bir aşk yakalattı beni
şimdi içerdeyim çok içerde
önce bakışlarında çalındım
sonra kalbinde
şimdi ruhevinden onu çaldım
beni yakalattı aşk
'şairin hayal kentinin güzeline '
ruhun isimler sözlüğünde seni buldum Wislina
bekleyişimin direniş harfleri düştü bir bir
emir verildi gitmelerin gidiş sonrası dönüşlerine
Yıllar şakrak demlerini demliyor göz yaşlarından. Hüznün çayını süzüyor yüreğim. Biraz seni içiyorum ben ‘den.
Yaşamak için bakmanın niteliğine metelik olmuştum. Metal özlemler büyüttüm seyri hayatından.Kalay oldum ruhun kaynama noktalarında.
Seni yaşamanın nimetleri perde perde oynanıyor yalnızlığımda.
Rahmet senin damlalarınla yamalandı yarama. Kendimi bulamadım sensiz her günde.
Kalakalışın hilkatinde halimden helaline benler akar. Islanır hatalarım. Hayalarımın ritmine zeyil olurken susmak neye kadim.
mülteci bir bülbülün kafesindeyim
gül kokunu özledim al_evinde
sıçradım aşk sarayına
yandın bittin küllerle, güller arasında
unutulmazlığın kitaplığında okudum sensizliği
heceler geçirdim değişen mevsimlerin alfabesinde
'O,kendini biliyora ithaf'
atıl var olmayan her anın anısına
asi bir yelin eli ol can kıyısına
sürüklesin özlemler sahiline
Dönmez denilen dünyaları döndürüyor yüreğim. Feleğin kanadıyım.Gelme kelebek gözlerinle yaramın sınırına. Sen ay ve şemsin .Dolunay şeklinde kal ki hep dolanayım sevi dünyana.
-Gün’eşim ol sevgimin ta doğusundan doğ gönlüme. Doğ ki karanlık çökmesin ruhumun dehşet engiz yerlerine. Yerleşkeni belirle, uçsuz bucaksız sevginle.
-Sarhoş olmuş sarhoşluğuma serkeş gönlünü giydir. Avareliğim kısmetine avam olsun.
-Havam ile Havva olduğun göksüz günlerin son gününe geleyim.
-Gün sussun. Günlüğe sığmayan duygular dile gelsin
Dil sussun. Susup da dile getiremediklerimiz konuşsun. İç dünyanın defterini okudum, biraz benli güzel yazılar var. Yazgımı tetikleyen gelişlerini gördüm.
Noktanın sonuyum,sonum bu kadar
hiçim ile içim arasında ünlemler bekleşir
Hiç olmak için çok olmaya üç noktalar
var olmak sorunun eğik çizgisinde
hükmetmek gerek ,gereğin ereğinde
benlik oluşu benlikle şifrelenir
Beni unuttuğun yerde yükselir aşk gökdeleni
tanımsız İstanbul yücelerindeyim
korunuyorum korkmakla beklemek arasında
Yıldızlar parlatmıyor benden uzak kalışları
Şehir susmuş bir adımlık özlemleri bekliyor
Ürküyorsun denizimde yüzmeye
…:Üşüyorum, bulutsuzluğun örtmüş kederimi. Kaderim ile kaderin arasında derin bir sızı toplar bizi.Seni ruh ağacımın meyvesi olarak seçtim. Seni yasaklı meyveden yemeye çağırıyorum. Bu uzak kalışların cennetinden atılmak istiyorum.
…:Gizleniyorsun ben ile alıştığım sen arasında. Güven dağlarında tazılar kovalar geleceğimizin tavşanlarını.
…: “Tavşan kaç,tazı tut” Beni bu yürek koşusunda tutacak bir sen varsın. Şirin olup deldiğim senli dağlardan akan pınarlardan kana kana içmelisin.
…:Bu ülkede yürekleri kanatan kanların boyası derin sülünler olabilir. Ben süreğen, ben fikirlere maşa, ben çıkarların çıkarım çıkarması, ben azınlık bülbüllerin dağ ayısı, ben bu bildiğin benlerden değilim. Hayatımın yarısı okumak, yazmak, sosyal hayat,; diğer yarısı sensin gül kedisi…
…:Aşk dolu günlerime dolu yağdı. Sevda meyvelerime değdi yaralandım.Gayrı adınla, tadın arasında bir aşk yarası var.
“Beni böyle sev, seveceksen
Olduğum gibi göreceksen
Girme gönlüme girme ömrüme
Ne dertliymiş, bu diyeceksen “
Orhan Baba




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!