Okyanusları çöle verdim,seni yele serdim
…: içimde sulara açılan heveslerin akan beyazıyım
Sevdikçe beyaza boyanır ömrümün merdiveni
…:basamak basamak gelirim sensizliğe
Yüceler buhurun nemlerime
…:Yarın yağmurun öpüşme demidir tutku toprağımda
Mutluluğun dalgalarında gizin suları kirlenir,mavi yelkenli ruh seferim gelir, beni alır sensiz kalakaldığım isimsiz sevda kraterlerinde kurtarır.
Bakışlarının ummanları tuzlu sular yutar sensiz,nefessiz kaldığımız teneffüslerde.En tenha bir gölgede bakışmak gerek,bütün okulun gözü görmesin kör bakışlarımı.
Rengine paketlenen bir düş yumağım var,Türk edebiyatı dersinde şair hocamızın yazıp okuduğu şu şiirin son mısrasında biraz öldüm can hışımım.
“İlmi düşler çiziyorum tuvale, ruhumda tatlı ırmak akar gülüşüne
Masallar akraşır dostluk merdivenlerinde ben ile sen arasında Kaflar uzar.
-
Aşk, bir cambazın ipine tutunarak içsel cambazlık yapma sanatını sevdiğine öğretme sanatıdır.
-İmkânsızlığın imine cümle olup sevdiğini yüklem olarak ölümsüz kılmaktır aşk. İşte Dilnaz, işte öznesi olduğum aşkın mumyalı beklevici ben geldim kendime.
Sensizliğin işaretlerindeyim. Trafik işaretlerinden aşka giden tek yolcuyum. Sol şeridim kapalı. Sollama yapmak istediğim sensiz her güzelin ruh aracına çarptım. Yaralandım, kanadım, ölüp ölüp sana doğdum. Kaskom sendin. Bedelsiz bir kasko.
-Ruh aracımı eşruhu sendin. Eşruhu yakalamak o kadar zorken. Eşruhu kaybetmenin kayıp ilanlarını kim anlar ki?
-Bir ben’i tümleyen zincirleme sevi tamlamasının adılıydın.
Aşka “Geldim”
Birazdan gelecek demenin demosuydum,senli içli içli çalınıyordu dünyam. Ne kadar geçmişti bilemedim. Hoşluğu dolduran özlemle geçen gün müydü yoksa asırlar mı geçmişti yüreğinde çözemedi.Çözümsüz bir soru gibi hasret kalemimle seni yazıyordum.
Umutsuzluk geldi tam da oturdu sensizliğin her zerresine sözlerin bende zerken.
Her an kesin gelir diye beklemişti nakışladığın beklemelerim. Habersiz bırakmaz diye gün boyu baktı mail kutusuna, köşeye attığı cep telefonuna,kapının ziline,postacı amcay,aygaz diye bağıran amcaya,uçan güvercinlerin gagasına,daha her ana her sese.
Bekledim bekledi, beklemelerim. Yakup’tan okuntulara sustum.Sabır dedi her zamanki gibi sabır… Yusuf’un kanlı gömleğini gitmişti ali yüreğim.
Bir adın kaldı gidilmenin cephesinde Başlangıçtan bu yana,
uyumsuz ve aşkın mutlu kelebekleriydik aşkın güneşine uçmaya hazır gibi sevdik.
Sen, özlenmeye çalınmayı bekleyen bağlarımın bağlaması ve tutkularımın ağlaması…
Ben, hayatı yıkmış, çapından fazla çapalama yapan güzellerin suyunda ve huyundan yıkanmış uslanmaz ve bir o kadar us üstünde yürüyen aşk çambazı.
Doygun ve efkarlı haline ıraklar besledim.Bağıl hislerim sislerine bulutsu heceler derledi.
Çığlık çığlığa, aşk içre aşk içre, aşk arası aşklara, ali cenap buluşmalarımız keyfe dönence oldu.
Gözlerimiz kapalı, açma huzurunu. Kapalı kalsın kalışlar beni benden alışlar. Alıştırılmış bozulmuş bir sevdanın kokusunu yaşıyorum
yan-yana dinlenen iki kumruyduk.İki yumurta yapmıştı özlemlerimiz ve özellerimiz.
İki kişilik mutluluk şefi olmuştu sevgi orkestrasının
Tümceleri kısa ama yan yana alışmalarımız uzundu. Hayata hatasız hatlar ve hadler bağlamıştık.
Yokluğun tüm tanelerini senle yaşayarak bir tane olmuştuk.
Özetlemişti özümüz.Tözümüz tüzellerinden tazikli sular fışkırdı sevda göletimize.
“Sen hiç görmedin
Baştan böyle yazılmış
Yok kimsesi kimsenin
Hiç kimsenin
Sen hiç görmedin
Boş k/ollarımda ol vakilerin yokluk dramı yollanıyor.Araya başka bir y/ara giriyor. Suskular paklar mı ki yalpalanışımı. Direncime eklenen erkler yetir mi ki payımda eksilen paydandan.
-Tek başına işlem yapar mı ki p/ay olsan da.G/eceleri toplar mı aşkın bilinmezliği. S/”aman”yolunda diyemediklerimiz yıldız olur mı ki?
-Beni sana tümler mi dediklerimin son gezegeni. Yıldızlar neden ağlar ki merak etin mi yar.
Yıldızlar neden küçük, aşk neden büyük?
Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde 'sabit' dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler.
Şimdi hangi yıldız beni anlar, hangi yıldızın beyaz bakışlarındaki ışık beni aşkına mihenk yapar.
Gönlünün yel değirmeniyle susamış sularımın suskusu öğütsün özlemleri.
Yıldızlar üşürken gözbebeklerinin ışıltılarında sensizliğin mağarasına açılan geliş pınarları paklıyor yaralarımı.
Kalışlarla dertleş sızı yüreklim. Zamansızlığın aşırı avuntuların arasına bir gün gelmeleri salıncak eyle. Sallansın yalnızlığımız gökyüzünde.Bir ayağın gözyaşı bulutunda, bir ayağın huzur bulutuna değsin.
Yokluğumun kırık kapısı açık,belki bir gün düşersin yaryüzüme. Aynı dualarıma devam edeceğim. Yüreğindeki kırılışların kırkayağı elbet bir gün her acıma ayak uzatmayı bırakacak.Sen hep gitmelerin kırkayağı olarak kırılış mesnevisi okumayacaksın.
Göğsündeki merhamet meşalesi tekrar yanınca kavi merhabalar dökülecek dilinden. Yeniden yakacaksın buhranlar yaşayan, sensizlikle bütün olgunlaşma seviyelerini aşan bir gönün eri olarak eteklerine tutunacağım.
İlim ve sevgiyle demlenmiş bir sevgi badesi sunan saki olacaksın sakin denizlerime.Geçmişimin temizlenmiş, kendini bulmuş tutku defterini bıraktım masana.Sevginle yeşermiş, tutkunla çiçek olan gelişlerimin gövdesinden geleceğimize meyceler derledim şair bağrımda.
dağılmış bir yüreğin son katmanında eslem
özlemleri tutuşturan günlerin sonunda eser
küle çevirir nazları
kula çevirir aşkı
unutulmazlığa uçurum yapan bülbülün sazındayım
gül ile gülen arasında dikenlerini yaşamak anındayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!