çıplak bir cümlenin öznesizliğinde köklerimi söktüm yükleminden
Gökkuşaklarımın perdesi açıldı aşkın bulut sahnesinde
Gözlerinden akan damlalar oynadı vicdanım buhur olurken
Yamalı hayalin bohçasını taşıdım aşkın yetim çocuğu olarak
Sözü yoktu,canı yoktu,seni yoktu bu oyunun
Bırak kanasın yar….
Bir çocuk cümlesiydim sana geldiğimde. Emekliyordu özneliğim. Öznel bir cümlenin aşk yüklemiydin. Gülüşlerin söz öbeği olarak ruhuna bağlanıyordu.
-Dil yarası dil kurallarını tümlüyordu.Önad gibiydik. Sensiz ben hiç olmazdı.
Adıl olup gönlümde başka güzellerin hallerine çekimleme beni. Ben aşktım ruhunun bütün sözcük türlerine. Ben özneydim, özelline.Sense vazgeçilmez yüklem.
-Bir suç işlemektir aşk.Gönlündeki hapsim bu yüzdendir. Sözcüklere sığınmaktır şimdi maşuğun işi. Seni sevmeden önce “Mecnun” benim için deli bir aşıktı.
-Şimdi Mecnun ne kadar akıllıymış yeni anladım. Ç/ölüm yok uğruna yürümek
İçin.İstanbul kadar karışık bir kaderim var. Keder keder üstüne düğümlenmiş.
Ego, id ve süperegonun bastırılmamış algılarında haz ve suçluluk hisleri taşıyan üst benin tanımsız haliyim.
-Kendime veda etmeye geldim sevgili.
Asıl kimliğimizin psikolojik aynası ego, kişiliğin biyolojik çerçevesi id,toplumsal merdiveni süperego arasında kendimi buldum. Seni bulmayınca hep bebek kaldım.İçimdeki çocuk senden masallar dinlemeye,aşkına sözsüz istekler yollamaya başladım.
Beni yöneten benliğimdeki değişim şemasını sundum sana. İlkel güdülerim yok. Saptırılmış safhalarda, içsel sayfalarda beni bulamazsın.
-Birkaç günahlık sunum kafandaki algı evinin çatısını çökertmiş olabilir.
İç gücün kazanımları insanı tümler. Benlik karmaşası yaşamıyorum
Kendinden geçme, kendinle barışma sürecinde ruhtaki içsel radyonun sesini kısan etkenler olabilir.
Aklın durağında, kalbin rayları döşeli.Makinist olarak mekansızlığım devam ediyor .Mekanik algılar şehrinden metalik köylere gittim.
Bir ürperme sürdü,Buluşmanın filmini çekti çekim gücü
Yıldızların yazgısındaki yazı yaşadım.Kara kışlarına hazır olmak için
Nirvanacılığın ısırığından kendimi arındırdım.Bir haz perisi olarak seni düşünmedim.
Hoşgörünün deniz sularına Mevlanalık dalgalarıma yamaladım algıları. Bir sürecin süpürgesi oldum, denizi kirleten kirli emellere karşı vicdanımı liman yaptım.
Paslı bir yüreğin kalaycısıyım.Ab- ı aşkını içtiğim tasını kalaylıyorum çalkalanan
Tasalarımla. Bir gene gibi masal perine yapışıyorum… Yazına ve yazgına geldim aşkından ısırmalıyım, seni hasta etmeliyim ruh dünyama.
- Paranoyak bir kalışın,paran yoksa aşk da yoktur dünyasının tam orta doğusundayım.
- Yardım filolularım Gazze’ne doğru gelmektedir. Sen bensiz huzur içinde sanıyorsun.
Bensiz geçirdiğin her gün Gazze ile kardeşken beni İsraoğul sanma. Dedim ya yaryüzüne gönderilen “ İsa “ benim. Mahşerine gelecek günü bekliyorum. Mehdi’den ders alıyorum.
Lal olmuş sularda bendini eşeleyen ömrün su aşıranıyım
Nakaratlı gelmelerin gitme vurgusunda serdim ariyalığımı
simsiz ruhuna adını işledim, en uzak ışığa aşk verdim
Üşüdüm
Üşendim kalışın sellerinde
El salına tutundum kayıtsız ellerimle
Noktanın sonuyum,sonum bu kadar
hiçim ile içim arasında ünlemler bekleşir
Hiç olmak için çok olmaya üç noktalar
var olmak sorunun eğik çizgisinde
hükmetmek gerek ,gereğin ereğinde
benlik oluşu benlikle şifrelenir
Beni unuttuğun yerde yükselir aşk gökdeleni
tanımsız İstanbul yücelerindeyim
korunuyorum korkmakla beklemek arasında
Yıldızlar parlatmıyor benden uzak kalışları
Şehir susmuş bir adımlık özlemleri bekliyor
Ürküyorsun denizimde yüzmeye
…:Üşüyorum, bulutsuzluğun örtmüş kederimi. Kaderim ile kaderin arasında derin bir sızı toplar bizi.Seni ruh ağacımın meyvesi olarak seçtim. Seni yasaklı meyveden yemeye çağırıyorum. Bu uzak kalışların cennetinden atılmak istiyorum.
…:Gizleniyorsun ben ile alıştığım sen arasında. Güven dağlarında tazılar kovalar geleceğimizin tavşanlarını.
…: “Tavşan kaç,tazı tut” Beni bu yürek koşusunda tutacak bir sen varsın. Şirin olup deldiğim senli dağlardan akan pınarlardan kana kana içmelisin.
…:Bu ülkede yürekleri kanatan kanların boyası derin sülünler olabilir. Ben süreğen, ben fikirlere maşa, ben çıkarların çıkarım çıkarması, ben azınlık bülbüllerin dağ ayısı, ben bu bildiğin benlerden değilim. Hayatımın yarısı okumak, yazmak, sosyal hayat,; diğer yarısı sensin gül kedisi…
…:Aşk dolu günlerime dolu yağdı. Sevda meyvelerime değdi yaralandım.Gayrı adınla, tadın arasında bir aşk yarası var.
“Beni böyle sev, seveceksen
Olduğum gibi göreceksen
Girme gönlüme girme ömrüme
Ne dertliymiş, bu diyeceksen “
Orhan Baba




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!