Bir eski zaman insanıyım ben...
Hala gökkuşağının altından geçilebileceğine,
Uç uç böceğinin uğuruna inanan...
Yıldız kaydığında hala dilek tutan...
Hilal gördüğünde duasını yapan...
Yüzlerce yonca arasında hala dört yapraklı yonca arayan...
"Ömrün beni sevmekle nihayet bulacaktı."
Dallarımı bir fırtına kırdı kıralı
Sana en uzak
Senden daha yaralı
Sensiz bir alemdeyim.
Şimdi
Bir kelebeğin kanatlarına
Gizleyip sensizliğimi
Gitmek istiyorum buralardan
Yüzümde sıcacık bir gülümseme
Yüreğimde aşk
Bir de baktım, her şey eskisi gibi
Ne unutulmuşum, ne de susmuşum
Geçmiş günler, haftalar, mevsimler, yıllar
Bir parça mutlulukla avutulmuşum.
Aslında aşk da kalmış kenarda
Sana eski zamanlardan sesleniyorum
Ekmeğin kuzine üzerinde kızartıldığı,
Kışları mısır patlatıldığı,
Kucağımda mırıl mırıl bir kediyle,
Henüz aşk'ı bilmediğim günlerden...
Sana eski zamanlardan sesleniyorum
Ekmeğin kuzine üzerinde kızartıldığı
Kışları mısır patlatıldığı
Kucağımda mırıl mırıl bir kediyle
Henüz aşkı bilmediğim günlerden
Bir serinlik gelir ellerine, üşürsün
Bakarsın yaprakların dökülüverir, Eylül'dür.
Yüreğinde sarı bir gül boy verir
Hüzün aynı kentin çocuğu oluverir ansızın...
Gidilecek bir yer kalmıştır artık
Anılacak tek bir insan...
Hani gelsen diyorum
Gün aydınlansa yeniden
Pırıl pırıl olsa gökyüzü
Gitse yüreğimin bulutları
Gelsen hani...
Uzak bir şehrin
İlk ışıklarıyla
Başlasaydım sabaha...
Tek tek düşmeseydi
Sensizliğin soğuk damlaları
Tam yüreğime...
Gelseydin,
Biterdi karanlığım.
Oysa şimdi,
En sevdikleri tarafından
Kuyuya atılmış Yusuf gibi,
Paramparça




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!