Bir çağlayan uğultusuyla
uyandım sabaha
Bir yürek ağrısıyla
Bir göz yaşıyla
Eksiklerimi topladım
Fazlalıkları kaldırdım ortadan
Her sokağımız deniz kokar bizim
Her penceremiz sevda
Bir martı çığlığıdır hüzünlerimiz
Biraz da günbatımına benzeriz
İnatçı bir gökkuşağıdır yüreklerimiz
Kalbim, unut artık o hayırsızı
Kapansın içindeki dinmeyen sızı
Yıllardır aramayan o vefasızı
Derin bir kuyuya atıver gitsin.
Ne gözlerin onu sorup ağlasın
Düştü düşecek bir uçurum yüreğinde
Nereye uzansan aynı karanlık
Nereye yaslansan aynı hüzün
Bir kan damlasıdır yaşam
Hep akan…
Bir veda insanın ruhunu nasıl da kanatırmış
Nasıl da batarmış gün hiç olmadık bir zamanda
Kuşlar göç etmeye başlarmış gözlerinden
Sözlerin buz tutarmış gecenin ıssızlığında
Bir veda insanın ruhunu nasıl da yakarmış
Bir kelebek kanadına gizledim ömrümü
Gün ışığının parlayan yüzüne
Yasaklarına bir Adem elmasının
Sevdasına bir kuş tüyünün
Gitmediğim ülkelerde sakladım yüzümü
Girmediğim düşlerde bıraktım
Sözcüklerini yitirmiş bir coğrafyanın
Tam ortasındaydım ki, tanıdım seni…
Suyunu yitirmiş bir nehir,
Dalgasından vazgeçmiş bir denizdim.
Bir bağ bozumuydu gülüşün, şarap oldum
Gittiğinde nasıl da üşüdüm
Nasıl da tuz buz oldu hayat
Yalnızlığa
Issızlığa
Aşk'sızlığa yakalandım
Yeni baştan...
İzin ver bana
Bu gece
Yasemin kokulu bir şehre karışayım
Kimse duymasın can kırıklarımı
Kimse bilmesin gözyaşlarımı
Biliyorum, bensizsin
Ne Alsancak'ta gün batar
Ne kahvaltı yapılır Bostanlı'da...
Karşıyaka yok mu hele
Orası tek başına zaten ıssız bir ada...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!