'O, artık kendini biliyora ithaf'
sağsan yalnızlığımı
emzirsen özlemlerimi özünden
içsek seni ta benden, ta sevdiğim senden
baharın harı düştü yüreğime
Bah ki hardan çıkmasın özlemim
Bah ki vahlarımın sesi delmesin yaryüzünü
Ertelenmiş buluşmaların şafağındayım
Saklı kalmış sessizlik dile geliyor
Ruhumuu sarmayalayan s’ancıların kuraldışılığına aykırı sözler dizdim.
-Gözyaşlarının sildiği gönül harabelerimde şiirler yetişiyor aşka.
Aşk, şaire okşanmış bir bebek gibi geliyor.
Ağladıkça ben duymadım. Hiç hazır değilim senin için ağlamaya.
Aşk senden tanıdık gelmişti.Damlaların kadar göz rengini tümlerdi acılar. Deli zaman çılgın bir gidiş projesi sunuyordu.
- Sesini duyamadıkça,sarılmadıkça ben ağlarım dize sonlarında.
Yarınlar hiç sevmeyenlerin buramlarında güne ötredir
mutluluk dalından alınganlığın çiçek çiçek açılır çilelerime
çoktan koparılmış bir aşk gibi üşür tanelerin
ayrılık kokuyor bir tanem
Söyle hadi uzayan gecelere, acının çarmıha girişini
Söyle hadi son ömür sayfam var ve bitmez
Yüreğinde olmanın yolculuğu biter yoluma. Biraz ten ilişik tinler sunar sualsiz kalışın.
-Sana gelmenin gereğinde gergeflerim zincire vurulur.
-Bir ‘ben’ arayışı kendini arar.
Saklılarımda kalan coşkuların isimsiz akışını tümler ruhumun tümsek aynaları.
-Seni aşka kaynatır başkalaşımlarım.
Mutluluğun yabancı dilinden beni anlatır anlatılamayanlar. Sen bir güle kadın olup ruhumun nadasında yaşanmaya aşina demler büyütüyorsun.
Var (ol) uşların tetiksiz kurşunlanmış kalışlarında kayıp hasretler ekledim kozmetik kaygılarıma.
-Sen beni gittikçe aşka yeniliyorsun. Ben gittikçe aşka yeniliyorum. Yenilenmek ile yenilmek arasında hazırlarım uzar gider , seninle gidemediğim ve gidip de gidilmeyende …
…:Küçük metinlere sıkışmış can yaramın,kitapsızlığında sözlerin kaynatır vicdanımı.
-Yıkımlarında sahnesi çökmüş bir tiyatro sahnesi gibiyim.Seni oynuyorum harabe gönlümle.Sensizliğime kadar gelen sınır güzellerinin işvelerinde yandığımı düşünme…
Mayın döşeli seni bekleme yurdumda yadına seller ekledim.Sürükler beni süreçsiz aşklar.
…:Örselenmiş havamın sesiyle tulum çalar amaçlarım.Yaylalarım da yakıldı sen yokken. Şimdi Ani kalesi benim.Yıkılmış aşk yurdum.Özlemek , benim ekmeğimle gidemediğimin gölgesinde susar.Susmuş bir vatanın bağrındayım.
Sartre sokağındayım.Çıkmazlarım bul’antı yaşıyor.Var mıyım yok muyum derken ruhumun dehlizinde Mevlana akıyor. Çarpışan arabalar gibi kimin doğrusu mutlak doğrunun elektriğiyle çalışıyor.
Sartre´a göre İnsan sadece vardır. Belli bir amaç gözetilerek yaratılmamıştır. İnsan oluşurken bir taslak belirlenmemiştir. Önce varolur sonra kendi kendini gerçekleştirir. Yani kendisini nasıl yaparsa, öyle olur. Bir pipo ya da taş gibi, basit ve bilinçsiz bir varlık değildir
Sartre insan sadece vardır derken, insanın aslında yalnız bir birey olduğunu diğer insanların da yalnız olduklarını vurgulamış, bu yalnızlık ona korku vermiştir.
Henüz sekiz yaşımdayken Lüxemburg parkına oynamaya giderdim. Bir adam vardı. Gelip August Comte sokağı boyunca uzanan parmaklığın karşısındaki kulübenin içine otururdu. Bizi korkutan bu adamın ne sefil hali nede boynunda çıkmış olan ve yakasına değen urdu. Bizi korkutan onun yalnızlığı idi. Şeklinde anlatırdı Bulantı’da.
-Yalnızlık hangi bulantımızın bulgusunu özetler. Ya da bizi özetleyen özün hangi sözü doğrularımızı aşılar. Yeşeren doğrunun fidesi için Mevlana anlatır benim yerime,
uyuyacağım sevdanın dehlizinde uyandır lütfen !
Gitmek yitmenin kalakalış dansını sunarken
yadırgıyorum sensizliği, her yerde, her yarde uyuyamam
omzumda izlerin var, yüreğimde sızıların alem farikasında sözlerin
gidemem, gidemem, gidemem senden
Terk Edişin Arzulanış Irmağı Akar
Kafları kovalayan koşuşlarımda yelelerimi y/ellere verdim.
-Uçtum zamanın kuş olduğu sensiz her deme. Kırılmış bir yüz, fotoğrafları ağlatıyor. Çekilmez oluyor her şey.
- Son sözünün yaprağı güzüme melali kitap oluyor.
Söz görmezliğin sakıncaları yüreğimi yırtıyor. Farkındalığın turfandasında içsel hezimetlerime hizmetçi oluyorum.
-Yürek Yorganın Üşütmeleri
-Ruhlarını yürekte bırakan sevenlerin ermişiyim. İçsel menkıbemi dinlemek istiyor serçeler.
- Yalnız serçeler anlar ağlayışını. Gözyaşların serçelerin lügatinde seni tanımladı.
-Serçenin gözbebeği kadar sevgin olsaydı gitmezdin yar…
-Hani meşhur öyküde…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!