Yağmur da yağacaktır elbette
Sırılsıklam aşk dolacaktır yüreklerimiz
Elbette çiçeklenecektir ömrümüz
Güneşe döndükçe yüzünü sevdalarımız…
Elbette gün doğumunda ellerine ulaşacağım
Denizleri aşıp gelmiştim sana,
Gemilerimin hepsini yakıp...
Karşılıksız bir aşkın eteklerinde
Zil çalıp oynuyordu oysa hüzün...
Ve saat ayrılığa beş vardı.
Gül yanaklı bir sevdaya yaslandım dün sabah
Daha uyanmamıştım çokluğuna yüzünün
Daha coşkunla sevinç yağmurları yıkamaktaydı yüreğimi
Bir gün yanığı yaşamı adımlamaktayken tam da
Gül yanaklı bir sevdaya yaslandım dün sabah.
Dur, biraz daha kal
Daha ellerinde hiç kanamadım
Gözlerin hala konuşuyor gözlerimle
Hala ılık bir bahar yüreğimde…
Yapraklarını döken ağaçlar, biz yemyeşiliz daha
Çiçek çiçek kokmakta dokunduğumuz her yer
Dur, gitme
Altında kalıyorum her anının…
Dumanı hala tüten bir dağ eviyim.
Henüz yeni terk edilmişim.
Bir alev düşmüş de yüreğime,
Ben anca fark etmişim.
Yüreğime sen düş,
Sen düş ki,
Düş olayım, düş kalayım.
Sen yağ ki yüreğime
en sağanak halinde
Bu sabah İstanbul'a uyandım
Bir de baktım Kızkulesi karşımda
Gözlerimi kapatıp bir daha açtım
Gördüğüm düş gibi değildi oysa...
Topladım dağılan martılarımı
Sonra bir aşk ısmarladım kendime
Şöyle en efkarlısından, en delisinden
Gramofondan Zeki bey sesleniyordu
Bir ihtimal daha olacak mıydı, bilmiyordum
Gerçekten
"Hiç kurusu"yum.
Her öğün arası
alay edin hiçliğimle.
Ve onsuzluğumu
vurun yüzüme
defalarca.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!