zuhrettiğinde Zühre ağlardı göğümde
isimsiz sislerin kaplamıştı hislerimi
çağcıl bir bağlanışın dilsiz özetlerindeydim
sol yanıma teslim edilmiş yıldız ömrün vardı
vardı varımı yoğumu kitabende toplayan
Uzak dağları üşüten bir alev gibiydi gidişin.Gururdu sıradağarın.
*Kinlerindi Everest’i aşan, Kaf’ı ufaltan her şeyi Kafka’nın tümcelerinde Dönüşüm kılan.
“Bir noktadan sonra vazgeçmek olanaksızdır. Erişilmesi gereken nokta da, orasıdır.”
“İnsanın asıl olarak iki günahı vardır, diğer günahlar bunlardan kaynaklanır: Sabırsızlık ve tembellik. İnsanlar sabırsızlıklarından dolayı Cennetten atıldılar, geri dönemeyişleri de tembelliklerinden. Günahlarının sayısı tektir belki: Sabırsızlıktan atıldılar, yine sabırsızlıktan geri dönemiyorlar.”
-Ütüsüz bir kalakalışın öpücük dudağısın. Bütün arzuların şelalesin akıyorsun ta bağrımdan.
-Dayanacak susku yok.Dev kazanlar içinde devinim olan kabarcıkların var. Damlaların karıştı bu aşka. Bu aşkın ıslanmışlığı, uslanmışlığı, usu çürüten yanı bitmez.
Saflığım saf tutmuş tutku seccadende. Mistik güzelliğine, aşkı büyüten derin menkıbelerin var diye belki beni hep Şems tutarsın diye sevdim işte.
Aşktan gitmenin ârâfında gönlünün rafındaki kitapları okudum.
-Okunmamış sözlerin var,dokunuyor bağrımda. Hiç kimseye söyleyemediğin sözlerin var, tozlu cümleler arasında kaybolmuş.
Vav halinde bekleşiyoruz “elif “ güncene. La deme bana sakın.
-Ben var; ama benden kalan sen yok.
-Lütfünü ilmi akışlara çeviren pınar gözlerin yok. Derinlere akmak isteyen filmi sözlerim. Ya da felsefi hayıflarım var kimsenin anlatamadıkları üstüne su olmak.Suyun üstüne su yazmak.
Aşkın yalan limanlarında doğrunun bağlandığı demir olup bekledim.
“Yalan dünyayı dolanıp gelmiş, doğru daha yerinden kalkamamış.
Kalksam mı, kalkmasam mı? diye, kıvranırken... “ Sen hangi yalanın yalancı dünyasıydın peki?
-Aşk doğrudur, aşk doğruca sever. Yalan mıydın yoksa sen? Ben bir yalanın koynundaki yılan mıydım? Seni tam can kırıklarından ısırdım bu doğru?
-Sürdü beni sana.
-Sen kırmızı rujunla öpücük ödevi ver bana.
-Hayatın defterine yazarım seve seve.
-Öp beni aşktan.
-
Her sorunun sorulamayanısın öznelerim bu yüzden ürkek ceylanların yüklemine tümlenir.Kağıtsız sözlere yazdığım, kalbimin bulmacasında okumadan çözdüğüm, içimin defterine düğüm düğüm yazıldığın kavuşul
Yüklemsin.
Bu yüzden dilim suskun sözcükler kemiğine batar.
Ağzım susamış özleyiş cümleleri yakar yüreğimi.
Sesim sus.Hevesim hoş.Dilime doladığım sözlerin özündeyim.
Cıvatası yoktu bu kalbin. Demiri eriten sözlerle, ruhu kalaylayan bakırın özüyle, sevdanın hızıyla gidiyordum.
-Okkalı ve senli oktavlık sevgilerle besleniyordu umudum.Umudum tükenmiyordu.
-Sen uçurum çiçeği değilsin bunu anladım.Özgürlük şarkılarını ağıda çevirmeye çevirmen olamam zaten.
Dev bir çınarın adılıydık.Gölgemizde senli güller.Dallarında bülbülüm.
Betimsizdi. Yemyeşil gözlerinde başlıyor aşka yücelen umudun gözleri
Üzerimizde var olan gerçeğin kuş cıvıltıları, seninle tümlenen güzel bir ses.Sesini duyunca kuşlar uçmayı bırakır, ben uçarım sana.
Ş…
kasten seninle yaşlanmaya gelen yaşanırlık ödeviyim.
sevginin mümessiliyim, sicilin benle kabarık
nefsi müdafaamın sonrasından, aşkının sonrasına karışığım
vicdanımın merkezkaçında kaçamadım senden...
nitelikli bir geleceğin anlam gözünden sevdim seni
Vazgeçilmezliğin mabedine senli tümceler zincirlemesi zenci özlemlerimle yazılıyor.
Y/aralı ufukların gizli öznesi sensin. Ruhu zedelenmiş bir ceylan gibi çöllerimden kaçıyorsun.
-Kızıldeniz nemli gözlerini soruyor. Hani yalnız onun Musa’asasıydın. Hani onca “el” sihirbazının ürettiği yılanların, yalanların asası sendeydi diyordu.
-Hani “asan”, hani aşk meleğin.Neden nemli gözleri akıyor akd/enizine.
S/onsuzluğu s'aklıyorsun uzak kalışların can mağarasında.
…:Beni tanımadığım bende kalışının ikliminde yazların yazgıma ders veriyor.
Yaşadığımız,yaşanmışlığın közünde ömrüme kızarıyor.
Söylediğin, hissedilen bir ruhun sözlüğünde dile gelir.
Dil susar, dil kemiğine kündelenir, dil seni bana sobeler.
…:Her şey yıkanmış bir geleceğin güzellikleri için. Her şey aslında içimdeki senli isteyiş için aşka mumyalanır.
…:Sen de benim yaramsın; ama içimi yakan , içimi yıkan, beni melankolik sarınmalara atan değil. Beni aşka öğreten, geleceğe kafiyeleyen, dize dize diz boylarına boylam yapan yeni tutku saatimin yarası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!