bir buluşmanın ilk cemresi düştü düşlerime
ilk adımında yeşillendi aşk baharım
yazgındaki yazları yaşadım bir bir
bir yaz ile bahtına imza atan sevda aslanıydım
güzel ceylanların nazında ruhunun sazına çalındım
artık her dem senli bir kavdım
Ben artık çekilmişim aşkın alev alev yandığı virane barışmalardan.
Baharı çıldırtan kelebekler gibi güneş gözlerinde gelip kalışlara meyve olup,dal dal yanında hayallere dalmıştım.Ağıtlar yaktı yüreğim gidişinden sonra sana değil,seni bunca seven kendime. Şehri adım adım dolaşıp adını taşıyan çocukları ayrı sevdim.Onlara sana aldığım elma şekeri aldım.Mumlar söndürdüm hayal diplerinde.
Bana çok yakıştırdığın ve aldığın gömleğimi hiç çıkarmıyorum üstümden. Lavanta kokulu vazona çiçekler koydum.Hani,sana çiçek aldığımda gider karşısında oturur sevgimi çiçeklerdin,tutkumuzun resmini çizerdin ya…İşte ben şimdi oturduğun yerde soyun seni çiziyorum.Ama cin Ali gibi,kusuruma bakma,senin gibi çizemiyorum sensizliği.Bazı geceler söylediğin şarkıyı ezberledim,her gece mırıldıyorum.Komşular bile ezberlemiş olmalı tüm apartman onu çalıyor.
Ben seni kocaman sevda okyanusumla sevdim. Gözlerin,sözlerin,sosyal duruşun
Dalgalandırırdı,yitik özlemlerimin her demini.Coşuculuğumun çevrelediği beyaz rüyalarımız vardı.Herhangi bir sevda konuğu değildin artık. Bu yüzden tutkulu ağırlama faslı vardı, baharlarımızda. Ben senin ilk baharını yaşadım,son baharını yaşayamadım.Oysa bir kadının en güzel mevsimi son bahardır.Son baharını özlemlerime sardım,hayallerim yaşayacak gayrı.
Çiçek çiçek açıldığın ilk yüreğimde Gökkuşağı bile seninle renkli paylaşımlarımıza az geldi.Taze bir yaprak gibi yeşilliğinle lal kıldın,beyaz içre beyazlar sundun bana.Mavilerine masiva cilveler ekledin baharın harı arttı ve beni sana kadim eyledi.Pembe bir açelya gibi açık olan tüm sevilerime açıldın. Üzerine ben taneleri düşmüş kırmızı güldün ve kıpkızıl artılarla hep güldün.
gişe rekoru kıran bir hasretin galasındayım
siyahların oyuncu
göz yaşların seyirci
rolüm can kırıkların can mevzisinde
baş başa kaldığımız ilk günün baş rolündeyim
içten içe alkışlıyorum kendimi
Sevdanın mantık tepelerinde duyulama bulutları
Kıraç hislerin utançsız amaçlarını taş bağrına serer
doğumu ertelenmiş gelişlerin hilalinde önce şavkın sobeler beni
susuz aşk mevsimlerinin tek arzulu umuduna udi çalıyorken
içimde toy huyların tayı duçar adımlar ezberliyordu
Aylardan aralık
Günlerin son demi
Saat...
Saat beni sen geçiyor. Hayat durmuş, aşk on ikide; ama sen yoksun .
Bu yıl da yine sensiz, yine hüzne bebek
Sana ağlıyorum gel sustur bu aşk bebeğini.
Ab-ı hayat’ım, derd-i aşkıma akmıyor. Sözlerin ucunu keskinleştirdim, seni kesmek için aşka. Giyotin kızgınlıklarına karşı kendimi savunmak demindeyim.
Bu tümcelere sığmıyorsun, bu sözcükler anlatmıyor meramımı.
Bir papatya olmanı istedim.Tek sayıp atmak istedim sevgi toprağına.
Bir kardelen olmanı istedim. En zor, en teki, en imkansızı.Karlar altından çıkıp yarlar alemine gidişini izlemek isterdim beyaz beyaz.
-Bir gül olmanı isterdim, ikimiz gülerken en kızıl rengin kokusunda bana uzanan ellerinde hayata atılmak için.
Bir kaktüs olmanı istedim.Vahalarımın vavlarında esrik Leyla’lar beni baştan çıkardığında sineme batman için.
Gönül odama çarpan gözyaşlarının suları,içimde bir kanal açtı.Varışların alyanslarında adını yazmışım,tarihsiz,sınırsız.Bir aşk sınavına hazırlandık, dershaneler, özel dersler, özlemler, stresler her şeyi yaşadık.Kalem kıran, gönül kertmelerinde yanlış doğruyu, doğru yanlışı götürürken,bir gün iki yanlış seni tümden götüreceğine benim ÖSYM de anlamadı.İtirazlar, acılar,kırıklar,bunalımlar, ahlar,vahlar, fayda etmedi.Hatalı soruların belki vardır, belki vicdanın sızısından süzülen derman ,belki bir günlere sığınmak bu gidiş sınavını iptal edebilir.
Oysa sana hazırlanmıştım.Yüreğinin üniversitesinde tutku fakültesini bitirmiş,gönül mühendisi olarak kalpkentinde çalışıyordum.Dünlerimizi yitirdikçe, onca çalışmanın sıvı hali akar imkansızlıklara.Amaçlar akar yıkık dökük kanallarda.Sular savruk gidişlerin her yönüne dağılır. Umarsızlığımız yarın, yaşanmamış yarımlarımıza umman olup coşkusuzluğumuzun dalga kıranlarına ders verecektir.
Gözü yaşlı sorular vardı sınavında. Senin matematik soruların çok zordu. Hangi küme sorusunu çözsem küme küme düşlerinin ven şeması belirir.Hangi üçgenin dik açılarını toplasam sana diklenişimin açısızlığı görülür.Bir tan vakti tanjatlarını toplarken,tan kızıllaşmıştı gidişlerin ona benzerdi. Bir sevdanın “pi “ halindeyim, pay gitmek,payda gelmek olmuşken,hangi bilinmeyen denklem çözecek yeniden buluşmalarımızı.Bir bölme işlemindeyim, seni böldüm ömrüme elde var hep yeni eller. Sen el ilinde, sen bensizlik eliyle huzurunu çıkarıp toplarken yeni mutluluklara bu sonsuz sayı kadar kederli sevdamızın sorunları nasıl bitecek?
Kare köklerini almaya gerek var mı ki köklerine kadar seni tanıyorken,çık açık uçlu sorulardan.Bir havuz problemi kadar mantıksal bir denge yok aşk havuzumuz boşalırken.
Yağmurlu öpüş yağar üst benimize, yüreğimize gelip oturan bulut,onca uzak kalışların nadaslarıyla özlemleşir. Yağarlar yağar, yağmalanmış her anımıza.
Hasretimizde yeşeren acıkmışlık valsı bir günlerimizi vuslatın son basamağına taşır.
Ruhumun yırtık ağlarına içimin tümcelerini yazdım.Kendi yalnızlığımın kahramanıyım.Düşlere daldığım,dalgalarına yazdığım cümlelerini hangi balık hafızan yedi.Öpücük sularınla düzelt dalgalarımı.Şiir derinlerine büyüler süreyim, susamış içselliğimden akan pınarlarımdan eski yıldızlarımı topla.
Gidişlerin turuncu bağrında taş bağıllarımı bağla,ağla biraz sularıma yazdığın kitapları.
Esintilerin resmi varsa derle beni gayrı resmi çizimlerde, biz aşkın sesini dinlerken düşünüşlerimizin döngüsünde delirmiş özlemler yol açsın içten sevilere doğru.Yazıl biraz, yeteneklere.Şiir kal,dize dize okun bağımlarda.
Anılışları tetikleyen gizli sevişmelerin kafiyesini bulmadan yazılmak,şiir gibi tutkuların hecelerini bulmadan bitirmektir sevdayı.Oysa modern şiir gibi imgelerin yatağından senle çıkmıyoruz.
Anlamlar şölene kurulurken, okunuşlarımız şiirlere tematik ayna olurdu.Seni yazardım,seninle yazılırımdım içimin romanına.
Biz susturulmuştuk ustura uçlu demokrasilerde derin devletin şifrelerini bilmeden en sevdiğimiz, ulusal bilinci artırmak amacıyla bir intihar şölenine sunulurdu.Mevsim kıştı, 28 Şubat bitmişti.Beni en sevdiğim yürek devletinden sürmüşler. Ruhumuzdaki yangın yaşanmamış anların kutsi özetlerine kül olurdu.
gökyüzünün en bilinmezlerindeydi damlaların
nemden, yağmurdan,senden önce aradım
en ince gönül dallarıma düştün aşk diye
2.
seni sevmeye yataklıktan gönül hapsine atıldım
beklemenin namlusunda vuruldum sana
Yarınlar hiç sevmeyenlerin buramlarında güne ötredir
mutluluk dalından alınganlığın çiçek çiçek açılır çilelerime
çoktan koparılmış bir aşk gibi üşür tanelerin
ayrılık kokuyor bir tanem
Söyle hadi uzayan gecelere, acının çarmıha girişini
Söyle hadi son ömür sayfam var ve bitmez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!