Uğruna fedakarlık yaptığım, yüklü dermanların söz kraliçesi.Taşıyorum seni ıssız bir adaya. Damlaların, ömrün var.
Bilinmezlerin bakisiyim. Bir bulutun tutunmasıyım. Yağmurlar benden tutumluluk istiyor.Sen de ağla diyor kader.
Sen de kederinle zengin kal.
Yasak aşk gibiydi. Dünya da yaşanan yasak aşkların gizil sorusu gibi durma uzaklarımda. Denklemlerin tanıdıktı.Tanıdık olmayan başka hazlara işlem yapan bendim.
Sevginin sayısı yokmuş. Bütün X ‘ler sevgiymiş. Hangi sevginin tanımısın ki bilemedim. Çözemedim seni analitik algılarla.
Bu kadar yalnızlığı hangi yüreğe sığdıracağız.Aşk duyumsamaları sevmez. Duyusal istendiklerin sözsüz yanışını ister.Islanmasını ister vicdanın. Ar’senik yadını ister.İstemeyi ister, yüksüz gemiler ister yalnız seni bindirmek için.
Sona erecek, aynı anlara kurulu benliğindeki soruların cevapsızlığı.
Cevap bulacak, bulunulmuş çözümsüz hislerinin adresi. Gelişmiş bir umudun, gelişmiş bir aşk ülkesine seni prenses olarak sunacak hayat.
Kahkahalar atacaksın henüz satılmamış mutluluklarla. Bulutların arkasında saklanan güneşinden öpmüşüm, aşk baharım apaydınlık.
Kırık gönüller, asaletini darmadağın eden gün batımlarında beni hatırlatacaklar sana. Gece uzayacak benim senin yanında uzandığım kadar.Gün gelecek bütün senli anılarım yazılmanın kıyısında kalacak.Bir gün kızım diyecek,babacığım bunları kime yazdın.Ey şiir kızım,ey aşk meyvesinin gülü, ey yaralarımdan sonraki sevda hasadım
“ Bir gün yazdığım bir dergide, güzel bir yazar en güzel yazıma ciddi bir eleştiri yazmıştı. O kadar kızmıştım ki dergiyi aradım, herkesi aradım onun telefonuna ulaşamadım. Yayın yönetmeni sadece çalıştığı kurumu söylemişti.Gidip hesap soracaktım.İlk uçakla hemen gittim.İşyerine gittim.Bahar bütün çiçeklerini aşmış,bütün beyazlar aklanıyor güzelliklere.Yemyeşildi her taraf.İçimde kuruyan sevda da filizlenmiş gibiydi.Onu bahçede şadırvanın orda bekleyim dedim.Akan sular,içimdeki sulara ezberle ediyor gibiydi.Her şey inadına beyazdı.Derken beyaz bir takım elbise giymiş mavi gözlü,saçları dalgalı yürüyüşle yüreği dalgalandıran bir bayan geldi fıskiyenin yanında oturdu.
Utangaç bakışlarla kafamı o tarafa çevirdiğimde dünyalar yıkılıyor, şimşekler çakıyor,nemli hislerim sağnak sağnak yağıyordu sevdaya.Hani ilk görüşte aşk derler,ondan daha hızlıydı bizimkisi.O da sürekli nazlar,paslar,kaçamak bakışlarla ilk aşkı tümlüyordu.Fıskıyenin yanına gitti,biraz çocuksu tavırla suyla oynmaya başlamıştı ki bir anda küçük havuza düştü.Hemen atladım gittim yanına,tuttum elinden kaldırdım,sırılsıklam olmuşuz,havuzun ortasındayız ayağa kalktık,göz göze geldik öyle kalakaldık.Sırılsıklam aşk başlamış,havuzun ortasında heykel gibi bakışıyor ve öylece kalmışız,çalıştığı kurumdaki herkes koşup yardıma gelmişti.Bizse hani derler el ele tutuşmuşuz havuzun ortasında hafif sarılmış şekilde.Yüze yakın kişi toplanmıştı,alkışladılar.O havuzdan aşk temizlenmişti.Daha onu beklerken,danışmaya orda beklediğimi not ederken onla orda karşılaşmıştık.Hemen oradaki güllerden bir tane koparıp vermiştim.İşte böyle başlamıştı aşk kızım.Onla dört yıl masalları aşan bir aşk yaşadık.Bu çok sevdiğin bilge,mülayim, sosyal çoğu zaman yerli bir melek olan babacığın bir hata yapmıştı ve bitirmişti her şeyi aşk kızım.”
bir aşk yakalattı beni
şimdi içerdeyim çok içerde
önce bakışlarında çalındım
sonra kalbinde
şimdi ruhevinden onu çaldım
beni yakalattı aşk
'şairin hayal kentinin güzeline '
ruhun isimler sözlüğünde seni buldum Wislina
bekleyişimin direniş harfleri düştü bir bir
emir verildi gitmelerin gidiş sonrası dönüşlerine
Yıllar şakrak demlerini demliyor göz yaşlarından. Hüznün çayını süzüyor yüreğim. Biraz seni içiyorum ben ‘den.
Yaşamak için bakmanın niteliğine metelik olmuştum. Metal özlemler büyüttüm seyri hayatından.Kalay oldum ruhun kaynama noktalarında.
Seni yaşamanın nimetleri perde perde oynanıyor yalnızlığımda.
Rahmet senin damlalarınla yamalandı yarama. Kendimi bulamadım sensiz her günde.
Kalakalışın hilkatinde halimden helaline benler akar. Islanır hatalarım. Hayalarımın ritmine zeyil olurken susmak neye kadim.
mülteci bir bülbülün kafesindeyim
gül kokunu özledim al_evinde
sıçradım aşk sarayına
yandın bittin küllerle, güller arasında
unutulmazlığın kitaplığında okudum sensizliği
heceler geçirdim değişen mevsimlerin alfabesinde
'O,kendini biliyora ithaf'
atıl var olmayan her anın anısına
asi bir yelin eli ol can kıyısına
sürüklesin özlemler sahiline
Dönmez denilen dünyaları döndürüyor yüreğim. Feleğin kanadıyım.Gelme kelebek gözlerinle yaramın sınırına. Sen ay ve şemsin .Dolunay şeklinde kal ki hep dolanayım sevi dünyana.
-Gün’eşim ol sevgimin ta doğusundan doğ gönlüme. Doğ ki karanlık çökmesin ruhumun dehşet engiz yerlerine. Yerleşkeni belirle, uçsuz bucaksız sevginle.
-Sarhoş olmuş sarhoşluğuma serkeş gönlünü giydir. Avareliğim kısmetine avam olsun.
-Havam ile Havva olduğun göksüz günlerin son gününe geleyim.
-Gün sussun. Günlüğe sığmayan duygular dile gelsin
Dil sussun. Susup da dile getiremediklerimiz konuşsun. İç dünyanın defterini okudum, biraz benli güzel yazılar var. Yazgımı tetikleyen gelişlerini gördüm.
Noktanın sonuyum,sonum bu kadar
hiçim ile içim arasında ünlemler bekleşir
Hiç olmak için çok olmaya üç noktalar
var olmak sorunun eğik çizgisinde
hükmetmek gerek ,gereğin ereğinde
benlik oluşu benlikle şifrelenir
Beni unuttuğun yerde yükselir aşk gökdeleni
tanımsız İstanbul yücelerindeyim
korunuyorum korkmakla beklemek arasında
Yıldızlar parlatmıyor benden uzak kalışları
Şehir susmuş bir adımlık özlemleri bekliyor
Ürküyorsun denizimde yüzmeye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!