Sen geleli…Saatler coşkun, zaman utkun, bulutlar masmavi,
ruh sokağım kalabalık, içim içime sığmıyor Şulenar.
Sen geleli kendimle barıştım.İçime düşman duygularım vardı, seninle iyileştim, seninle gürleşti hissi filizlerim. Yeşil gözlerinle huzura renk, aşk denk, umuta ahenk oldu dünyam.
Sen geleli iç savaşlarım bitti. Hislerimle sislerim arasındaki kozmik algılar, kozmetik olgular tükendi.
-Haykırışlarım hayra, sızılarım güzel sözlere, kanayışlarım hasretine, susmalarım sismik sevdanaydı.
Su anlatır hiç anlatılamayanı.Nehir olsam; beni anlatsan.Hiç gidemeyen hiç olmanın ne kadar vaki olduğunu anlar mısın ki.
-Süzüldüğüm yaranın ırmak ağzı olsam,ilk akan, ilk seven, ilk benden giden olur musun ki?
Gidilemeyen okyanusum var.Dalgalarım seher. Gün’eşimin dudak uçaları seher.
Aşkın gündüz olmaya masallar gerek. Perim vardı.Persiz uçtuğum gecelerin koynunda, arzuların huyunda kaybettim.
Huri mi de demsiz yaşamların cehenneminde yanarken kaybettin. Bir adım da kaybetmek.
Soyadım yok. Giden kendi acılarına ekledi. Yılmaz denilen aşkın ufkuna bağladım bahtımın zincirlerini.
1.
muammanın uğur ışığında kendimi aydınlattı sensizlik
ummanın umduğu dalgalar sardı agılarımı
bilinçaltımın filtresini kirleten güncel emellerin sızısındayım
hastalıklı egoların dibinde kimliksiz isimlerin kokusu var
sen yok, benliğini çıkarına sülük kılan periler var
içimdeki derin sızıların kervanları susar gönül kapında
sevinin yollarında mecra olur utulmazlık iklimi
beni sana mevsim kılar içimizi yakan özsel isteyiş
aşkın seri yar makinesiydim, üretirdim her yudumda yaramı
geldin vuslatın yüzde yüz indirime girdiği ben mağazasına
beyaz, güven,şiirsel desenli ruhumun kumaşını aldın al gönlüne
Hala o sol köşede bağdaş kurmuşum. Duvarlarım dualarıma kadar yüceliyor.
-Hüzün siyah ve yırtmaçlı bir etek giymiş.Keder ile kader ederini sunuyor bana. Ben kendi rengime benzemiyorum.Gökkuşağı aşk kuşağımın rengini de değiştirmiş.Yağmurlar mı değişti yoksa her yağmur yağmasını gözyaşlarına benzettiğimden mi çözemedim.
-S’ana değil acılar.
K/açan bir hayalin sislerindeydi hislerimin son arzuhali
Şairzal ile Şulenar (aşk ateşinin ateşi olan sevgili)
Şairzal:
susamış kelebeğin gözbebeklerinde aradım sensizliğin bebeğini
gün’eşime gelmeyi bekledim aşk salıncağında
varılmazlığın levhaları vardı, uzakların imkansızlarında
kurban olmaya hazır isamil’ken
zülehya’nın kızı olarak esir kaldığım yara kentindiydin
aldın beni ben’den gayrı
' o kendini biliyora ithaf'
uzak kalışlara, unutamayışlara
Üşüdüm ansız ve sensiz sorularda
konu anlaşılmıştır, gidişin sınavda çıkacak
sürüklenişim ruhunun şifrelerindeki naraydı
şuleler yüceldi bağrımda, teslimiyetim uzandı bağrına
gönlümün örüntülerine sarılmış benliğin sardı kimliğimi
örtülmüş özlemlerin üstünü açtı içindeki sevi denizi
ıslanmaya gelen bir çocuk gibi sahilinde bekledim
gecikmiş hasretlerin atlasında renklerim senle sobelendi
SENİN...........Sesini duydum…Duyulmuşluğumun duyurusu gibi bütün seslere yazıldım.Artık seslice seni sevdiğimin şarkısı okunuyor.
Bir bebek şarkı söylüyor büyümüş sevdamızın sesiyle.Bir anne bestesinde okunuyor sevgin.
-Cennet kokusu üstüne siniyor. Artık bir şeylere hazır ruhun var.
Beni dizinin dibinde imgesel baba yapıyorsun. Gözbebeklerinin büyülü bebeği ağlıyor uzaklarımda.
-Bir sen istiyorum, bir senden.Doğum sancısı bitmiyor bu sevilmelerin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!