Sana eski zamanlardan sesleniyorum
Ekmeğin kuzine üzerinde kızartıldığı
Kışları mısır patlatıldığı
Kucağımda mırıl mırıl bir kediyle
Henüz aşkı bilmediğim günlerden
Bir serinlik gelir ellerine, üşürsün
Bakarsın yaprakların dökülüverir, Eylül'dür.
Yüreğinde sarı bir gül boy verir
Hüzün aynı kentin çocuğu oluverir ansızın...
Gidilecek bir yer kalmıştır artık
Anılacak tek bir insan...
Hani gelsen diyorum
Gün aydınlansa yeniden
Pırıl pırıl olsa gökyüzü
Gitse yüreğimin bulutları
Gelsen hani...
Uzak bir şehrin
İlk ışıklarıyla
Başlasaydım sabaha...
Tek tek düşmeseydi
Sensizliğin soğuk damlaları
Tam yüreğime...
Gelseydin,
Biterdi karanlığım.
Oysa şimdi,
En sevdikleri tarafından
Kuyuya atılmış Yusuf gibi,
Paramparça
Gülüşlerimi
sana saklamıştım,
Sevinçlerimi,
umutlarımı da
Saten bir bohçaya
sarmıştım sevdamı
Kaç kuş uçumu uzakta,
Kaç gün batımı yasaktasın sevgili?
Bilseydin hala bende kaldığını,
Görseydin sensiz hallerimi,
Kaç gün daha dayanabilirdin,
Kaç kere daha tutunabilirdin acılara?
Şiir yazmıyorum,
yazamıyorum.
Biliyorum ki,
şiirime düşecek her kelimede
sen olacaksın.
Bir sevda istemiştim,
sen geldin işte
ömrüme…
Kuşlar uçurmuştum
yıllardır
özleminle,
Bak, tam da şuramdan vurulmuştum
İçimde zemheri bir kış duruyordu
Yalnızlığımın sultanı olduğum evde
Bir şamdanda tam altı mum yanıyordu
Birlikte gitmiştik hani o lunaparka




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!