“Sen hiç görmedin
Baştan böyle yazılmış
Yok kimsesi kimsenin
Hiç kimsenin
Sen hiç görmedin
Boş k/ollarımda ol vakilerin yokluk dramı yollanıyor.Araya başka bir y/ara giriyor. Suskular paklar mı ki yalpalanışımı. Direncime eklenen erkler yetir mi ki payımda eksilen paydandan.
-Tek başına işlem yapar mı ki p/ay olsan da.G/eceleri toplar mı aşkın bilinmezliği. S/”aman”yolunda diyemediklerimiz yıldız olur mı ki?
-Beni sana tümler mi dediklerimin son gezegeni. Yıldızlar neden ağlar ki merak etin mi yar.
Yıldızlar neden küçük, aşk neden büyük?
Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde 'sabit' dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler.
Şimdi hangi yıldız beni anlar, hangi yıldızın beyaz bakışlarındaki ışık beni aşkına mihenk yapar.
Gönlünün yel değirmeniyle susamış sularımın suskusu öğütsün özlemleri.
Yıldızlar üşürken gözbebeklerinin ışıltılarında sensizliğin mağarasına açılan geliş pınarları paklıyor yaralarımı.
Kalışlarla dertleş sızı yüreklim. Zamansızlığın aşırı avuntuların arasına bir gün gelmeleri salıncak eyle. Sallansın yalnızlığımız gökyüzünde.Bir ayağın gözyaşı bulutunda, bir ayağın huzur bulutuna değsin.
Yokluğumun kırık kapısı açık,belki bir gün düşersin yaryüzüme. Aynı dualarıma devam edeceğim. Yüreğindeki kırılışların kırkayağı elbet bir gün her acıma ayak uzatmayı bırakacak.Sen hep gitmelerin kırkayağı olarak kırılış mesnevisi okumayacaksın.
Göğsündeki merhamet meşalesi tekrar yanınca kavi merhabalar dökülecek dilinden. Yeniden yakacaksın buhranlar yaşayan, sensizlikle bütün olgunlaşma seviyelerini aşan bir gönün eri olarak eteklerine tutunacağım.
İlim ve sevgiyle demlenmiş bir sevgi badesi sunan saki olacaksın sakin denizlerime.Geçmişimin temizlenmiş, kendini bulmuş tutku defterini bıraktım masana.Sevginle yeşermiş, tutkunla çiçek olan gelişlerimin gövdesinden geleceğimize meyceler derledim şair bağrımda.
avutarak kendimi sana sakladım harf harf
şimdi sevginle sözcük yap sevda kitabımız için
şimdi aşk ceplerine beni koy kağıt sevdalar yerine
param ve yaram sensin
yarından geçmek için yarinden geçen tutkunun eskimeziyim
Okyanusları çöle verdim,seni yele serdim
…: içimde sulara açılan heveslerin akan beyazıyım
Sevdikçe beyaza boyanır ömrümün merdiveni
…:basamak basamak gelirim sensizliğe
Yüceler buhurun nemlerime
…:Yarın yağmurun öpüşme demidir tutku toprağımda
Mutluluğun dalgalarında gizin suları kirlenir,mavi yelkenli ruh seferim gelir, beni alır sensiz kalakaldığım isimsiz sevda kraterlerinde kurtarır.
Bakışlarının ummanları tuzlu sular yutar sensiz,nefessiz kaldığımız teneffüslerde.En tenha bir gölgede bakışmak gerek,bütün okulun gözü görmesin kör bakışlarımı.
Rengine paketlenen bir düş yumağım var,Türk edebiyatı dersinde şair hocamızın yazıp okuduğu şu şiirin son mısrasında biraz öldüm can hışımım.
“İlmi düşler çiziyorum tuvale, ruhumda tatlı ırmak akar gülüşüne
Masallar akraşır dostluk merdivenlerinde ben ile sen arasında Kaflar uzar.
-Katre katre haykırışlardayım.Ummadıklarım umman olmuş. Ay ‘şemimi eritir mi aşkım.
-Dem vakti takvimlerden ödev alıyor, bir bir dökülüyorum senden.Yazılmayan kaderden müjdeci kuşlar konuyor yarama.Kederimi gagalıyorlar. Oysa vardı elbet bizimde ulaşamadıklarımız. N/azarın son yıktığı can tepesi bizdik.
Aradığımdın, çağırdığımdın,bağırdığımdın, yandığımdın, sönmeyen aşk y/anardağımdın.
-Entari giymiş ay’ı şal olarak kullanan bulutların yandaşıyım bu gece.
-Ay’şemi eritir mi yakamozlar yangınlarıma kardeşken, nemli gözlerine vicdanım okyanus olup seni paklamaya kurbanken bilemedim.
Bizi anlatan yoldaş türkülerin dilindeyim. Beni lal sanıyor s/azlar.
' o kendini biliyora'
Kırılmış bilincin cinlerine geceler sunan bunamamış bir derviştim.
Aşklarımı eskiten menkıbe şehirlerinde leylalar öldürüyordum sözcelerimle,aşksız akışlarımla.Üzerimde tutkudan elbiseler ve alnımda güzelleri gösteren bir ayna.
Gelmeye uzanan yolumun üstüne üst benlikten bilinç erkine giden arkaik arzuların seli akar ve sürükler beni bir çift göze ve söze…
karanlık dehlizlerindeydi kara sevdamın minimize edilmiş aşk sonrası son anları.
Sen benim hüzün yanım,ruhumun isli geçmişi hatta geleceğisin. Güneşin vurmadığı gölgelere gölgemsin.Serinlendiğim en kısa gölgen de gitti benden. Örüyorum,
suçların karasını. Görüyorum, bitişlerin dağılmış halini. Yar zifir saçlarını tara uçlarımda, uçarılarımda
Elimde kırmızı iğne sensizliği dikiyorum, yamalı, gözleri amalı, sözleri devalı sevdama. Beynimdeki hüzün sarkıtları düştü sıcağına, yarlar kanadı kanatlarımda.
Ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım, alıp alıp defalarca sineme sardığım yanlarıma aynasın.Taranıyorum,terk edilmiş yansımalarında En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın. Sardıkça kanayan kanadıkça sardığım,sarsılmalarıma susturan benden gayrı her benimsin.
Düşüncelerimde tebessüm şenliği, Sözlerimde alaylı akışların kitapsızlığı. Neden nicin kime senliyim? An susacak,dil düşünmeyecek,aşk aşklıktan çıkacak,ben senden çıkmışım ya...olacak. İyiyim, hala,hazlarıma hüsranlar ekliyorum.Susman da savaştır benden kaçışlarına.
06/ Ankara’nın Sen Sonrası Hatıralara Sığdırdığı İstanbul Aşureliğinde
Tuhaf tufanlar derledim çölünde . Esmek istedim, estirmek istedim seni.
-bildik bir ben yok. Gitmek için Maçin’e La dedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!