Bu sabah İstanbul'a uyandım
Bir de baktım Kızkulesi karşımda
Gözlerimi kapatıp bir daha açtım
Gördüğüm düş gibi değildi oysa...
Topladım dağılan martılarımı
Sonra bir aşk ısmarladım kendime
Şöyle en efkarlısından, en delisinden
Gramofondan Zeki bey sesleniyordu
Bir ihtimal daha olacak mıydı, bilmiyordum
Gerçekten
"Hiç kurusu"yum.
Her öğün arası
alay edin hiçliğimle.
Ve onsuzluğumu
vurun yüzüme
defalarca.
Birden
bir aşk düşüveriyor
üç elma misali
gökyüzünden üzerimize
Ege'nin serin sularında
seninle yıkanıyor yüreğim.
Bir dal akasya
Bir tutam da tarçın kokmalıydı
Yüreğime serdiği huzur
Biliyordum
Bir şeyler eksikti yine
Martılar havalanıyor denizlerimden
Ben susuyorum.
Sessiz bir çığlık
Yankılanıyor yüreğimde nicedir,
duyuyorum
Üzerime üzerime geliyor
Evet, devlet de, vatan da sensin.
Bak, ben de Cemal Süreya'ydım zaten...
Sen gidersen ülke tamamen çöker,
Ben gidersem şiir tamamen biter.
Evet, hava da sensin, su da...
Dinle bizi İstanbul
Anlamasan da dinle
Aşk mı yüreğimizi yakan
Ne olur, söyle
Söyle,
Dinle bak,
Anne gibi sevmiştim seni
Öyle naif, bir o kadar da sonsuz.
Bir çocuğun hayata bakışı gibi
Duru ve korumasız.
Bir kedinin sevişi gibi efendisini
"Sen yoksun ya,
hayatımın bir anlamı kalmadı."
Biliyorum her yer ıssız,
Her şey sadece Aşk'a muhtaç...
Aşk şarkıları söylüyor bana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!