Öyle rüzgar ki kesip atıyor benliğimi
Sevdiğim öksüz kızı hatırlatıyor
Oy öksüzüm oy bahtsızım
Rüzgar aldı seni benden
Gözlerin nerede, ellerin nerede
Rüzgarda kayalıktan attı kendini kız
Gecenin bir yarısı
Ay ışığında saçlarını tel tel böleyim
Bırak beni
Parmak uçlarında öleyim
...
Kestim gökkuşağını
Yedi pençe satırla
Gök yarıldı sen geldin
Bütün sözcükler ayağa kalktı
Günah şahitti sevap tanık
Bunca nefrete refakat eder her şey
Kör bir rıhtımda çekildi benim kıyılarım
Ellerimi duvarlara sürüyorum
Buz gibi bir yalnızlık dolu avuçlarım
Suretim vapur bacalarına çizili
Ve çelik inkarlarda dövüldü ellerim
Gövdemde gökkuşağı izleri
Yer gök şahit olsun ki
Biz ikimiz ikimiz biz
Yeni bir dünya kurabiliriz
Yeter ki umudun umudum
Gözlerin gözlerim olsun
Sabah rüzgârı vurmuş yüzüne
Bütün sabrıyla tuzlu suları beklerken beyaz kısraklar
Kocamış nalbantların usturuplu iç çekişlerinde tükeniyor zaman
Gelmiş geçmiş her şey parmaklarının arasında saklı
Aklın dehlizlerini saymazsak tabi
Nadan simalar dolaşıyor uluorta
Yağmur kuşlarının göğü tırmıklayan şöleninde,
Kadırgalar teğet geçiyor dalgaları
Mor kızıl bir kehanet basıyor tetiğe
Kaçıyor bütün kediler, kaçıyor nüfus müdürü zabıta tarafına
Namlular kesişiyor üç ev arasında
Harp çınarına yakın, belki yüz metre aziz çeşmeye
Bir ormanın gölgelerinin büyümesi gibi
Akşamdan geceye uzanan zaman çıkrığında
Ve koyulaşan yalnızlığın sesinde
Çoğaldıkça çoğalıyorum
Gecenin budağında suyu ateşe çalarken ay tarlası
Ezelden beri sözün aslı özdür
Güneşi toprağa gömsen de közdür
Hamuru fırında pişiren maya değil mi
Özlemi bir yele atsan da
Ayrılığı icat eden aşk değil mi
Derinlerden daha derin var
Ayrıldı yine akıl fikirden
Sardı ömrü dertlerin zarifi
Düşmüş adam
Tek başıma kalmışım
Düşmüşüm ey adam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!