*23* 23* 2010
Bir fırtına besledim, bağrımın en yanık yerinde. S’ellere ders verdi senden sürüklenişim.
-Sulara rüya anlatan köpüğün sesinde dinledim seni. Rüyadan riyaya geçilmez sığ suların vardı. Yüreğin Kızıldeniz. Musa’nın sevi kızısın, aşk peşinde geliyorum .Su , inanç ile kardeş.Su ,sevgi ile paydaş. Bütün temizler, bütün güzellikler iç ummanına umut ve ben bir köpük peşinatında geldim sana.
…: Köpük bir …:
Kopuş ta yürekten olmalı ki akışa engel teşkil edecek bir çer çöp kalmamalı.
muamma içinde kalmış ummanlarım
umman içinde sana kalmış umutlarım
kurumuş yaramın kördüğümlerindesin
soyunuk kaldığım sevdanın ortasındayım
eskimiş söz kadar yüzebiliyorum sensizliğe
*-23.23. 2010
Sahih sayfalarında yazılmamış yazgının arşivini yazıyordum. Sonları ütüleyen teslimlerin vardı beni ayakta sunan, tutan .
Göz yaşını yanağında görmeye alışıkken şimdi kendi yanağımda görünce alışamadım.
-Bu damla hangi imlanın bozulmuş cümlesine meftun. Bu damla hangi ünlemin alt noktasını çürütecek içimde.
Ben bu aşkın failiyim, sense fiilisin,bu yüzden bütün belirteçler seni belirtir.
-Yürek sızılarından eylemsiler oluştu.Bütün belirteçlerin sahibesi oldun.
-Bir eylem gibi oturdun durumun, zamanın, yer yönünün, miktarın ve soruların.
-Çeşit çeşit olup belirtiler seni aşktan önce.
Haydi içimde uyuyan zaman oldum. Ne zaman sorusunu sorduğumda cevaplarım belirtti seni.Sen aşksın,sen fiilsin.
-Dün seni özlem tohumlarında uyandığını gördüm.
Ayna gölgesi beni anlatıyor sensizliğe. Son bakışın sinmiş aynama.
Can kırıklarının tarağı suçlarımın saçını tarayamıyor. Kırışık bir ruhun son haliyim.Beyazlaşan saçlarımın beyazlığı aşk acısının rengi oluyor. Binlerce ben geldi. Hangi b’enin sıfırında beni anlar acıların.
Soylu sevgilerin fidesiyim.Bağrıma kadar açılacak çiçeklerin.Taş kesilme devrini bitirmelisin. Taştan ,baştan, aşktan aynı ruhun sesi çıkar.
-Beni bulurdu ben’in. Nefretlerinin silgisini kemiren malihülyaların
Umutsuzluk defterinden çık. Seni y’azmaya gelen b’aşka k’alemlerin
zehri sinmesin sözsüz ve bensiz dünyana.
Hüzzam suskuların bestesinde sustum .Defterini kaderinin kuytularında bırakan kelamın kalakalışıyım.
Gelmelere dönük sözlerim vardı aşk kuş’ayken.
Bitkin özlemin sırrında ağsan diyorum bensizliği. Aşka ihanetlerin acısında ayıklasan sevenle sevmeyenin gerçek yüzünü.
Bir tarih yazıyordu yüreği bozuk paraların üstünde.İstanbul,vazgeçmeliğimin son resmi olarak kalıyordu.
Son damlan boğaz sularına kardeş olduktan sonra, benim damlalarım alıştırma yaptı acılarımıza.
Seni yeniden görebilmek için yapay görmeler arasatı sundum kendime.
Yüreğimde başka dillerde konuşan bir sen var.Çevrimdışı sözlerini tercüme edemiyor aşkın tercümanı.
-Artık gitmelisin benden.
Bir rüyanın gerçeğinde üşüdüm. Sarılmıştık yıllar sonra.
Hani sarılırken başım omzunda ve sırtının sırlarını görür gibiyiz ya. Öyle işte sarılmıştık, gözlerimden akan yaşlar, arka dekoltenden akıp gidiyordu.
-İlk kez gözyaşlarım teninle tanışıyordu.Ağladığımı hissetin. Sen de başladın ağlamaya. İkimiz de ağlıyorduk. Aşk birbiri için ağlamakmış meğer. Sonra boyun omzuma yetişmediğinden göz yaşların yere damlıyordu. Her damlası yere değince beynimde en yüksek ses gibi zonkluyordu.
-Artık gitmelisin bu sarılışın sonrasında ben öldüm. Son kez sarılmak ölüme yakın demler sonar.
sevinin serin sularında yıkandı ömrüm
tutunmaya tutunmak ermişi gibi eridim yoluna
yakan zamanı yaşadım sensiz her süreğende
isterik bir hazın ininde içime sözlendin
düş güllerinin kızıllarında onulmaz oldun
kangren gibi kestin günahsız demlerimi
23.23. 2010
İspinozların davetsiz misafiriyim. Bayram şekerden önce bana geldi. Bayram oldum, hangi bayramı seviyorsan o bayram oldum.Senin yerine çocuk oldum, bayram namazından sonra gidip şeker topladım. Bozuk moralim kadar, bozuk paralarım oldu.
-Tüm sevdiklerim yoktu. Elini öpeceğim annem yoktu. Babam da yoktu. Sarılacağım, gözlerinde kalacağım, bakışından şeker toplayacağım öylece kaldığım, öylece nemli gözlerinde sustuğum sen de yoktun.
Bestelenmemiş acılarım vardı. İçimde çalınıp durdu sızıların. Hiç kimsenin hiçbir şeyini oynamak zorunda kaldım.
“Bir güzelin en iyi frikiği gülerken saklayamadığı gamzeleridir.”
Gamzelerinde kalan sözsüz atlasın çeşnisinde acın hangi çeşitsizliği yok edebilir ki?
*Vedalar tepesi oluşturup içsel vadine gelişimi engelleyeceksen gelme. Vedaları sevmedim senden sonra.
-Kim veda etse benim düşmanımdır. Dünya nüfusu seni saymazsak sıfır. Ha bir de benim gibi hayal kırıklığına uğrayanları sayarsak o kadar. Bu yüzden biz kaç kişiyiz diye sorma.Bütün güzeller öldü sen gidince. Bana güzel kimdir diye soranlara.
-Bir güzel vardı, o da benin güzelimdi.O da güzelce gitti.
-Kimi seviyorsan güzel odur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!