Bir bilsen,
Nasıl sustum
günler geceler boyu ağladım
bir bilsen,
kaç kez tanımadım aynalarda yüzümü
yastığa dökülen saçlarımı saydım
Her gece aklını yitirir şairler
Sabaha çıkmaz ölür kalemleri
Yolunu kaybetmiş deli ararlar
Elleri hecede harf ayarı yaparlar
Ve suyu özlerler kana kana içerken karanlığı
Sokak kedilerine dönerler sonra
Tepeden inme kelamın var dili
Bu sabıkalı bir maktulün işi
Ölgün mevsimler açar mavi mavi
Gece mecrasını kaybetmiş sorar bir keşifi
Tren garında öksüz zaman
Kalbin atıyor her akşam
Evrene çakılan yıldız gibi
Rüzgar perdeyi sallıyor
Görüntü hep değişiyor
Elim kalbimde bekliyorum
Kısmi bir oksijen soluyorum dimağımdan
Etin çürümesini aratan bir koku tenim
Tahta bir kapının paslı kulpu açılmıyor
Kapkara karanlığın en dibi yalnızlık
Kınalı kayalarda yatarken kartallar
Sırları ıslanıyor kaldırımlarda yağmurların
İstasyonlarda yüzmüyor insanlar
Yuvarlamak için renkli yumurtalarını
Yeşil tepelere çıkamıyorlar artık
Her an koşturmaca saatleri hanların
Bana köle derler sana sultan
Sen yine kendini güzel san
Tepende taç emrinde ordu olsun
Başına tacı takan köle değil mi
Bana köle desinler sana sultan
Kör olasın ey ağzı bozuk yalnızlık
Ne tuttun sesinde boğdun beni
Ne de duydum bir gün güzel sesini
Kuş gecede düş kursun
Beden dilsiz dile alışsın
Rüzgar esmeden
Hava bozmadan
Git…
Sözünü koymadan masaya
Sana dönmedim hiç pişman değilim
Süründüm de sana minnet etmedim
Gece üstümde tüketti kahrını
Özlemine yine biat etmedim
Çaldım bütün kapıları yokluğu aradım
Dönüp senin yoluna bir kez olsun bakmadım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!