Nasıl başlamalı bir şiire: Felsefeyle septik
Besmeleyle dinsel, doğa dersen hintsel
Bir bakıma bulanık sulardan yıldız toplamak yaşamak
Bir bakıma kirli bir aynanda mutluluk aramak
Yaşamak, günün tavanında bir karmaşanın ortasına dalmak gibi bir şey
Veya kargaların imrenmesi yağmurun gözyaşlarına
Bir dağ zirvesinde olsam
Gökten bulut toplasam
Yeşil bir göl getirsem uzaklardan
Kanatları suya değse kuşların
İşgal etse gönlümü bir sevgili
Ne gamdan eser kalır ne tasa
Eğer aşıksan;
Keskin bir ustura ağzıdır zaman
Ne zaman nefes alsan yar gelir akla her zaman.
Dengesizdir işte o an
Bir de kafan darmadağın
Birazcık aklı olan karanlığı demler
Yüzüme bak Elanta
Yüzüm dünyadan uzakta
Yağmur ıslatmış gözlerini
Gözlerin şimdi her sokakta
Sen ateşe teslim olurken
Sevda elini eteğini çekerken alaca karanlıktan
En son gözlerim ölecek biliyorum
Yağmur öncesi bir serinlik vuracak yüzüme
Saçlarına dokunmayan ellerim can verecek önce
Gözlerim en sona kalacak
Kirpiklerim ıslanacak sağanaktan
Pamuk iplerli sarılı aşk kutularında
Bir takvim yaprağı ellerde
Güz esintisi sarı yasalar
Yapıştırıyor terzi camlarına
Dergi dağıtan uşaklar
Kurmaca bir cennet eski çarşı
Kırık bir testinin dört ayağında durdu zaman
Titreyen bir vapur su kaldırdı bu limandan
Toprak kokarken ellerindeki çizikler
Buğulu bir teselli aldı aklını kadından
Tınısını bozuyor bu akşam üstleri şiirimin
Gözlerindeki felaketten
Büyümedi kafeste kardelen
Özlemin erken inmesi kalbime
Aşkın gece kuşatmasından belliydi
Göğe her yıldız düşmesinde
Maha ayar veridi kirpiğinin mecni
Perdeleri çekti
Sanırım akşam oluyordu
Dedi ki:
Istırap dağlarına söyleyin
Gece dinginleşti sanırım
Bir ölünün susuşuna döndü yalnızlık
Hamarat bir uyku dönüyor başımda
Kalsam, düş kuracağım
Yatsam, düş göreceğim
Belli ki düş'lerde öleceğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!