Beyaz çarşıda demir döver nalburcular
Ayı ışığına hazırlanıyor alaca karanlık
Ağzımda kent melodileri
Ve cumartesi kahvesi
Havanın nemi denizi ıslatıyor
Semerciler soğutuyor gölgeleri
Gri bir ufuk ki yakıp geçiyor lambaları
Rıhtımlar çöküyor kıyıya koca taşları döverek
Başkaldırıyor küçücük sandallar,
Tufanları ezerek
Ara sokaklara açılmış kumbara kutuları
Mavi nilüferi gecenin göğsüne ek
Kirpiklerini uykulardan düş tek tek
Umutlar düşlere göçüyor,
Acının sırrını hüzne sürerek
Kalemim şiire başlık arıyor,
Adında heceleri bilerek
Sabahın sendeleyen dördü
Acemi bir şiir işçisi öldü
Herkes artık her şeye kördü
Asfaltta yedi tırnaklı bir kedi
Mısralarda böyle bir ölüm gördü
-Haydar Şahinbay-Edebiyat Öğretmeni
Yağmurlar getirdim sana
Mavi sularında ıslan diye
Uzaklar yüklü zulam
Vuslat bir özlemin kahrı içinde
Akışkan bir günün demini getirdim
Boynu bükük yıldızların ışığı altında
gecenin uyluğunda göğeren yıldız
bir avuç çığlık
bir tutam giz
kafamın içinde bir yığın sanrı
Yağmur sesi kıvrıldı kaldırımlara
Upuzun ışıklara yenik düştü gölgeler
Koyu mavi ölümler geçti geceden
On ikiden sonra dile geldi bulutlar
Sıyrıldı aşk şarkıları umudundan
Vurulup göğsünden taze yıldızlar
Gül bize
Ölüm naza gül bize
Penceremden gel gül bize
Akşam geç olur
Erken gel
Gökkuşağı ör bize
insan kaddinde boğulmaz senin güneşin
ben hiçbir aşkın ağlatısında yanmadım
her şeyi yok etmem ondan
ahlak abidelerine yanaşma olmadı bizim kalbimiz
sabahın ağzında bir yığın düş gömü yaz ve kışlarımız
bir umut koysa soframıza ebem kuşağı
Dönen çarkın orta çentiğinde durum
Milyon kilometrede sesini unuttum
Ruhun salaş vaktinde nefsi emmare
Aklın yedi kat dibinde kendimi buldum
Sarih gecenin mundarında bir evham
Sıska sunakların kambur şırıltısı hâl




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!