindeki korkunun soyadı okunmuştu.Yan yana kalmanın kırık gündönümünde kalışımızı kutlayan ruh haline nazireler dizen yolun ta başındayım.Bolu Tüneline az kalmış hayallerimizin,ölüme yakın acılarından, gitmelerinin asıl tünelinde gidişinin usturalı adımlarında keyfim henüz yörüngesine fırlatılmadı.
Ötümüz dudaklarımızda popüler parçalarını ütülerken nakaratı tüm yürekleri parçalıyordu.
“Efsaneler yazdırdım sevday-ı aşka dair,
Gamdan dilimde Hayri hali ferağ olaydı
*Beynin boşluğunda kalan hoşluğum farklı algıların dalgalarını yaydı.
Frekansların kaldı bam telimde, aba yelimde, unutulma selinde.
Anında tepkilerin eski bir beyini besledi. Ani tepkilerin değer, eskiyen beynin kendini yenilememesidir. Beyin hücreleri sürekli yenilenir.
-Beyinsel değişim eski kabullerin izinde kalabilir.Gelenek bu bağlamda kendi mantığını aşılamıştır sevdiğine.
Ya da içgüdüsel hayvanilik yönümüz kendine akar. Bu yüzden eskiz paspaslarını yüreğimin kapısından çekmelisin Ayşenaz.
-Güven, sadakat, samimiyet, sorumluluk, sevginin gerçek bileşenleri.
Güzelliğinin nimeti, sözlerime ganimet. Kendimle savaşın kazancıydı sevdan. Yabancılaşmış kişiliklerin arasında kişiliğinden çok dişiliğini sözcüklerime sunan kirli emelin kızları arasında misk- amberliğin aşk yüzü gibi aktın sevdama.
-Mistik hülyalar kentindeyim.Susamıştım gerçek aşka.İstanbul kadar kalabalıklaşmış,İstanbul suyu kadar kirlenmiş, arıtılmaya muhtaç anların arıtma cihazı gibi yüreğinde hiç kirlenmemiş ab-ı hayatın suyunu içmeye, şule-i aşka teslim olmaya geldim.
-Gözümün kovduğu herkesten kaçarak, gönlümün seni gördüğü, görülmüşlük kentine geldim.
- S’özüme pay verecek paydaların sağlamasında, işlemsiz teslim oldu sonuç.Sonucu işlemeli,işveli, oyalı, senli bir sondaydım.Bir son binlerce ilki doğuran kıvılcımın kızılcığı gibiydin.
-Sevgimizi azaltamaya çalışan aşk düşmanlarına karşı siperimiz hazırdı.Onların saldırısı daha çok bağladı.Daha çok kaliteliğinin dokusunda okundum.
Bırak avcılar çıkarsın yalanlarını taştan.Bırak,ötsün bay bay değiğim papağan…Bırak çırpınış çarpmasıyla kendirlerini vursun yazılmamış aşk duvarlarına.Acizliğin acunluğunu yazsın kendinlerince.
Aşka ayna cümleler tarandı gözlerinde
Özne olarak kaldım yüreğinin gül sınırında
Kırık mazimizin izinde gitmeler sustu
olmazlığa giyinik ceylanlar ürktü
Bu kalakalışın aşk koşusuna




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!