Kabul et 'Günaydınımı'..biraz güneş, biraz bahar, birazda köpüğü var şarabın ve o içsel denizlerin içinde..
senin kıyındaydım dalgalanışını izledim
Şarabın köpüğü, denizin tuzu, azıcıkta hırçın dalgalar varken tenimde, sevgili, ey, sen nasıl uyandın güne..
yaprak yaprak açıp, kalakalmak isterim, çiğ damlaları alınmış, kuruyan teninde, ıslaklığıyla aşkın..
bekleyişimde bikri özlemlerimin andı olur musn
Düşe kertik aşka fercilik-1
Düşer zehrin yalanlarım yılanına
Yırtılır bahtımın iğne ucu hayatı
boyanır özlemin kendi panzehirine
Rindin pusulasız gerçeğiyim-1
nur pınarının kıyısında yeşeren filizin mecnun dimağıyım
feyz alemlerinin rindiyim,s’onsuzluğumu tümler bilgeliğim
iksirini yüreğinde saklayan sakinin ceylan sözlerinde başlar anlamlarım
beni anlamak değildi aşk ya da şiir
Yorgun ve yalnızdım. İki seçilmiş sözcüğün anlam şahı yapmıştın devrik cümlelerde.Yaramın yarısı kadar yardın dünyamı.
-Yarım kalmışlığın yarım elması gibiydim ademlik yolunca.
Yarim kalmış elmanın Havva’sı olarak kalmıştın ömrümce.
Ve kendimle misafirliğe yollamıştı sevdan.Şimdilerin şimendiferini sürem algılar makinistiyim.Hemzemin geçitlerinde sensizliğin işaretleri vardı.Sürgün ve süreğendi demir ağlarla dizilmiş yürek yolculuğum.
Hecenin gözleri üzerimde… Kelimelere sığışmış anlamlar cambazıyım.
İlim okyanusunda son damlanın küçük arif adasıyım. Aşk ile ilimi bir arada yürüten akılla kalbi tanıştıran tutku uzmanıyım.
yaralarımın sargısında adın paklanır
yar S/arma! yapar açlığımın üstüne
d/okunduğunda y/aram kapanır sensizliğe
B/ırak bu isimsiz bekleyişleri
Dinsin söylemediklerimin damlaları
azaptaki aşkın b/enliğimi yok eder
Hayatımıza sızan her şeyin başlangıcı kendimizle başlar.Zihin alıştırdığımız duruşları serer. İçsel imgelemlerimiz var.Neleri yaşamak istersek onları kurgusuna yazılırız.Burada kader kendi milimlerini kısar.
*Kader, özgür nefsin eylemlerinde uzak kalır.
Bizi, çeken öznel çekimler araşır ve istendiklerimizde bizi bulur.Yaşadığımız nesnel olayların özü de içsel öznellerimizin nefsi izleklerimizden yola çıkmış.
-Zihin atlasımızdaki renklerin muharriri biziz.
-Görmezden gelmek, kendimize, başkasına biçtiğimiz öznel bir cezadır.Kesilmiş bir öçtür.Bunun savusu zor.
Kendine insan olmak kaynağını soruyor sorgulayış.Kaybettiğimiz onca alışkanlığın gölgesinde modernite edilmiş etiğini etlerin sıcağına bırakmış iç güdülerin güttüğü oncaların oncası yeşerir kara bahtımızın üstünde.
-Üstün olan ile üstünde olmayı yaşıyoruz. Üstünlüğün çıplak cümlelerinde en üste olmayı güder olduk. Kim ile kimlik arasında sızan kendini kaybediş pusulasında pusu kurulmuş.
-Sevmek bile sevmeye fayda. Hangi soya ait belli değil soysuzluklarımız. İnsan ile insani kalmak arasında kalmamışlarımız var.
-Önyargımız önden başlar bizi ruhu ezmeye. Ötekileşmenin
tartısında kaybedenleri darası yok. Kazananlar her hazı kazanç kapısı olarak görmeye yaşayan kör kütük.
-Firar ettik Ayşe’ttin
Farkın en mavi ikliminde yangınlarına düştüm,düşlerim yandı sana
Aşk rüzgârlarına karıştım,saçlarının esintisinde özlem yurtları buldum
Tanınmış sevdana döndüm yüzümü, pes etmedim,paslı uzaklardan
Maviye çalar gözlerinle kuruldun sevda otağıma,
Anlatılmaz şimdi en gizli yerimdesin,susmanın suyundasın
Nergisler açar gelişlerinden,seni bekler özlem kentim
Dokunmasan yanacak alemlerim
seni bulduğum ben sıratında
-Sen arası aşk sonrası öznel cennetindeyim
içten içe büyüyen tutkunun mevsimi gibi olalım.
Yaşayamadıklarımızı kavursun, yaşayabileceklerimizi savursun senli zamanlar. Sonralarımızı özlesin öncelerimiz. Akıp gidelim Dilgül.
Şiirlerimde dünya bulmuş uzak dost Peri’ye..
Prangalar sarmışken uzak kalışın eyfeli yücelirken sensizliğe
En güzel özlemlerin güllerin kızıl kavuştaklar bağladım bam teline
Ruhunun aynasında,taranın gerçeğin en tanımışı gibi kaldım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!